Öykü Uçları & Çok Çok Kısa Öyküler
Öykü Uçları & Çok Çok Kısa Öyküler
18Yorum
Mehmet Utku Yıldırım
Kitapkurdu
Öykü Uçları Çok Çok Kısa Öyküler
Uçluklarından çoktan sıyrılmış öyküler aslında, herhangi bir yarımlıkları yok, kısa olmaları öykünün alt dallarından birine yollar mı bunları, bilemiyorum. Mikro öykü değil, öykücük değil, basbayağı öykü, bir sürü. Tanıma yönelik bir sıkıntı yaşıyorum aslında, minimal öykü okura geniş bir alan sağlayan öyküyse minimal olmayan öykünün niteliği konusunda kararsız kalıyorum. Anlatım tekniği bir şey, sözcüklerin sonsuz çağrışımları başka bir şey, o halde nicelikten kaynaklanan bir isimlendirme eğiliminin sonucu olarak mı "mikro öykü" olarak adlandırılıyorlar? Ayamadım bir türlü, yüz sayfalık öykülerden hiçbir şekilde ayıramıyorum Ali Teoman'ın küçürek öykülerini. Diyorum ve bakıyorum, "küçürek öykü" de tanımlanmış ama ben tanım bağlamında kullanmadığım için beni bağlamıyor sanırım. Aman. Ali Teoman'ın romanlarına bilerek girişmiyorum, öykülerindeki kodları benimsedikten sonra bir bir okuyacağım hepsini. Okumadığım çok bir öyküsü de kalmadı sanıyorum, sıra romanlara geliyor ama zaman var daha, zaman her şeye biraz var. Öykülere her zaman var zaman. Bu öyküler tekrar tekrar okunabilir, o ölçüde çoklar, anlamlarını her daim yenileyecek kadar. Bazılarında sözcüklerin geldikleri anlamlardan başka anlamlara geçişleri üzerinden kurulan bir çatı var, örneğin Adım, adımları adlarına muhalif olan bir anlatıcının kısa metni. Yürüdükçe adı silen adımlar öyküyü de silmeye başlıyor ve en sonda adın, adımın ne olduğu sorgulanıyor, sona varılıyor, adımlarla birlikte öykü de bitiyor. Bu bir teknik, bir diğeri durum betimlemeleri. Gümüş'te böyle bir teknik var; yer ve zaman belirtilmiş, muhtemelen ânın büyüsü yakalanmış ve silinmemesi için kayıtlara geçirilmiş. Gümüşün bulunduğu yerde yenmesi gerektiğini söyleyen bir adam, iri gözleri bulanıyor ve rakısından derin bir yudum alıyor. Bu. Bakışı yetebilen diyeceğim, bir öznenin nesneyle yer değiştirme ânı olduğunu düşünüyorum bunun. Bazen öyle bir noktadan yakalıyorlar ki özne-nesne dengesi bozuluyor, yer değiştiriliyor. İki varlık birbirine hiç bu kadar yakın olmamıştır, özdeşleşme kusursuzdur ve bu nadiren gerçekleşir. Tarafların insan olması gerekmiyor, doğa karşısındaki insan da kendisini doğanın bir parçası gibi, hatta doğanın kendisi gibi hissederse, işte büyülü bir an. Günce için ölü zamanlar defterinden bir sayfa olduğunu söyleyebiliriz, bugün hayatının geri kalan bölümünün ilk günü ve dün geçmiş hayatının son günüydü, artık ölü bir gün, ölü bir sayfa, ölü bir insan. Ölmek, geçmişin bir daha tekrarlanmayacak olmasını mühürleyen en önemli iş, bir günü öldürmek ve geride bırakmakla yaşamak aynı şey. Buhur gibi belirsiz bir dünyayı anlatan öyküler bir başka kanal. Belirsiz, sözcük tercihleri ve anlatımın hızı sağlıyor bu belirsizliği. "Sidiğin sararttığı umumî hela taşları" ve "yeşil sineklerin uçuştuğu ciğerci vitrinleri" birleştiriliyor, sonrasında mermer tezgahta yatacak olan herkese çıkıyor anlatı. "Aynı habis iştahayla izale edilmeyecek mi bikrimiz?" (s. 14) Çukur gibi tekinsiz olanlarında vurucu sonlar nakavt ediyor; arabasını ve evini satıp ortadan kaybolan adam, iş yerindekiler tarafından aranıyor ama bulunamıyor bir türlü. Ormanda oysa, bir çukur kazıyor ve çukurun içine giriyor, dudaklarında belli belirsiz bir şarkı. Elsinor günümüzden bir Hamlet manzarası, karakterler huylarına uygun bir biçimde internette dolanıyorlar, apartman dairelerinde çürüyorlar, altın günlerinde entrikalar kuruyorlar, bir şeyler yolunda gitmiyor sarayda, toplumda ve zamanımızda. Eşya ve Zaman bir betim yükü kadar ağır. "Oturmak gecenin bir saatinde eski eşyalarla dolu bir odada, başında bir masanın, dinleyerek yorgun bir saatin ağır aksak tıkırtısını." (s. 23) Perecvari bir eşyadöküm odanın orta yerinde durmaktadır ama her şey kötücül bir ışıkla aydınlanır gibidir. Eşyalar arttıkça zamanı bükmekte, yavaşlatmaktadır. Bu yüzden çok eşyalı evlerin ağır rayihasını durmadan içe doldurur insan ki ağırlaşsın her şey, yavaşlasın, hatta dursun. Zaman için eşya neyse insan da o olsun, maksat budur. Pek çok öykü, pek çok güzel öykü. Her birini geceler boyu okumak gerek, bittikleri gibi başlıyorlar aslında, anti-öykü diye bir şey uydurasım var, anlatının çok az bir parçası, asıl hikâye anti-öykü bittikten sonra başlıyor. Ali Teoman'a saygı, rahmet. Günümü sonsuza derinledi.
