Anlatının Gücü & Kitle Kültürü Çağında Hikayecilik Hakkındaki Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Onaylı Yorum Bu yorum, Onaylı Yorumcu tarafından yazılmıştır.
Bilgi İçin 
Anlatının Gücü
Geçen sene bu aralar askerliğin ilk günleriydi. Çile dolu üç haftanın sonunda dağıtım izni kullandım ve büyük konuştum; bir daha Ankara'ya adım atmamacasına eve dönüyordum. Hayatımın en güzel otobüs yolculuğuyla -yanımda pek sevdiğim kız vardı ve yolculukta tanıdığım halini de pek sevdim- İstanbul'a döndüm. Kıbrıs'a gitmeden önce beş günüm vardı, beş gün ne yapabilirdim ki? Hiçbir şey yapmadım, bir bu kitabı okudum ve okuduğum her kelime askerde yaşadığım bitmez tükenmez saatler tarafından çarpıtıldı, anlamını yitirdi. Geçende tekrar okudum, tamam bu iş.

Bu bir hikâyeydi, çoğumuzun ihtiyaç duyduğu kişisel hikâyelerden biri. Hikâyelerimizi anlatmak zorundayız, onlarla başka bir şey yapamayacağımız için bir noktada bünyeden atılmaları gerekiyor. Kendi tarihimizi kurduğumuzda bunu paylaşmak isteriz, tarihimiz kimliğimiz haline gelir, insan sosyal bir varlıktır -diye öğrettiler, zaman zaman tam tersi de geçerlidir- ve doğru veya yanlış, anlatırız.

Robert Fulford çekirdekten yetişme bir gazeteci, bunun yanında hikâye anlatımının gerek gerçek hayatta gerek edebiyatta nasıl bir yol izlediğini, anlatıcılığın değişen sosyal şartlarla birlikte nasıl farklı niteliklere bürünerek sürdüğünü toplamda beş saatlik radyo programlarına tıkıştırıp anlatabilecek kadar iyi bir araştırmacı. Onlarca hikâyecinin nesiller boyunca aktardıklarının toplamına "medeniyet tarihi" diyor, tarihin oluşumundan günümüze insanın yegane ihtiyaçlarından birinin, hikâyenin izini süreceğiz.

Dedikodu, Edebiyat ve Benlik Kurguları: İlk bölümde genel olarak yaşamın acısını hafifletmek ve sonsuza kadar yaşamak için anlatılan hikâyeler var. Hepimiz farkında olmadan bunu yapıyoruz ama bu bölümde irdelenen, bunların nasıl edebi yapıtlara dönüştükleri.
Fulford, toplumu yönlendiren büyük anlatıların -İncil vs.- tehdit altında olduğunu, yine de hikâyenin ve hikâyeden doğan edebiyatın varlığını sürdürdüğünü söylüyor. Saul Bellow'un kendisini aldatan eşinin yansımasına yer vererek yazdığı Herzog, D. H. Lawrence'ın kitapları ve daha pek çok örnek bunun canlı bir kanıtı. Hikâyeler olduğu gibi hatırlanıyor, oysa edebiyat bir arındırma işi aslında. Fazlalıklar, gereksiz ayrıntılar atılır ve geride kalan şeyler edebi yapıtı oluşturur. Milan Kundera'nın Ölümsüzlük'te incelediği fikirle bağlantılı; tarihin bir parçası olmak için yapılanların mantığında öyküye dönüşmek var. Bu, kronolojik hikâyelerin uç uca dizilmesiyle gerçekleşebildiği gibi kaotik bir yapıya bürünmüş, zamanların, insanların ve mekanların iç içe geçtiği bir karmaşa şeklinde de belirebilir. Paul Auster'ın pek güzel üçlemesinde. R. E. Howard'ın bütün zamanları sıkıştırdığı sagalarda olduğu gibi. Fulford, hikâye anlatmanın temeli hakkında şunu söylüyor: "Hikâye anlatmak, yaşamın korkutucu rastlantısallığının üstesinden gelebilme, en azından onu kısmen kontrol altına alma çabasıdır." (s. 25) Parçalı veya bütün, hikâyemiz bizimle birlikte yaşar ve hikâyemize başkalarının metinlerinde rastlama olasılığı oldukça yüksektir.

