Mekke'yi, Medine'yi ve Kudüs'ü ziyaret nasip olmamış biri olarak okudum Şehrim Aşk'ı. Leyla İpekçi ile birlikte dua birktirdim yolculuk heyecanı sardı benide. "Hac meşakkatir" hadisi şerifinde haber verilen zorluklardan benim payıma neler düşer diye düşündüm sonra "Sabır imanın yarısıdır." sözünü düşündüm sabır diledim tüm yolculara... Kabe'yi ilk gördüğümde benim duam ne olur diye düşündüm, sonra tavaf ettim Kabe'yi, cenneten Ebu Kubeys dağına indirilen sonra Peygamber Efendimizin hakemliğinde Kabe duvarına yerşetirilen Hacerül Esved'e el sürdüm, , Mescidi Nebevi'yi ziyaret ettim Efendimizin kokusunu içime çekmeye çalıştım, cennet bahçesinde bana da nasip olur mu diye iki rekat namaz kıldım, Sefa ile Merve arasında Hz. İbrahim (a.s) anlamaya; imtihanını kabullenmiş Hz. Hacer'in yüzünü görmeye çalıştım, Hz. İsmail düştü aklıma, içimdeki putlara atmak için arafatta taş topladım Müzdelife'de ümmet için dua ettim. Hac dönüşü benim nasibim ne olur diye düşündüm.... Sonra Mescid Aksada buldum kendimi, peygamberler şehrinde dolaştım aslında hiçbir zaman kimsenin olmamış Kudüs'te bunca zulüm görmüş müslümanların yüzüne bakmaya utandım. Hz. peygamberin Miraça çıkşını düşündüm. Hz. Musa (a.s), Hz. Meryem'i Hz. Süleyman (a.s) kıssalarında tefekküre daldım.... Mutlaka gitmek harika olmalıdır dedim sonra yüreğime yollara düşme aşkı düştü... Leyla İpekçi'nin kelimerinde kutsal mekanları gezmek güzel oldu.... Ya nasip dedim sonra.. .