Norveç edebiyatının önemli metinlerinden biri olan bu Henrik İbsen oyununu, okumak istediğim Norveçli yazarların kitaplarında kendisine çok fazla referans olduğunu bildiğim için biraz görev bilinciyle okudum ve fakat umduğumun çok ötesinde iyi çıktı.
19. yüzyıl sonu metinlerini okurken zorlandığım, toplumsal dinamikleri tam bilmediğim için öykünün içine giremediğim çok oluyor, yine öyle olur diye düşünüyordum. Hele ki tiyatroya mesafeli biri olarak oyun okuma fikri zaten başlı başına bir sınavdı.
Ve fakat bunların hiçbiri olmadı, zira nefis bir metinmiş bu. Şöyle diyor arka kapak: "Yazarlık yaşamı boyunca gerçeğin yılmaz savunucusu olmuş, gerçekliği deşerek yaşamdaki yalanları ortaya çıkarmaya kendini adamış olan Ibsen, bu oyununda kendisiyle çelişkiye düşme pahasına, bazan 'yaşam yalanları'nın yaşamda ayakta kalmak için gerekeceğini vurgulayarak "gerçeklik aşkına" yapılacak bağnazlıkların, masum insanların kurban edilmesine yol çabileceğini gösterir. Yaban Ördeği, bu büyük yazarın, kendi özeleştirisini yaparak kendini yargıladığı ilginç bir çalışma."
Meselenin özeti bu sahiden ama ilk bakışta göründüğünden çok daha katmanlı bir metin karşımızdaki. Sonuçları ne olursa olsun gerçekliğin peşinden gitmek gerektiğini savunan ve hatta kendine, başka insanları da gerçeklerle yüzleştirmek gibi bir görev biçmiş olan, bir nevi mesihlik iddiası da bulunan Gregers, arkadaşı Hjalmar'ın da karısı ve kızıyla ilgili gerçeği öğrenmesi gerektiğini düşünerek onu bilmediği bir sırla yüzleştiriyor. Bu hikâye üzerinden; gerçeklik, yalan üzerine kurulu da olsa mutluluktan yeğ midir sorusunu soruyor yazar. Aksini savunan, insanların "hayat yalanları"na ihtiyacı olduğunu savunan Doktor Relling karakteri ise bir antagonist / bir nevi Mefisto gibi konumlanıyor.
Hikâyede büyük bir sürpriz yok, tahmin edilebilir biçimde bitiyor ama sorduğu büyük soru ve diyalogların güzelliğiyle ummadığım kadar etkiledi beni.
Evet, karşıma çıkacak Yaban Ördeği atıflarına hazırım artık. Buyrun gelin.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yıllar önce okumuştum ancak "Mahcubiyet ve Hassasiyet"i okumadan önce tekrar okumak istedim. Şehir Tiyatroları, yazarın birkaç oyununu sahneye koydu umarım en kısa zamanda bunu da izleyebiliriz.