Kavgam 1. Cilt
Kavgam 1. Cilt

Kitapyurdu Fiyatı: 242,00TL

Ürüne Git
45Yorum
Mehmet Utku Yıldırım
Kitapkurdu
Kavgam
"Kavgam’a başladığımda, hayatımdan ve yazdıklarından bıkmıştım. Harika ve büyük bir şey yazmak istedim, Hamlet ya da Moby Dick gibi bir şey ama kendimi çocuklara baktığım, bezlerini değiştirdiğim, karımla kavga ettiğim ve hiçbir şey yazamadığım küçük bir hayatın içinde buldum." Sabahın körü, dünya karanlık, Karl Ove'un hamile karısı, kocası yanında kalsın istiyor. Karl Ove sallamıyor ve bir sigara yakıp bir şeyler yazmaya çalıştığı bürosuna doğru yola çıkıyor. Bir şeyler yazacak. Yazabilirse. Yaratma sancısı zannediyorum tam midesinde, kasılıp duruyor. Sonra karısı aklına geliyor, kös kös dönüyor evine. Ev kalbin olduğu yerdir, Knausgaard'ın bir evi olduğunu sanmıyorum. En azından o zamanlar, anlattığına göre. Umarım şimdi evini bulmuştur, zira adamın iki büklüm, kör kütük yürümeye -yaşamaya- çalışmasının sancısını ta derinlerde hissediyorsunuz. Sanırım insanlar postmodernizmden kuramlardan oradan girmeli buradan çıkmalı anlatılardan çok sıkılmış, Knausgaard patlamasını biraz buna veriyorum. Saydıklarımın her biriyle bir sınır çekersiniz, gruplarsınız ve önünüzde tam anlamıyla çözdüğünüze inandığınız bir fikir, eser vs. kalır. Bravo. En çok siz bildiniz, siz çözümlediniz. Peki şöyle gerçek bir şeyler okumaya ne dersiniz? Anılar kurgudur, hatırlandıkları ilk andan son ana kadar, evet ama onların her işlenişi doğaldır, yeniden yaratımı doğaldır. Michel Butor roman üzerine düşüncelerinde söyler de bunu. Yaşayanla anlatan aynı kişi midir, değildir ama Knausgaard okurken bu ikisini ayıran çizginin son derece inceldiğini, bana göre yer yer yok olduğunu görürsünüz. Bukowski'de alırsınız bu tadı mesela ama bence Panait Istrati ve John Fante'dir geçmiş muadilleri, elbette Proust'a da pek benzetirler. Yaşamın saf deneyimi; ne umutlu ne umutsuz. Istrati'nin dediğine yakın: "Bütün bildiğim; niçin acı çektiğimizi ve nasıl öleceğimizi bile bilmeden, neden ve nasıl olduğunu bilmeksizin aptalca, anlamsızca yaşadığımız." Utanç, Karl Ove'un gözlerinden bir adım geride olmasını sağlıyor. İzliyor, şahit oluyor ve yıllar sonra yaşadıklarını yazarken bile bu duyguyu tekrar yaşıyor, anlatının izleği utanç. Röportajlarında da belirtiyor bunu, biraz baktım da. Babasıyla, kadınlarla, çevresiyle ilişkilerinde utancın izlerini her zaman görmek mümkün. Yarışma gerginliği; toplumun önünde her zaman iyi görünmek ve diğerlerinden farklı bir yan ortaya koyabilmek. Müzikle uğraşması, grubuyla verdikleri ilk konser bir utanç kaynağı olsa da deniyor en azından Karl Ove, usanmadan deniyor. Her zaman da deneyecek, vazgeçecek gibi görünmüyor. Toplum ama küçücük bir ülkede kimlerden oluşuyor bu toplum? Evlerin birkaç yüz metre aralıklarla yapıldığı, ebeveynlerin arkadaşlarının pek