Kitap,19, yüzyılda yaşamış olan ve etrafında iyi ve kötü birtakım düşüncelerin dönüp durduğu bir insanı konu ediyor.Bu insan Cemaleddin Afgani ismiyle bilinen ve çağının dini,siyasi ve kültürel çevreleri tarafından çokça tanınan meşhur bir insandır.Cemaleddin Afgani adından da anlaşılacağı gibi Afganlıdır.Afganistan da başbakanlık yapmış daha sonra yönetim ile ters düşüp dünyanın çeşitli bölgelerine seyahatler edip davası için uğraşmış bir insandır.Osmanlı,Hindistan,İngiltere,Mısır,İran gibi çeşitli yerlerde uzun süreli bulunmuştur.Fransa da Paris de bulunmuş ve orada bir cemiyet kurup bu cemiyet adına bir de gazete çıkarmıştır.En son Osmanlı İmparatorluğunda yaşamış ve ölmüştür.
Cemaleddin Afgani hayatını İttihad-ı İslam davasına harcamış bir şahsiyettir.Bunu yazdığı eserlerden anlamak çok da zor değildir.Fakat Cemaleddin Afgani açık sözlü ve cesur yapısı itibarı ile çok hasım sahibi olmuştur.Özellikle Osmanlı gibi bir devlette tarikatları ve mezhep taassubunu eleştirmesi,kendisine karşı sert bir tutum alınması ile sonuçlanmıştır.Bu sebeptendir ki hakkında yerli yersiz bir çok dedikodu ve yalan ortaya çıkmıştır.
Bir insanı hiçbir delile dayanmaksızın sadece kulaktan dolma bilgilerle eleştirmek veya tekfir etmek bizim milletin en bariz özelliklerinden olmuştur.Bir insan hayatı boyunca yazıp çizmiş biri ise onun yazıp çizdiklerini incelemek ve bu şekilde bir hükme varmak daha doğru ve adaletlidir.Bu konuda biraz daha zamana ihtiyaç var galiba.
Cemaleddin Afgani üzerinde oldukça yazılıp çizilmiş bir şahsiyet.Kimi onu yerin dibine sokarken kimi de göğe yükseltmekle meşgul.Gerçek Cemaleddin Afgani nerede !
Kitabın yazarını kısmen objektif bulduğumu söylemeliyim.Kısmen diyorum çünkü;yazarda oldukça fazla bir Afgani hayranlığı var ve bu da Afganiye yöneltilen bazı haklı eleştirileri de tevil etmeye çalışmasından anlaşılıyor.Oysa yazar önsözde “cerh ve tadil” esaslarına göre hareket edeceğini söylemişti.Bunu kitabın bir eksikliği olarak not edelim.
Kitap Cemaleddin Afgani’nin hayatını kısa bir şekilde anlatarak başlıyor.Daha sonra ki bölümde ise ona yönetilen eleştirileri tek tek ele alıp çürütmeye çalışıyor.Bu noktada da kısmen başarılıdır diyebiliriz.Oldukça mantıki açıklamalar yaparak bu işi yerine getiriyor.Zaten bu bölüm kitabın en uzun bölümü olması ile dikkati çekiyor.Daha sonra ise Cemaleddin Afgani’nin yazmış olduğu-zan edersem yazdığı tek kitapta budur-Er-Reddu Al-ed Dehriyyin “Materyalistlere reddiye” kitabının bir özetini veriyor ve yorum yapıyor.Sonra da Fransa da çıkarmış olduğu El Urvetul Vuska isimli gazetede ki makalelerini özet olarak veriyor ve yorum yaparak bitiriyor.
Gerçekten de çok önemli bir aksiyon adamı olan Cemaleddin Afgani hakkında birçok şey söylenmiş ve yazılıp çizilmiştir.Kimi onu İngiliz ajanı olarak görmüştür kimi de sapkın bir adam olarak.Fakat elini vicdanına koyan ve doğru dürüst bir araştırma yapan herkes şu hakkı teslim edecektir ki;Cemaleddin Afgani samimi,ilim sahibi ve mücadeleci bir Müslümandır.