3Yorum
Moon Stone
Kaşif
2000'lerin başında "kişisel gelişim kitaplarına doydum, biraz da farklı bir şey okuyayım" diye hiç tanımadan aldığım başka bir kitabıyla başladı Patricia Cornwell maceram. Ve yaklaşık 4-5 sene sürdü. Polisiye olarak en son liseye geçerken Agatha Christie okuduğum için Cornwell beni şaşırttı; bir kadın yazarın bu kadar sert-gerçekçi yazması alışılmadık geldi bana. Kitabın arkasını dikkatli okumamışım sanırım. Cornwell'in gerçekten adli tabip olduğunu düşünmüştüm çünkü verdiği bilgiler uzmanlık istiyordu; inanılmaz ayrıntılıydı. Olayların kurgusu ise insanı geriyor ve son sayfaya kadar nefesinizi tutarak okuyordunuz. Kısaca güçlü bir polisiye yazarıydı. O döneme kadar çıkan bütün kitaplarını buldum okudum. Yalnız bu sert-gerçekçi yazım bir süre sonra ruhuma (ve mideme) ağırlık vermeye başladı. 2005'ten sonra okumadım. Net olarak diyebilirim ki en iyi kitapları, bence tabi, Morg Çıkmazı ve Yoksullar Mezarlığı.
betulkaraca
Eski tarihli bir kitap olmasına rağmen çok beğendim. Çok detaylı yazılmış ama hiç sıkmıyor. Eski kitap evlerinin ne kadar kaliteli bir çeviri ve hatasız basım yaptıklarını görünce bu günkülerin acınası halde oldukları çıkıyor ortaya. Diğer basılan kitaplarını da okuyacağım.
mimarjimm
Cornwell´in anlatımı sizin de orada olmanızı sağlıyor neredeyse. Olayları bir kadın gözüyle izlemek farklı ve daha derin. Okumanızı değil düşünmenizi ve hissetmenizi sağlıyor. Bu yüzden de aslında kitabın içine daha fazla girmenizi sağlıyor. Kitapları bir kronolojik sırayı takip ettiği (bazı kitapları hariç) ve aynı insanlar çevresinde olduğu için belli bir sırada okumak size olayın genelinde bir öykü daha yaratıyor. Yalnız PC okuyanları uyarmak lazım; olayları dedektiflik hikayeleri gibi olmadığı ve günlük ve ailevi ayrıntılar içerdiğinden kitaplarını okurken duygusal, ruhsal ve eh konu itibariyle de biraz midesel bakımdan zorlanabilirsiniz. Araştırmaları ve tıbbi ayrıntı ve tasvirleri fevkalade ...