Hiç olmadı, yani hiç. Bir kitap ve bir insan ne kadar anlaşamazsa, o kadar anlaşamadık bu kitapla. Aptal gibi gözükmek pahasına dümdüz söyleyeceğim: hiçbir şey anlamadım. Ha bir noktadan sonra anlamaya çalışmayı da bıraktım gerçi ama bırakmasam da bir şey değişir miydi emin değilim. Bu kadar postmoderne yokum ben valla ya. Konvansiyonel olmayacağız diye bu kadar uçlara savrulmaya gerek var mı? Yok bence.
Şimdi sakince anladığım kadarını anlatmaya çalışayım. Thomas Pynchon, Amerikan edebiyatının yaşayan en önemli yazarlarından kabul ediliyor, 49 Numaralı Parçanın Nidası da genelde kallavi metinler yazar Pynchon'un en kısa romanlarından - sadece 170 sayfa ama okuması çok zor bir 170 sayfa, zira yazar aklına geleni yazmakta, olayları belirli bir çerçeveye oturtma çabası göstermemekte, herhangi bir mantıksal akış gütmemekte kendini özgür hissediyor.
Arka kapaktan alıntılıyorum: "Kocası Mucho’yla beraber yaşayan Oedipa Maas, eski erkek arkadaşı Pierce Inverarity’nin öldüğünü ve kendisini vasisi olarak atadığını açıklayan bir mektup alır. Vasiyeti yerine getirmeye karar veren Oedipa, San Narciso’ya yola çıkar ve sıradan bir macera olarak başlayan yolculuk, zaman geçtikçe Amerika tarihinin en büyük komplolarından birine dönüşmeye başlar."
Zaten de ancak bu kadarı anlaşılıyor kitabın. Oedipa'nın yolculuğu başladıktan sonrası tam bir kaos. Yine arka kapak "hayalle gerçekçiliğin iç içe geçtiği, kültürel kaosu ve iletişim sorunlarını merkezine alan" diyor kitap için, iletişim sorunlarını okuruyla iletişim kurmayarak merkeze almak bana çok iyi bir fikir gibi gelmiyor açıkçası, söylemem lazım.
İlk başlarda biraz Kurt Vonnegut tarzında bir şeyler okuyacağımı düşünmüştüm, benzer bir absürtlük var ama Vonnegut'un cümleleri ne kadar netse, Pychnon'unkiler o kadar dolambaçlı, gereksiz süslü, karmaşık. Vonnegut'un hicvettiği şeyler ne kadar açıksa, Pychnon'unkiler o kadar belirsiz. Valla bir insanın bağlamsız sayıklamalarını okuyunca bir okur olarak aklımla alay edilmiş gibi hissediyorum ve sinirleniyorum ben. Sevenlerinden özür dilerim ama groteskin de bir ayarı var ve bu o değil, hiç değil.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Dil oyunları Pynchon'un dünyasının önemli bir kısmını oluşturuyor. Yazarın münzevi yaşamı ve hakkında anlatılanlar dolayısıyla okumak istemiştim, ancak kendimi içine veremedim.
Kitap aslında çok iyi. Bunu okurken farkediyorsunuz fakat kitapta hangi unsurların sizin beğenmenizi sağladığını çözemiyorsunuz. Sanırım kitapta aradığımız gizem de böyle bir şey. Gizemin çözüleceğinin beklentisiyle okuduğumuz bu kitap, çözümlenmemiş olduğu kanısında sonlanıyor, ama aslında gizem de burda barınıyor!!
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hayatımdan 1 gün çalan kitap. Kitapta o kadar çok özel isim kullanılmış ki yer kişi mekan vs. Akılda kalmıyor doğru düzgün. Olaylar o kadar ağır ve kopuk anlatılmış ki bir paragrafta bir yerde olan şahıs diğer paragrafta başka yerde ne ara oraya gitti anlaşılmıyor.. kitabı kitaplığıma bile koymam sonunda ne olacak diye okudum o kadar sayfa sonuç hiçbir yere varmayan bomboş bir handikap. Zamanınız bol ve işsizseniz okuyun.. bir şey katacağına inanmıyorum yalnız.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine okudum. Bütün beklentilerimi karşılamasada gayet güzel bir kitap. Kesinlikle başkalarına okumaları için tavsiye ettiğim kitaplar listesine girecek türden.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
49 Numaralı Parçanın Nidası'nın, kültürel kaosu ve iletişim sorunlarını kendi dünyası hâline getirmiş bir kadının, halüsinatif aklının tezahürleri olduğunu söyleyebiliriz anlatılan hikâyeye bakarak. Buna bağlı olarak da Pynchon'ın, modern zaman insanının dünyada yerini arama çabasını anlattığını... Ama roman bundan çok daha fazlası.