Koleksiyoncu
Koleksiyoncu

Kitapyurdu Fiyatı: 266,20TL

Ürüne Git
292Yorum
Mutlaka alıp okumanızı öneririm psikolojik bir kitap bir yanda kelebek koleksiyonu yapan ve sevgisiz büyüp sadece paranın her istediğini yapabilecek güce inan Caliban var diğer tarafta sevgi dolu sanata resim yapmaya ilgili hayat dolu Miranda kitapta her ikisinin psikolojisini ayrı bölümlerde okuyoruz Miranda özgürlüğü için çok çabalıyor Caliban ise takıntılı ve avladığı kelebekler gibi görüyor Miranda'yı onu tutsak ederek zamanla seveceğine inanıyor. "onların dışında ki kimsenin asla haberi olmadı" Sarsıcı ve derinden etkileyen bir kitap.
Yazarın aynı olayları iki farklı karakterin gözünden anlatması yönüyle ilgi çekici bir kitaptı.
Dehşet verici bir kurgu, saplantılı bir karakterin tutsak ettiği kızla yaşadığı ve yaşattıkları. Uykumu kaçıran bir kitap oldu, okunmalı bence.
Miranda’nın günlüğü üzerinden ilerleyen kısımları "sinir bozucu ve sıkıcı" bir anlatı sunsa da , sahip olma tutkusu ile sevgi arasındaki o tehlikeli ve karanlık çizgiyi çarpıcı bir dille sorguluyor.
Naifliği, sözde merhameti ve saf görünümüyle yaptığı şeyin iyi olduğunu ve yeterince parası olan herkesin onun yaptığı şeyi yapacağını düşünen hastalık derecesinde saplantılı bir ana karakter ve sanat okuluna giden, idealleri ve dünya görüşüyle hayata tutku ile bağlı genç bir kız arasındaki manipülasyon savaşı. Ana karakter kendisini o kadar güzel haklıyor ki yer yer tutsak olan genç kıza sinirlendiğiniz bile oluyor. Manipülasyonun en saf hali. Durumun dehşet verici gerçeğini kitap bitince anlıyorsunuz.
Kitap karakteri masum gibi anlatsa da aslında yaptıkları çok kötü . Bazı yerlerde çok etkilenmiştim. Sonunda da çok üzülmüştüm.
Kitabın arka kapağını okuyunca biraz daha farklı bir hikaye bekleyerek okumaya başladım. Aslında birinci bölüm, kaçıran adam kısmı çok güzeldi. Ama ikinci bölümü, kaçırılan kız bölümünü sevemedim. Üçüncü ve dördüncü bölümler kısacıktı zaten. Üçüncü bölümü okurken final bölümü için keşke böyle olsa diyerek sonunu tahmin edebildim. Bana göre, daha çok psikolojik gerilim kitabıydı. Akıcı bir dille yazılmış. 1963 yılında yazıldığı düşünüldüğünde bazı film ve dizilere ilham kaynağı da olmuş olabilir.
Olaylar çok sürükleyici, güzel kitaplardan bir tanesi
okurken zihniniz gerilim, şaşırmak, korku, üzüntü arasında gidip geliyor. Saplantılı olan aşka bir yandan nefret diğer yandan acıma duyuyorsunuz. Ben aşırı sevdim. Nadir birisi sevmez diye düşündüm açılçadı tavsiye ederim.
Romanın gerilimi burada doğar: fiziksel güç Clegg’te, entellektüel ve psikolojik güç Miranda’da. Clegg’in takıntısı, Miranda’yı kontrol edebilmesini sağlasa da, onun zihinsel üstünlüğü Clegg’i rahatsız eder. Fowles, bu tabloyla güç dengesinin sadece fiziksel olmadığını, entelektüel ve psikolojik boyutlarının da hayati olduğunu gösterir.
sevmeyi bilmeyen bir adamın sevilmek ve saygı görmek için her türlü hakkı kendinde görmesiyle başlayan psikopat bir hikaye
Korkunç derecede bir hikaye bazı filmlerle benzerlikler taşıyor kolaksiyonculara bakışınızı değiştirecek bir eser tavsiye ederim
John Fowles ile bu kitap sayesinde tanıştım. Kalemi akıcı, okuması keyifli, diğer kitaplarını da mutlaka okuyacağım.
Kitap, bir kelebek koleksiyoncusu olan Frederick Clegg’in, sanat öğrencisi Miranda’ya olan saplantılı aşkını ve onunla “kusursuz” bir ilişki kurma hayalini konu alıyor. Ancak bu ilişki, sağlıklı bir romantizm değil, tehlikeli bir güç mücadelesi. Frederick, asosyal, içine kapanık ve kadınlarla gerçek anlamda bir bağ kuramamış biri. Miranda’yı kaçırıp bir mahzene hapsederek onun sevgisini kazanabileceğini sanıyor. Ama Miranda özgür ruhlu, sanata ve düşünceye değer veren bir kadın. İşte bu iki karakterin arasındaki uçurum, kitabın gerilimini oluşturuyor. Frederick’in saplantısı ve Miranda’nın çaresizliği, roman boyunca birbiriyle çatışıyor. Karakterlerin zıtlığı gözümüze çarpıyor örneğin Frederick’in alt sınıftan gelmesi ve Miranda’nın entelektüel bir çevreye ait olması gibi. Kitap insan doğasının en tehlikeli yönlerinin incelendiği psikolojik bir yolculuk adeta. Eğer karakter odaklı ve “rahatsız edici derecede” gerçekçi romanları seviyorsanız, bu kitap tam size göre.
Yazar farklı bir kurgusu olmasının yanında anlatmak istediğini eserine insan psikolojisi üzerinden insanların toplumsal sınıf farklılıkları, yaşayış biçimleri, yaşamı ele alış şekilleri ve düşünce yapılarına da vurgu yaparak çok başarılı bir şekilde akıcı aynı zamanda da eleştirel bir dille yansıtmış. Sürükleyici ve merak uyandıran bir roman. Sıkılmadan okuyabilirsiniz.
baştan sona gerginlikle okudum
" kendimi dünyanın tam ortasinda, küçücük bir kutunun içinde hissediyorum. dünyanın bütün ağırlığı içinde bulunduğum bu küçücük kutunun üzerine çöküyor. kutu ufalıyor, ufaliyor. büzüştüğünü hissedebiliyorum." sınıf farki sanatçılar dunyadaki kotulukler resimler ressamlar klasik muzikler jane austen shakespeare bach... gibi konular romana ayri bir gerceklik ve derinlik katmıştı.
yazardan okudugun ilk eser, gercekten cok surukleyici
Kitaptaki anlatım tarzı, olay bana çok akıcı geldi ve aynı olaylara iki farklı kişinin gözünden bakarak okumak gerçekten çok zevkliydi.
Olayları her iki karakterin ağzından dinleyerekten okumak güzeldi.