görünmediği, birkaç arkadaş dışında pek kimsenin tanınmadığı kapalı bir dünya. Elinden gelenin en iyisini yapmak zorunda Karl Ove, noel partileri ve okul dışında tanışacağı yeni birilerini bulması zor ki sosyalleşme girişimleri de nispeten başarısız. "Bir adım geriden" olayını örüyorum, yaşamını anlayabilirseniz neden yazdığını, ne yaptığını kısacası, anlarsınız. Sağda solda görmüşsünüzdür, kalbin atıp durmasıyla ilgili ünlü bir giriş cümlesi var. Sonrasında ölülerle çevrili bir dünyada yaşadığımızı söylüyor Karl Ove ve ölümle ölü arasındaki ilişkiyi irdeliyor. Ölümden korkmuyorsak ölüden niye korkarız? Nazım der ya, ölüme inanmadığımız içindir belki. Jankélévitch de aynısını söyler. Ölüme inanmıyoruz, bu yüzden öldüğünü gördüklerimiz gözden uzakta olsun istiyoruz. Yaşamak zor zanaat, bir sanat. Babayla, eşle, çocuklarla yaşamak olunca mevzu, özgürlüğüne nokta koydurmayacak bir insan için daha da zor. En iyisini yapmaya çalışıyor Karl Ove, aile babası rolündeyken kendi babasından yola çıkarak belki nasıl bir baba olacağını bilmiyor ama olmayacağı şeyi çok iyi biliyor. İkisi aynı şey mi, bence değil. Edim yok; işin olumlu yanını hiç görmemiş bir adamdan iyi bir baba olmasını beklemek pek olası değil. Babasının bir okul toplantısında söylediğini yaşıyor sanki: "'Okuldaki davranışları onun sorumluluğunda, benim değil.'" (s. 65) Yine de elinden geleni yapıyor Karl Ove, anladığım bu. Baba. Son bölüm babanın ölümüyle birlikte yığılan bir geçmişin ağırlığını taşıyor. Dünyanın ağırlığı babadan oğula geçiyor. Biyolojik duvar yıkılıyor, sıra sonraki jenerasyona geliyor ve Karl Ove yükü üstlenmeden önce geçmişle hesaplaşıyor. Çok etkileyici bir bölümdü.
nuh222
Kitapkurdu
Eserin daha ilk sayfalarında Proust'u âdeta özümsediğini belirten yazar en ince ayrıntıya kadar indiği anılarında bunu okura fazlasıyla yansıtıyor zaten. Günlük rutini günce tutarcasına uzun uzadıya yansıtmak edebiyat mıdır yoksa sadece çalakalem bir yazı çalışması mı? Bu işi ciltler dolusu bir seriyle kotarmakla okurlar bir çeşit modern "Kayıp Zamanın İzinde" ilerlemiş olmuyor ne yazık ki. Bunun yanında ilginç tespitler, ironik özeleştiriler de yok değil. Oidipus kompleksini örnekleyen, baba merkezli aile trajedisi; abiye olan hayranlıkla haset duygularının birbirine devamlı karışması ile yazarın bazı satırlarda travma seviyesine düştüğü izlenimi de oluşuyor okuyanda. Sınırsız özeleştiri samimiyet uyandırmakla beraber yer yer lüzumsuz ajitasyona da neden olabiliyor. Tüm eserler gibi olumlu ve olumsuz yönleri, eksikleri ve fazlalıklarıyla kedine öyle ya da böyle oldukça geniş bir alan açmış bu eserler serisi nihayetinde okunur mu, okunur.
Funda Sevim
Kitapkurdu
Yazarın kavgam serisini okurken, kendisi gibi yazar olan eski eşi Linda'nın, neden "Dünyanın en boşboğaz adamıyla evlenmişim" dediğini anlıyorsunuz.