hakanay09
Kaşif
18.03.2025
Ali Teoman, şüphe, kasvet, yalnızlık ve suçluluk duygusunun farklı tonlardaki gölgeleriyle kararmış bir gökyüzünü kitabın içinde yer alan kısa ve minimal hikâyeleri eşliğinde büyük bir titizlikle ve sıra dışı anlatımıyla umut kıvılcımlarıyla adeta gökyüzünü aydınlatır gibi okuyucusuna anlatırken, bana hikâyelerini okurken hayata karşı büyülenme, şaşkınlık ve tiksinti duyguları arasında gidip gelmeme neden oldu. Ali Teoman yalnızca hayallerde bile olsa hikâyeleriyle, insanın kendini özdeşleştirebileceği daha sıcak ve daha güzel bir varoluş vizyonu yaratıyor.
Melisa Parlak
Kitapkurdu
30.01.2023
Tabula Rasa, Varan gibi öyküleri çok beğendim. Öykülerin kısa olduğuna aldanmamak lazım zira bu metinler epey yoğun ve düşündürücü. Devrik cümle sevmeyenler için pek ideal bir öykü kitabı denemez. Devrik cümleler zaman zaman kopuşlar yaşatabilir.
asdfghje
Kitapkurdu
07.10.2021
Çok kısa ve anlamlı hikayeler.
Valuska
20.01.2021
Kitapta çoğu birkaç cümleden oluşan kısa öyküler var, bu tarzı sevenler okuyabilir.
ibrahim PÜSKÜL
18.11.2019
Minimal öyküsüverelere.
esperan
21.10.2019
Bu fiyata böyle güzel bir eser her yerde bulamazsiniz.
HT TH
21.06.2019
çıtır çerezlik akıcı bir kitap.
Sami Pür
13.05.2019
Ali Teoman'ın aforizmaya varan bu öyküleri kısa olmasına rağmen kısa zamanda okunacak gibi durmuyor. Okuyup üzerine düşünmeli, düşünmeli; sonra tekrar okuyup düşünmeli ki ancak öyle anlamlarına varılabilsin.
rolandgunslinger
Bilge
25.04.2019
ali teoman'ın dünyası öylesine naif öylesine güzel ki her öykü kendi içine hapsediyor okuyucuyu.
okur_tc_22
Kitapkurdu
18.02.2019
Ali Teoman, doksan sonrası Türk öyküsünün önemli kalemlerinden biri. Dili titizlikle kullanan, edebî açıdan doyurucu ve alışılagelmedik bir öykü poetikasının sahibi olan yazarın bu kitabı küçürek öykü örneklerini içeriyor.
Otomatik_Mandalina
Kitapkurdu
28.01.2019
Yer yer kısa öyküden uzaklaşıp aforizmaya kayan birbirinden değişik, kısacık anları kapsayan öykücükler. Yazarın üslubu hakkında bilgi sahibi olmak için yeterli lakin tadına varmak isteyenler için eksik kalabilir. Ali Teoman'ın kelimelerle oynama gücü ise inanılmaz. Tam bir söz cambazı...
ozdemirr1
Kitapkurdu
12.12.2018
Kısa kısa fakat etkileyici tadımlık öyküler...
aaquilla
04.12.2018
Bir çırpıda okunan birer sayfalık kısa öyküler. Sıkılmadan okuyacaksınız.
z_planı
Kitapkurdu
13.10.2018
kısa ama etkileyici ve şaşırtan öyküler. kısa öykü türünü sevenler için tavsiye edilir
Veda
Kitapkurdu
04.10.2018
Çok çok kısa öyküler gerçekten de. Ama hemen geçemiyorsunuz. Bir durup düşünmeniz gerekiyor.
w.can
Kitapkurdu
25.09.2018
Bir sayfayı geçmeyen minik minik güzel öykülerden oluşan bir kitap.
mobydick16
26.04.2018
Beckett tarzında öyküler. Sıkılmadan, bir çırpıda okunan öyküler.