ifadelerim başkasına benzemiyor. Bir harfin ve bazan bir noktanın yanlışıyla bir mes'ele değişir, mana bozulur. "hz bediüzzaman-şualar"
bediüzzaman hazretleri ve risale-i nur Cenab-ı Allah'ın hakim ismine mazhar olduğundan ;değil cümle ,cümledeki kelimenin bile niçin orada kullanılıp,neden başka kelime kullanılmadığı hikmetin iktizasıdır.nasıl ki kanseri tedavi eden bir ilaç bulunsa, birisi bu ilacı sulandırsa ,yoğunluğu çok bunu seyreltelim dese ,o ilaç tedavi etmez; aynen öyle de sadeleştirilen risale-i nurlar, kalp ruh sır gibi diğer latifeler üzerinde tesirini gösteremez .eğer sadeleştirmenin bize bir faydası olsaydı ,başkasının dahi günahına ağlayan şefkat ummanı müellifi buna müsaade eder eserlerinde bizden bunu yapmamızı isterdi. Bakın bize ne vazife vermiş kendisinden aktaralım : Zannederim ki, hakaik-i âliye-i imaniyeyi tamamıyla Risale-i Nur ihata etmiş; başka yerlerde aramaya lüzum yok. Yalnız bazen izah ve tafsile muhtaç kalmış. Onun için vazifem bitmiş gibi bana geliyor. Sizin vazifeniz devam ediyor. Ve inşaallah vazifeniz şerh ve izahla ve tekmil ve tahşiye ile ve neşir ve talimle, belki Yirmi Beşinci ve Otuz İkinci Mektupları telif ve Dokuzuncu Şuânın Dokuz Makamını tekmille ve Risale-i Nur’u tanzim ve tertip ve tefsir ve tashihle devam edecek. (Barla Lahikası, Kastamonu Lahikası)