Kadı Abdulcebbar'a Göre Dinin Akli ve Ahlaki Savunusu
Kadı Abdulcebbar'a Göre Dinin Akli ve Ahlaki Savunusu
10Yorum
Kerem Taşcı
Kitapkurdu
27.10.2023
Mutezilenin en meşhur alimi olan kadı abdülcebbar'ın kafa yapısını anlamak için önemli bir kitap
KY-238979
25.02.2020
İyi yapılmış bir akademik çalışma.
BEKİR GÖKHAN GÖKALP
Kitapkurdu
Kitapyurdu'nda aradığım her şeyi en uygun fiyata bulabiliyorum. Tek kelimeyle süperrr...
Âsım Efendi
Bilge
18.01.2020
Mutezile ve Kadı Abdulcebbar'ın düşüncesini anlamak için okunması gereken önemli çalışmaların başında bu eser geliyor. İlahiyat alanına dair, Kelama dair çalışma yapacak kişilere öneririm. Kadı Abdulcebbar, eserleri günümüze ulaşması açısından, Mutezile mezhebinin zirvesi veya derleyicisi olarak ifade edeceğimiz bir şahsiyet olduğu için önemli bir alimdir. Tavsiye ederim.
kitapları sevmem
25.04.2019
Mutezilenin en büyük kuramcılarından Kadı Abdulcebbar'ın görüşleri sarahatle ortaya konmuş.
celal d
26.03.2019
Kadı Abdulcebbar'a Göre Dinin Akli ve Ahlaki Savunusu kitabı 4 bölümden oluşuyor. Bunlar Akıl-nazar, akli bilgi-değeri, haber ve Kur’an, şeriat ve ahlak şeklindedir.
KY-3840467
17.01.2019
Okunmalı.Kadı abdülcebbar önemli biri.
harun1419
Kitapkurdu
17.09.2018
kitap başlarken besmele hamdele ve salvele ile başlamadığı içim direk kenara koydum
Şair...
Kitapkurdu
07.06.2018
Mu’tezile, insan düşüncesinin iki temel modu olan ‘mitos’a karşı ‘logos’u temsil eder. Burada logos, hem ‘söylenmiş olan sözün aynıyla tekrarını’ ve ‘yeni söz söylemeyi’ hem de ‘akıl, düşünme ve ölçüyü’ içerir. Bu yönüyle Mu’tezile, Kur’an’da akla, kritiğe ve düşünmeye dayalı olarak, Tevrat ve İncil’e kıyasla atılmış olan ileri adımı sürdürmenin ve bunu daha ileri taşımanın adı olarak nitelenebilir. Mu’tezile Kelâmı da akıl ile vahiy arasında derin bir bağın bulunduğunu hararetle savunan bir düşünceye sıkı sıkıya bağlıdır. Bu sebeple akıl ile vahiy ma’kûliyet zemininde kaynaşmış; ortaya ahlakî bir değerler evreni çıkmıştır.
Câhız
Kitapkurdu
05.09.2017
İ. Aslan bu eserinde Mu‘tezile’nin Kur’an’a ilişkin varlıksal, ahlâkî ve bilgisel kabulünün dilsel ve akılsal temellerini yoklamaktadır. Ona göre Kâdî Abdülcebbâr, Kur’an’ı anlaşılmaz bir boyuta çeken “kelâm-ı kadîm” düşüncesine karşılık “kelâm-ı ma‘kûl”u ileri sürmekte ve Ku‘an’ı dilin sınırlarında ve aklın delâletinde düşünmektedir. İ. Aslan Kâdî Abdülcebbâr’ın bu düşüncesini anlaşılır kılmak için bir taraftan Mu‘tezile’nin dil düşüncesinin ayrıntılarına diğer taraftan ise Saussure, R. Jakobson ve Trubetskoy gibi dil felsefecisi ve bilimcilerinin görüşlerine yer vermektedir.