4Yorum
deniz6
30.04.2019
Yemen de yaşanılan sıkıntıları,mücadeleyi,açlığı oldukça etkileyici bir şekilde anlatmış
Halil Korkmaz
29.10.2018
1517’de Yavuz’un Mısır’la birlikte Halife de oluşuyla sözde Osmanlı’ya geçen Yemen’de, 1919’a kadar, yaklaşık beş yüz bin Osmanlı askeri şehit olmuştu. Dünya nüfusunun 600 milyon civarı olduğu o yıllarda ne olmuştu da 500 bin insanımız Yemen’de ölmüştü? Bunlara belki de “öldü” demek bile doğru değildi. Zira Yemen “gidenin gelmediği yer”dir. Gencecik insanlar gidiyor, “öldü” haberi de dâhil, onlardan bir daha da hiçbir haber alınamıyor. Ve on, yirmi, otuz yıl geçince de onu öldü sayıyorsunuz. İşte Şepitçi tüm bu soruların cevapları ve daha fazlasını kitabında anlatıyor. Anlatmakla da kalmıyor, sanki “Asker Ağa” dedesinin ağzından Hudeyde–Cizan–Sana-Taiz şehirleri, Mefhak–Cahiliyye-Huş kaleleri, Şuûb–Hıraz-Mafke dağları, Yazil Köprüsü, Timsah Gölü, Süveyş Kanlı’na götürüyor. Ve bu kitabı bitirdiğinizde "Yemen hakkında ben hiç bir şey bilmiyormuşum" diyor, eğer hâlâ takatiniz kaldıysa da şu Yemen türküsünü mırıldanarak derin düşüncelere dalıyorsunuz.
aytaç saydam
Kitapkurdu
13.12.2015
YEMEN HATIRALARI HÜZÜN KOKUYOR
Mehmet Öztürk
18.11.2014
Kırım'dan Yemen'e, Bosna'dan Tahran'a uzanan Osmanlı medeniyetinin en elim ve dramatik şekli Yemen'dir sanırım.... Yüzbinlerce mehmetçiğe mezar olan bu uzak diyarlara ilişkin maalesef elimizde fazla bir kaynak yok...Oysa kaç ışık sönmüştü o karanlık yemen çöllerinde....Yemen Sızısı, yürek sızısıyla okunacak bir kitap, günlüğü biraz roman havasına sokularak yazılmış ve değişik bir tarz olmuş.... Bilgeoğuz yayınevini ve Mehmet Sami Şepitçi Beyi bu eseri bu millete kazandırdıkları için teşekkür ediyorum...