Göç
Üçlemenin sonu. Bunu hiç hatırlamıyorum, önceki iki kitaba da bakamam. Lars ve onun bilincinin/kaderinin oyunu olarak W. var ama sadece bilinç olmaz, alt da sürekli ısınıyor. Lars anlatıyor. Geçen martta okuduğum için neydi bu? Isınıyor, obezlere çatıyorlar. Üniversitelerde felsefe turlarına çıkıyorlar ki obezlere, zayıflara, güçlülere çatabilsinler, W. sürekli aşağılasın, felsefe kürsülerden kurtarılıp sokaklara ulaşabilsin. Hatırlamıyorum yahu, neydi bu? Büyük Britanya'nın üniversitelerini turluyorlar ve W. yasal bir ayrıntı sayesinde, öğrencileri üniversiteden soğuttuğu gerekçesiyle atılacakken atılmıyor, ifade özgürlüğüne saygı göstermediği için üniversiteye dava açıp kurumun itibarını zedeleyebilir diye, Sokrates'in savunmasına benzer savunmasının süper genişletilmiş halini matbu olarak kurula verdiği için değil. Bir de... Son günler kapıda, kıyamet yaklaşıyor çünkü felsefe tedavülden kalkıyor. O zaman gezsinler, konuşsunlar.
Gezintileri -yaşamlar, kitaplar ve filozoflar arasındaki- bir elden vereceğim, boca edeceğim buraya. Kierkegaard misal, umutsuzluk zamanlarının filozofu ve aralarına aldıkları üçüncü kafadar. Lazım, W. kanatları altına aldığı Lars'ı tekrar tekrar vururken umutsuzluğun felsefesini yapabilir. Lars her şeyi kendisiyle özdeşleştiriyormuş, W. öyle diyor, her şeyi aşırı yorumluyormuş ve Hegel'in kendisini anlattığını, Hume'un aha, tıpkı kendisi gibi olduğunu söylüyormuş, deli bir pathosla okuyormuş ve yazıyormuş, yazdıklarından birini gören W. hemen ortaya çıkmış ve bu sefil yazıyı, gudubetliği, akademi tapınağını kirleten bu cüzamlıyı korumaya almış. Daha güzel yanlışlar için. Yanlışların doğduğu yer evmiş, Lars'ın evi. Gitmişler, rutubetliymiş, çürümenin kokusu her yerden saldırıya geçiyormuş, rutubetin Lars'ın biçimini oluşturan şeklini Solaris'teki bilim insanları incelemeliymiş, rutubeti Lars'tan daha zekiymiş. Lovecraftvari, kozmik bir dehşet evin odalarından birinde olabilirmiş, başka boyutlardan açılan kapılar kara tanrıları bu dünyaya fırlatabilirmiş. Bunlar rutubetli bir evden, ucube bir yaşamdan nasıl doğarmış? Böyle.
Devletin felsefeyle bir derdi kalmamış çünkü felsefe metaya dönüştürülüp satılabilir hale getirilmiş. 80'li yılların korku devleti pazarlamacılığının başarısı ölçüsünde durulmuş, cebi dolunca üniversiteleri dükkan olarak görmenin dışında pek bir şey yapmamış.
Doğanın mesihliğini istiyorlar, ağaçlardan gelecek bir söz. Felsefenin sorduğu soruların ve Her Şeyin Sorusu'nun yegane cevabı.
"'Umutsuzluğumuzun bilincinde olmak zorundayız, hepimizin umutsuzluğumuzun hem nesnesi hem de öznesi olduğumuzun bilincine varmalıyız.'" (s. 83)