Şu Amerikan Rüyası bir kurtaramıyor adamı. Çocuklar savaştan eksik dönüyor, kafaca dahil. Haplarla vücut kimyası düzenleniyor, uyuşukluk ve mutluluk birbirini kovalıyor, arkada derin bir çöküntü ama sesi uzaklarda, duyulmuyor. Görülmüyor? Ofisler, kimin içeride kimin dışarıda olduğunu kim söyleyebilir?
"Kafamı, içindeki çöplükten -büzükler, bayraklar, donlar- arındırmaya çalışıyorum galiba. Evet, bu kitapta bir de don resmi var. Diğer kitaplarımdan karakterler de attırıveriyorum araya. Başka soytarılık yok.
Kafamı elli yıl önce bu hasarlı gezegende doğduğumdaki bomboşluğuna döndürmeye çalışıyorum galiba." (s. 23)
Vonnegut dünyayla doldurduğu çöplüğü salıyor, araya Allahlı, razılı kitaptan bir adam bırakıyor, çizimleriyle bir büzüğün nasıl olması gerektiğini ve donu anlatıyor. Siz de şampiyonların kahvaltısından tırtıklamak isterseniz arayacağınız numara belli. Alttan hızla akan ve sizi hacamat edecek kampanya şartlarını okumayın. Nüfusun çoğu okuma yazma bilmesine rağmen bilmiyor. Kapatalım dükkanı gitsin.
Mevzuları belirleyelim. Kilgore Trout, Bay Rosewater'ın parasının gücüyle ait olmadığı bir ortama gidiyor, kodamanların yanına. Daha büyük yardım partileri yapmak için parti yapanların yanına. Bu Kilgore BK yazarıdır ve ne kadar yazdığını, nereye yazdığını kendi de bilmez. Arada dergilerde yazdıklarına denk gelir, o kadar. İlginç fikirlerin mucididir. Mucit çünkü böyleleri ancak icat çıkararak elde edilir. Bir tane örnek sıkmaya çalışayım: Cygnus X-1'den gelen 5467z, insanlara b.klarının başka galaksilerde çok değerli olduğunu söyler. İnsanlar daha çok s.çabilmek için daha çok yerler, çoğu obeziteden ölür, kalanlar bir refah toplumunda yavaş yavaş ölüme terk edilir. Çiftlik gibi. 5467z'nin onlara söylemediği, b.klu bağırsakların daha değerli olduğudur. Falan.
Dwayne Hoover bir araba satıcısıdır. Kafayı yiyene kadar.
1492'de kıtada zaten milyonlarca insan dopdolu ve yaratıcı hayatlar sürüyordu. 1492, korsanların onları aldatmaya ve soymaya ve öldürmeye başladığı tarihti. Ya. The Sopranos'un Kolomb ve kızılderili içeren bölümünü hatırlayalım. Yoz insanları da hatırlayalım, mesela yoksullar için çalışan ama aslında onlar için çalışmayan siyah adam. "Revolution... The revolution got sold, Ronnie."
Falan filan.
Dwayne, Kilgore'un bir kitabını okudu ve dünyadaki özgür iradeye sahip tek varlık olduğu sanrısına -sanrıysa eğer- kapıldı. Herkes robottu, yaşam planlanmış bir şekilde sürüp gidiyordu. Seçimler belliydi, özgürlük belliydi. Panoptikonal yapı kurulmuştu, öyle başarılıydı ki insanlar nereye bakmaları gerektiğinin ötesinde, izlenip izlenmediklerini bile bilmiyorlardı.
Mezar taşlarını da ekleyin, Vonnegut'ın çizimleriyle taşlar son derece iştah açıcı gözüküyor. Adamımız mevzu edilen davette içkisini içerken -Tanrılığını belirtmek lazım çünkü adam Tanrı, bir kere kitap onun- karakterlerini oradan oraya götürebilir, k.çlarında papatyalar açtırabilir. Anlatıcının Tanrılığı, Tanrının yazarlığı bu kadar.
Okur, bir kaşık al.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Vonnegut'u ilk okuduğumda aklıma Murat Menteş'in romanları geldi. Ve Menteş'in kıymetini tekrar anladığımı belirtmeliyim. Bir kere Şampiyonların Kahvaltısı'ndaki postmodernist havanın anlamı bozduğu barizdir. Zaten iki amorf karakterin basket topu gibi iyi çizilmemiş bir kaosun ortasında başıboş hareket etmesinin neresi anlamlı olabilir ki... Kurguya alışkın okur her zaman kurmacanın izlerini arar. Fakat böylesine değişken bir zeminde ne karakteri ne de mekanı bulmak mümkün... Böylesi eserlere ciddi bir açıdan bakarak edebi zevk almak isteyenler bari mizahın izini sürüp iyi vakit geçireyim diye okurlar. Bende mizahla rahatlamayı ve akıcı bir şekilde eseri okumayı tahayyül ettim. Fakat Amerikan mizah anlayışı bizden çok uzakta... Amerikan talk showlarını izleyenler bilirler. Okuru sayfalara bağlayan bir kurgu ya da bağlayıcı mizah unsuru olmayınca, son sayfaya kadar sabretmek zorlaşır. Bu psikolojiyle bitirdim.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. İçinde çizimler var diye hafife almıştım ama ağır sayılabilecek bir kitaptı. Bazı cümleleri defalarca okudum. Ama anlatımı beğendim. Hiçbir yazarla kıyaslayamam sanırım, çok değişik bir iç dünyası var :) sanırım diğer kitaplarını da okuyacağım.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Çok ilginç bir roman. Yazarın bizzat olay yerine intikal edip hikayeye dahil olduğu, karakteriyle bir kafeteryada oturup uzun uzun konuştuğu enteresan bir kurgusu var kitabın. "Kurt Vonnegut okudum" diyebilmeniz için muhakkak kütüphanenizde olması gereken bir kitap. Herkese tavsiye ederim.
Kitapta "Allah senden razı olsun bay Rosewater" romanındaki Bay Rosewater'a yer vermesi ayrı bir güzellik katmış. Birbirleri ile bağıntılı bir kitap ama önce o okunmalı
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarın kendine has dünyası, şehirleri, karakte isimleri var ve kitaplarında bu varolmayan isimler üzerinden yol almayı seviyor. kitabı pek beğenmesem de Vonnegut evrenine adım atmaktan zevk aldım.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Güzel bir hikaye. Sonu belki daha farklı bağlanabilirdi. Esprili bir dille yazılmıs ve ara ara yazarın kendi çizimlerine de yer verilmiş. Okunabilir bence.