KY-721916
Çoğu zaman sıktı beni de ancak gene de ikinci kitabı da aldım
hypnoposion
Kitapkurdu
Knausgaard 'ın kitapları,Kitap Yurdu' na uzun süre eklenmedi nedense ama artık mevcut görüyorum ki. İlk kitabı Kavgam ile başladım ben yazarın kitaplarına ve bestseller olduğu için biraz önyargılıydım doğrusu,şişirilmiş bir yazar olduğunu düşünmüştüm ve halâ da çok emin değilim nitekim tek bir kitap ile karar vermek doğru olmaz.Ancak ilk kitap için şunu söyleyebilirim ki naçizâne başta çok sıradan ve yoğun detaylarla beni boğan bu kitabın bende enteresan bir etkisi oldu.Şöyle ki;sanki yaşamımda karakterleri tanıyorum,uzakta bir yerde yaşıyorlar ve ben gün içinde dalıp giderek onların acılarını adeta yaşıyorum.Anlamlandıramadığım bir bağ,bir tanışıklık hissinden hiç kurtulamadım ve tabiiki Karl Ove'un aşk yaşamına da tanıklık etmek için 2.kitabını aldım,bakalım nasıl bir serüven beni bekliyor...
zlatanmeryy
Beni çok sıktı kopukluk yaşadım birçok yerde
biokursat
Kaşif
Anlattıkları sıradan şeyler ama bunu o kadar olağanüstü anlatıyor ki, elinizden bırakamıyorsunuz.
KY-3359216
Yazardan okuduğum ilk kitaptı. Kesinlikle diğer kitaplarını da okuyacağım.
meltemcilik
iSKANDİNAV EDEBİYATINA BU YAZAR İLE BAŞLADIM, BAŞARILI
tgbmista
Kitapkurdu
Biraz hayal kırıklığı yarattı. Normalde hiç bir kitabı yarım bırakmam ama sonunu getiremedim.
Cem Eren
Kitapkurdu
modern bir roman/biyografi... biraz abartılmış ama...
vi$ne
Denildiği kadar varmış. Sanırım serinin 2. serisini de alacağım, okurken oldukça keyiflendim. Bu yazarın hakkındaki söylentileri merak ederek kitaba başlayıp yazarla ilk kez tanıştım ve oldukça da sevdim. Keyifli bir okuma arayanlara önerilir.
oasy
Otobiyografik bir roman olduğunu biliyordum fakat bu kadar fazla serbest çağrışımla yazılmış olduğunu bilmiyordum. Düzenli bir akışı yok. Sürekli fikir uçuşmaları var. Kitap serisini arkadaşım hediye etmişti fakat kalan kitaplarını okuma konusunda şüphelerim oluştu.
Kübra Sucu
çok fazla ilgimi çekmedi ama okunabilir
durum2005
Kitapkurdu
biyografi sevenler için...
metuba88
Merakla aldığım fakat tam olarak bana hitap etmeyen bir kitap.
Özer Güner
Kitapkurdu
Klasik bir eser olmuş.
dilber konur meral
Kitapkurdu
beklediğimi bulamadığım oysa heyecanla aldığım kitap umarım kitap sonlarına doğru beni şaşırtır fakat dil sade ve güzel.
Angel's Books
Seride 6 kitap var ve birbirlerinden bağımsız da okunabiliyorlar bildiğim kadarıyla. Bu yazarı böyle tepeye çıkaran şey adamın açıksözlülüğü diye düşünüyorum ben. Hiçbir şeye, ne akrabalarına, ne komşularına, ne abisine, ne babasına acımamış. Ne düşündüyse ne yaşadıysa yazmış. He öyle ha deyince bitirebileceğiniz bir kitap değil. Bir noktada sıkıldım ben anlatılanlardan. Çünkü günlük rutinini de anlatıyor, gördüğü rüyayı da anlatıyor, sıradan bir diyaloğu da anlatıyor. O yüzden nereye varacak bunun sonu diyebilirsiniz. Ya da anlattıklarına anlam veremeyebilirsiniz. Hal böyle olunca her okura hitap etmeyecektir.
Narin Özdel Arslan
Kitapkurdu
Çocukluk Ada'sı çok daha güzeldi ama bu 3 lü okunmaya değer