“Çocuklar Rabbin hediyesi
Cennetin gülleri
Yuvaların bülbülleridir” lisedeyken not düşmüşüm deftere bu şekilde… Bu kitabı okurken yinelendi, düşüncelerim. Bilendi inancım… şükrüm, azmim, şevkim, aşkım, muhabbetim ve şefkatim!
Sabah başladım okumaya ve saat saat mola verdiğim halde aralarda, mecburen, bitti akşama 175 sahife bir çırpıda. Bazı okurlar diyebilirler ki, bildiğimiz hakikatler anlatılanlar zaten.. evet, ama bilineni tekrar her zaman iyidir; ayrıca kitabı etkileyici kılan yaşanan örneklerin neredeyse aynıyla kaleme alınmış olması da olabilir?! Yani bilinen hakikatlerin tekrarı da olsa bazı okurlar için okumaya değer bir kitap, Cennet Çocukları. Hem isminden ve direk konusundan, sadece tek bir konuya münhasır da zannedilmemeli kitap, zira okurken hemen her hakikati hatırlatıyor insana. Niye okudum ki bu kitabı, zaman kaybı dedirtmedi bana bir sayfasında bile.
Kim bilir, belki de önsözde dile getirildiği gibi; çocuk ve Cennet ana temasıydı kitabı okurken girilen hüzünlü de olsa ferahlatıcı atmosfer. “Çocuk, saflığın, temizliğin, fıtrîliğin, masumluğun görüntüsüdür. Cennet de öyle. Her şeyiyle saf, arınmış bir yer. Çocuk ve Cennet, bu yüzden birbirine en münasip ve en çok yakışan iki kelime. Bu dünyada çocukta Cenneti seyrederiz; öbür dünyada ise Cennette çocukları. Çocuğu ve Cenneti birbirinden ayrı düşünemezsiniz. Hz. Peygamber (asm), “Çocuk kokusu, Cennet kokularındandır” diye buyurarak bu ayrılmazlığı ve sıkı bağı bize anlatmıştır.”
Yazar kitabı, çocukları, Cennet çocukları olarak seçilen ve çocuklarını Cennete uğurlayan bağrı yanık tüm anne-babalara armağan etmiş. Gözleri yaşartsa da kalbi ferahlatan ve şükrü, daima şükrü hatırlatan satırlardan mürekkep bir kitap; Cennet Çocukları.
Ve teknolojinin imkanlarıyla hakikatlerin birleşmesinden bir gönlün bin gönle yardımcı olma gayretleri; Ankara- Dost Fm ve Seyfi Öğretmen. Dinleyicileri nice anne ve baba… ve üç çocuk babası Seyfi Öğretmenin radyo programıyla yanan yürekleri ferahlatabilme gayretleri.
Kitap arka kapağında dendiği gibi;
“Cennete gidecek büyük insanların bu dünyada seçildiklerini biliyorsunuz. Ya Cennet çocuklarının da burada seçildiğini biliyor muydunuz? İşte bu kitapta, bu seçimin nasıl ve niçin yapıldığını okuyacaksınız. Hepsi hayattan alınmış ve bizzat yaşanmış taze örnekleriyle… Evladından ayrılık acısını vuslat sevincine dönüştürenlerin hikayesi gözlerinizi yaşartacak ve siz ölümü bile sevdirecektir.”
Kitaptan:
Bilin ki dert Ondan gelmişse, çare de Ondadır. Ve bazen, O, çareyi dert şeklinde verir. Dermanı, derdin içine koyar. Size bir hikaye anlatayım:
İki kuş bir hastanenin ameliyathanesinin penceresine konmuş, içeriyi seyrediyorlar. O sırada doktorlar, bir kalp ameliyatı yapıyorlar. Kuşlardan birisi, kendi lisanıyla diğerine diyor ki: şu beyaz önlüklü acımasız kileri görüyor musun? Bıçaklarla, makaslarla zavallı adamın canına girdiler, onu kesiyorlar. Her tarafını kan-revan içinde bıraktılar. Böyle zalimlik olur mu?
Öteki kuş, zahiren gördüğüne göre hüküm veren ve işin hakikatini bilmeyen kuşa katılmıyor ve diyor ki: bak sen yanlış düşünüyorsun. O beyaz önlüklü adamlar, zalim değiller ve o adama kötülük yapmak niyetinde de değiller. Bilakis onun iyiliği için göğsünü yardılar. Çünkü onun kalp damarları tıkalı. Onları açmazlarsa adam ölecek. Onu kurtarmaya çalışıyorlar…
Seyfi bu hikayeden sonra şöyle devam etti:
İki bakış açısı arasındaki farkı görüyor musunuz? İşte insanların çoğu birinci kuş gibi, sadece görünüşe göre hüküm veriyorlar. Olayların iç yüzünü, perde arkasını, hikmet yönünü düşünemiyorlar. Düşünebilseler, ikinci kuş gibi değerlendirecekler. O zaman da fazla acı çekmeyecekler. Evet, Allah kullarına zulmetmez. Allah’tan gelen musibetler, manevi birer ameliyattır. Derin yaraları olanın, ameliyatı da zor olur. Ama merak etmeyin, her şey, sizin manevi sağlığınıza kavuşmanız ve ebedi ölümlerden kurtulmanız içindir.
“Sirke sirkeliğini arttırdıkça, şeker de şekerliğini artırması gerekir.” Mevlânâ