Hikâyeler yetersizse ne olur? Yalancılar ve Sahtekârlar Ansiklopedisi'nde en güzel örneklerinin yer aldığı uydurmasyon hikâyeler ortaya çıkar. İnsan hem edebi olarak, hem yaşamsal olarak uydurmaya son derece müsaittir, zira soyut düşünce yeteneğimiz gelişerek bize büyük bir lanet getirmiştir ya da hediye. DuPre gibi dünya savaşı gazisi olduğunu uydurup alternatif tarih yaratanların yanında zaten ünlü, zengin vs. olup hayatları hakkında uydurukçuluğa devam edenler de var. Bu bir ihtiyaç, statü ne olursa olsun.

Büyük Anlatılar ve Tarihin Örüntüleri: Hikâyelerin tarih yazımıyla ilişkileri üzerine. Gibbon, Toynbee, Wells gibi ünlü tarih yazıcılarının kendi zamanlarında ve sonrasında nasıl değerlendirildikleri, iki disiplin arasındaki etkileşimi oldukça açık bir şekilde ortaya koyuyor.

"Bu yazarların kendilerine biçtikleri rol, belli olaylara anlam yükleyen geniş bağlamlar yaratmak ve böylelikle okuyuculara toplumların tarihe nasıl dahil olduğunu göstermekti." (s. 39)

Fulford, bu isimlerin binlerce olguyu anlamlı bir kalıp içine sığdırıp bunlardan insan davranışları hakkında bir tarih çalışması yaptıklarını söylüyor, insanoğlu için geçmişten gelen hikâyelere duyulan ihtiyacı giderdiklerini de söyleyebiliriz, zira sonrasında akademik çevrede eleştiri yağmuruna tutulmaları, tarihi olabildiğince geniş bir perspektiften görmeyip belirli noktalarla sınırlamalarının sonucu. Tarih yazımının büyük kurumların, insanların gözünden görüldüğü biçimde gerçekleşmesinin asıl tablonun çok kaba çizgilerle oluşturulmasına yol açtığı söylenebilir. Bu sebeple daha bütüncül, ayrıntıların özellikle incelendiği bir anlayış ortaya çıktı; genelevler, hastaneler, yemek kültürü gibi bir toplumu oluşturan pek çok küçük detay hakkında kapsamlı araştırmalar ortaya çıktı. Foucault'nun araştırmaları bu konuda öncü kabul ediliyor.

Sonuç olarak kitapçılarda "tarih" bölümünden "kurgu" bölümüne doğru bir yolculuk var, kitapların adresi disiplinler ana çizgilerine kavuştukça değişiyor. Bunun yanında hikâyeye duyduğumuz ihtiyaç malum, o yüzden bu metinlere ihtiyaç var ve her zaman olacak. Büyük anlatılar sansüre uğrar, değiştirilir ve daha pek çok felaketle karşılaşırlar ama varlıklarını sürdürürler, zira yerlerine daha inandırıcı bir şey koyulamamıştır.

Sokak Edebiyatı ve Haberlerin Şekillenişi: Barthes'ın bahsettiği süpermarket reyonları ve mitler arasındaki ilişki, bu bölümün temelini oluşturuyor. Güncel meseleler giderek mitlerin yerini alıyor ve hikâyeler buna göre biçim değiştiriyor.

"Eşini başkasıyla basıp adamın arabasına çimento döken adam" mitinin izini süren Fulford, dünyayı dolaşan ve gerçek bir şehir efsanesi haline gelen bu olayın izini sürerek insanların neden gerçek olmayan şeylere inandıklarını sorguluyor. Bilgi güçtür düsturu yüzünden insanlar böyle hikâyelere inanıyor. "Şehir efsaneleri dünyayı hikâyeler biçiminde açıklama arzumuzun parodisini yapar." (s. 69) Gazeteciliğin devreye girdiği nokta burası; hikâyeleştirilmiş haberlerin geçmişten günümüze şekillenişini inceleyen Fulford, günümüzde İncil'den çok gazetenin okunduğunu belirtiyor.

Modernitenin Çatlak Aynası: Modernizmin oldukça kalın tabanındaki çatlaklardan görünen renkler, güvenilmez anlatıcı denen naneyle ortaya çıkıyor. Nabokov, İşiguro ve daha pek çok yazar, bazı metinlerinde anlatıcının okura doğruyu söylemediğini, belki kendine de doğruyu söylemediğini, doğrunun varlığından ve hatta kendi varlığından hiç haberdar olmadığını, bir başkasının yaratısı bile olabileceğini söyler. Bu postmodernizmin savaş alanıdır; genel geçer fikirlere topla, tüfekle, ağır sanayi hamlesiyle saldırdığı noktadır. "Modernizm otorite kurar: Fikirlerini açıklarken karşı çıktığı gelenekler kadar buyurgandır. Bir grup sanatçı yerine başka bir grubu koyar; postmodernizmse muhteşem bir sanatçının var olup olamayacağını ya da bunun gerekliliğini sorgular, hatta mükemmel sanatın varlığından şüphe eder." (s. 94) Anlatının modernizm-postmodernizm ekseninde değerlendirildiği bir bölüm bu, ayrıntılı bilgi edinmek isteyenler Postmodern Teori'ye bakabilir. Oraya bir on puan daha yazmanızı rica ediciim.

