Steinbeck, toprak işçilerinin arasında bulunmuş, onlarla zaman geçirmiş. Bu yüzden yaşadıkları zorlukları biliyor, onların gözünden görüyor her şeyi. Yüce bir anlatıyla baş başaymış duygusu uyanıyor okurda, bunun sebebini uzun süredir doğayla kaynaşık insanların kolay anlaşılmayacak sezgilerinin başarılı aktarımında, doğadan başka bir şey bilmedikleri için her şeyin yoluna gireceğine dair -kentliye göre cahilce, toprağı tanıyanlar için bilgece- sonsuz umudun kavranışında yatıyor.
İncil'i ve Tevrat'ı mutlaka okumak lazım, Edip Cansever de böyle dermiş. İmge zenginliği ve her duygunun arketipi bu metinlerde mevcut, göçler de. Hikâyesini takip edeceğimiz ailenin parça parça dökülüp yine de dağılmaması, yolda olmanın zorunlu birleştiriciliğinden kaynaklanıyor.
Kayıpları büyüktür; aileden kopmalar başlar. Ölümler, ayrılıklar araya girse de çekirdek korunur, hedeflerine varırlar ve kendilerine yabancı olan düzenin burayı da ele geçirdiğini görürler. Sıkıntıları biliyoruz, günümüzde de aynen devam ediyor. Üç otuz paraya çalışmak için ölü gibi yaşarlar, yerlerine kolaylıkla adam bulunabileceği için işi bırakıp gidemezler. Her şey tekelin elindedir; besin maddeleri, diğer ihtiyaçlar... Yaşam pahalı, aile bağları güçlü. Gitsin gidebildiği yere kadar.
Ailenin hikâyesinin yanında sosyoekonomik bir portre de çizilir. Araba satıcıları, araçlar, mekanik gürültü, makineleşen dünya... Traktör şoförleri makineden çıkmış gibi gözüken sandviçlerden yer, çocukların lapaları yağda kızartılır, dünyayı çürüten mazot kokusu her yere siner. İnsanlar hayatta kalabilmek için diğerlerinin enerjisini çalacak hale gelmiştir, büyük buhranın ülkesinde yaşam mücadelesi, diğer insanların omzuna basarak verilir.
Yeryüzünden kovulmuşların serüveni bu, her an bir benzeri yaşanıyor ve anlatılması gerek. Steinbeck, kutsal bir kitap yazarmış gibi yazmış. İlahi bir niteliği var kitabın, hoş.
John Steinbeck benim için tartışmasız en sevdiğim yazar, neden derseniz kelimeleri öyle büyülü, konular günlük hayatın iyi ve kötü tüm gerçeklerini barındırıyor.
Tartışmasız en büyük eseri olan ve ona #pulitzerödülü kazandıran Gazam Üzümleri, tüm dünyayı etkileyen #büyükbuhran döneminde tarımın kapitalistleşmesi ve krizler yüzünden yoksullaşan, evlerini, tarlalarını, topraklarını hatta yetmezmiş gibi şehirlerini terketmek zorunda bırakılan çiftçi ailelerinin ayakta kalma mücadelesini anlatan destansı bir romandı.
İnsanlığın direncini ve onurunu, yaşama mücadelesini okurken büyük ustayı saygıyla anıyorum.
Baş kahramanlarımız Joad ailesi, onlarda büyük buhranda açlık, sefalet ve zorbalık yüzünden evlerini terk eden ve yollara düşen binlerce işçi ailesinden biri, yaşam mücadeleleri özellikle anne Joad'un dik duruşu beni kendine hayran bıraktı.
Çok anlatıp spoi vermek istemiyorum. Bu muhteşem eseri mutlaka okuyun ve okutturun. Ondan öğrenecek çok şeyimiz var.
"Şundan emin olabilirsiniz... korkulacak zaman, İnsan'ın bir ülkü uğruna acı çekmeyi ve ölmeyi reddettiği zamandır. Çünkü bu bir tek nitelik İnsan'ın temelidir. Bu bir tek nitelik, evrende benzeri olmayan İnsan'ın ta kendisidir"
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Steinbeck herkesin Amerikan rüyalarına, kapitalizmin güçlenmesi algısına kapıldığı vakitlerde asıl hayatın arka planını işlemekten çekinmemiş ve tüm çıplaklığıyla göstermiş bir yazar. Bu eser de bunlardan bir tanesi. Bitmeyen Kavga'da olduğu gibi bu eserde de belli bir sonla bitmiyor. Hayat bu çünkü kapitalizmin pençesi altında ezilen insanlar ve mensubu oldukları çaresizlikten kurtulamadıkları müddetçe süregelen olaylar ve şanssızlıklar...
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
tartışmasız bir yazar. kitabın kalın olması göz korkutsa da başlayınca devamı geliyor. teknolojinin sanayinin olumlu olumsuz yönlerinin ele alındığı kitap.