Nostalji, Şövalyelik ve Düşler Alemi: Benim ilgimi en çok çeken bölüm bu oldu, zira Ivanhoe'nun Amerikan İç Savaşı'yla, Güneylilerle olan ilişkisi oldukça nefes kesici. Edebi bir yapıtta kendini bulan bir toplum düşüncesi, Fulford'a ayrı bir madde oluşturtacak kadar incelenmeye değer.

Mutlaka okunmalı. Bence. Hikâyelerinizle ne yapabilirsiniz, toplumlar ne yapmıştır, hep bunlar.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Serkan BALCI
17.02.2023
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Anlatının Gücü kitabı anlatının tarihçesini, dedikodu şeklinden gelişen anlatıdan başlayarak medeniyet tarihinin yazımından gazetecilikteki kullanımına, kadar harika bir analiz.
Teşekkürler
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Sinem Karakoca
17.09.2020
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
yorumlar iştahımı kabarttı. Merak ediyorum, okuma listemde yerini aldı.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Polentem
10.05.2020
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Gazeteci yazar hikayecilik konusunda gerçeğin nasıl da değişken olduğuna ve hikayeyi kalıcı yapan, geniş kitlelere yayılmasını sağlayan unsurlara değinmiş. Keyifle okunacak bir kitap.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
kafabikitap
15.03.2020
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hikaye anlatmak temelden beri süregelen en önemli insani özellik. Bu nun önemini kavramak ve hikayeler yaratmak gerek. Bu kitap da bir çok konuya değişmiş. Bazı yerleri çok edebi olsa da konunun önemini kavramak için öneririm.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
gazeteciserif
18.12.2019
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
çok farklı deneyimlere şahit olacaksınız.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
manuscript
14.09.2019
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
anlatı bir şekilde herkesi ilgilendiren bir kavram. edebiyat, tarih, gazetecilik doğrudan ilşkili alanlar olmak üzere, özellikle sosyal bilimler konusunda çalışanların bu konuda fikir sahibi olması gerekir diye düşünüyorum. diğer taraftan sempozyum bildirileri ya da bu kitapta olduğu gibi radyoda verilmiş bir konferansın yazıya dökülmüş hali, mümkün olduğunca kısa ve ilgi çekecek biçimde bilgilendirici olduğu için favorilerimdendir. anlatının yaşadığı dönüşümleri beş programda/bölümde çoğunu da bildiğimiz için zihnimizde canlandırmamız oldukça kolay olan örneklerle anlatıyor. tematik tarih denilebilecek kitap, anlatının tarihini akıcı bir üslupla veriyor.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
sa_nem
28.08.2019
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Dinletilerden hoşlanan, kendisi de anlatıcılık ile ilgilenen herkese tavsiye ederim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
slymn16
03.07.2019
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
son zamanda oldukça ilgi toplayan kitaplardan biri. merakla okuyacağım fiyatı çok uygun
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
beyazmai
28.03.2019
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Farkınınım yaratır.
Yanıtla
0
1
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
taclarca
29.01.2019
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kolektif Kitap'ın düşünce serisi kitaplarını okumaya çalışıyorum, bu güzel olanlardan biri, tavsiye ederim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
spancar
21.08.2018
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Biraz karışık ama güzel
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
ademhanesen
02.01.2018
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
eh işte, ilgilisine yarar, fazlası değil.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
mimessis
05.11.2017
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
çok bir şey beklemeyin ama kötü de değil
Yanıtla
0
1
Destekliyorum 
Bildir
Özgür Aslan
21.07.2020
İletişim kurma yöntemlerimizden en rahatı,en faydalısı ve belki de en tehlikelisi olan anlatının bu özelliklerinin nedenlerini,ilk anlatının temeli olan dedikoduya farklı bir bakış açısını, medya ve gazetecilik sektöründe geçirdiği evreleri okuyacağınız kısa ama zevkli bir eser.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
daha iyi olabilirdi ama yine de faydalı bir kitap
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir