Doppler
Doppler

Kitapyurdu Fiyatı: 94,88TL

Ürüne Git
494Yorum
Mehmet Utku Yıldırım
Kitapkurdu
Doppler
Naif. Süper'de bir görevi, işi olsa çok iyi hissedeceğini söyleyen eleman kendine vazife çıkararak ormanda yaşamaya başlasa Andreas Doppler'e dönüşebilirdi. Doppler, iki metnin de anlatıcısı gibi duruyor. Aynı basit anlatım, benzer düşüncelerin biçimlendirdiği yaşam, devam eden arayış. Yirmi beş yaşın Doppler'ini yaşamın rutin çizgisine kaptırarak evlendirelim, çocuk sahibi yapalım, güzel bir evi ve işi olsun, ardından ormanda bisikletiyle gezerken düşürelim ve ormanın ne kadar güzel olduğuna dair zihninde bir ışık yakalım. Modern zamanların Thoreau'su hazır. Kentten birkaç kilometre ötede, ulaşılabilir arzuya hep bir adım uzakta. Kendi değerler sistemiyle yaşamaya çalışan adamın kaçkınlığına selam. "Babam öldü. Dün bir geyik avladım. Ne diyebilirim?" (s. 9) Camus işi bir başlangıç. Kısa cümleler. Yalın. Çadırın civarına gelen geyiği öldürüyor Doppler, beyne bir bıçak. Yavrusu kaçıp gitmek yerine oralarda dolanıyor. Verebileceğinden çok daha fazlasını aldığını, doğaya karşı suç işlediğini düşünüyor Doppler, yavruya bakarsa belki durum eşitlenir. Yağsız süte ihtiyaç duyduğunu söylüyor, bunun için geyiğin etini takas için kullanacak. Süpermarkette çalışan adam, bir anda karşısına çıkan hırpani görünüşlü adamın takas ekonomisini geri getirme çabası karşısında şaşkınlığa düşse de içinde her şeyin ters gittiğine dair bir sezgi olduğu için Doppler'in önerisini kabul ediyor ve eti alıp süt veriyor. Takas sistemi bir yere kadar idare eder, sonrasında "kamulaştırma" başlar. "Artık böyle. İnsanlar çevrelerine duvar örüp birbirlerinden korkar hale geldi." (s. 15) Mülkiyetin ne pahasına olursa olsun korunması gerektiği bir uygarlık modelinde doğal bir davranış. Duvarlarımız, sahip olduğumuz her şeyimiz. Dışarının tehlikelerinden korur, içe hapseder. Kafa karıştıran sinyalleri önler, Doppler'e göre insanların yolladığı sinyallerden daha kafa karıştırıcı bir şey olmadığı için yapay bir sinyalkıran olan duvarlar biraz iyidir, çokça kötüdür. Süt-et takasını gerçekleştirdikten sonra dünyanın hâlâ kurtarılabilir bir yer olduğunu düşünür Doppler, bisikletten düştüğü günü ve yaşamının o ana kadarki seyrini hatırlar. Tepetaklak indikten sonra pencereden görülenler: Gökyüzü, dallar, yapraklar ve görülebilir bir şey olarak huzur. Tolkien hastası kızıyla yaşadığı tartışmadan da pay çıkarır; insanları sevmediğinin farkına bunu kızından duyduktan sonra varır. İnsanların söylediklerinden, temsil ettiklerinden, etiketlerinden hoşlanmaz, yıllar boyunca bunlara katlanmıştır ve patlama noktasında hepsini geride bırakır. Herkese yeni bir hayat, en azından başka bir hayat ihtimalinin doğuşu. Aylar geçer, Doppler dünyanın yaşadığı sıkıntıların nedenlerini kendi basit düşünceleriyle ortaya koyar ve bir savaşın sürdüğünü fark eder. Basit bir savaş, acıya karşı. Elinden geleni yapacaktır Doppler, zaten metin de mevzunun devam edeceği bilgisiyle sonra erer. Çevrilirse okuyacağız. Erlend Loe, döngüden kurtulamayan yaşamlar için panzehir. İhtimal var, ihtimalin olması bile çok büyük bir şey. Bu döngünün dışında da yaşam var.
b.y
b.y 18 Ocak 2021
yorum kitaptan uzun olmus..
uyutmayan
uyutmayan 17 Nisan 2021
Kitap daha anlamlıydı.
Eylül Görmüş
Kitapkurdu
12.05.2026
Doppler
Evet, sonunda Erlend Loe’nun Doppler’i ile tanıştım. Bayılarak, acayip eğlenerek okudum, sonra kitaba dair yazılmış eleştirileri okudum ve sevmeyenin çok olduğunu gördüm, şaşırdım biraz. Şu yüzden: ben açıkçası bu kitabı çok ciddiye almamak gerektiğini düşünüyorum ya. Kötü / zayıf bir kitap olduğu için değil, yazar bence bizle düpedüz alay ettiği için. Bu kitaba öfkelenmek size şakayla takılan birine hırsla bağırmak gibi geliyor, bilmiyorum ki yanlış mıyım? Ben yazarın öyle büyük büyük şeyler söylemek, okuru düşündürmek, içinde yaşadığı dünyayı ve ezberlerini sorgulatmak gibi bir derdi olduğunu hiç sanmıyorum açıkçası. Yanılıyor olabilirim elbette ama Doppler’in ormanda yaşama kararını bisikletten düşerek almasından tutun da “köpek gezdiren sağcı” karakterine, karakterimizin büyük penisinden sondaki absürt Uzlaşma Festivali’ne - her şey bir karikatür, bir parodi. Bence Loe orta sınıfın hassasiyetleri, öncelikleri ve hırslarıyla olduğu kadar; kendini doğaya bırakan, kaçtığını sanan, kendine yeni bir felsefe bulduğunu iddia edenlerle de dalga geçiyor - istisnasız hepimizle yani. Hatta belki en çok da bu kitabı okuyup “ben de bazen Doppler olmak istiyorum” diyenlerle, maalesef. Doppler, karikatürize ettiği şeyin karikatürü olmuş bir anti-antikahraman (böyle bir sözcük yok biliyorum ama hadi bu seferlik olsun) bence ve işte tam da bu yüzden müthiş. Bu metin şayet azıcık daha ciddi yazılmış olsa didaktik, ruhsuz, mesaj kaygılı bir tuhaf anlatı olurdu. Erlend Loe’nin bu hikâyeyi anlatışındaki mizah ve ciddiyetsizlik, Doppler’in kendini ciddiye almazmış gibi yapıp aşırı alışıyla öyle nefis bir tezat oluşturuyor ki, tam olarak bu biçimde yazıldığı için bayıldım kitaba. Bir mesaj vermeye çalışmadığı için, bir şeyleri izah etmek zorunda da hissetmiyor, bu da bana aşırı iyi geldi okurken. Ben çok sevdim. Deliler gibi güldüm, nicedir bir kitap okurken böyle gülmemiştim, bu ve Bongocuğum’la tanışmış olmak bile bana yeter. Dilek Başak da bu akışkan metni neşesini ve lezzetini koruyarak çok iyi çevirmiş, devam kitaplarını tez zamanda okuyacağım.
GÜNAY TAŞ
04.11.2025
Sonunda orijinal bir yazarla, akıcı bir Türkçe’yle ve zihnimizde sarkmayan, gözümüze batmayan dolu dolu anlamlı bir dil uyumu sağlanmış harikulade bir çeviriyle ve üstelik yazım ve dilbilgisi hataları olmayan özenle basılmış bir kitapla karşılaşmak mutluluk verici. Öyle ki kitap içeriği çok cazip ve merak uyandıran türden olmasına rağmen bitmesin diye az az okumaya çalışıyorum. Kitabın, içine AI kaçmamış, yazım dili anlatım zenginliğiyle dolu; bu tarz yazara mı ait çevirmene mi bilemiyorum ama hangisine aitse bayıldım. Doppler ile tanışmak çok güzeldi. İlk kitaptan sonra mutlaka serinin ikincisi okunmalı. Zira ancak o zaman bazı şeyler anlam kazanıyor. Ama sonuçta günümüzün dünyasının bunaltıcı popüler kültürüyle kapitalist bir yaşam sürmeye zorlanan insanının bu Stockholm sendromundan kurtulma çabasının nasıl da bataklık hissi yarattığını harikulade mecazlar, zeki bazen gülümseten tanımlamalar ve düz pürüzsüz bir anlatımla veriyor.
zeligul
Hezarfen
17.05.2026
Şahsen ben okurken pek bir keyif almadım. zira toplumu eleştiren bir adam değil sorumluluklarından kaçan bir adam görüyorum kitapta. Hayatta bir çok insan farklı kayıplar yaşıyor ama beyimiz üstelik çok da tanımadığı babasının ölümüyle hayatını sorguluyor. Bana kaçmaya bahane arıyormuş gibi geldi.
Tootsie
Kitapkurdu
20.04.2026
Anlatım ve akış güzel ancak çerezlikten öte bir kitap değil. Öyle mizah vs unsuru da çok baskın değil. "Doppler with a dick" de komik değil ayrıca.
Tuğçe ateş
Kaşif
14.04.2026
Sosyal medyadan takip ettiğim bir psikiyatristin paylaşımında gördüm kitabı.beğendiğini belirtiyordu hekim.” kimmiş bu yazar, neymiş bir alayım da okuyayım.zaten odaklanmak da zorlanıyorum.incecik kitap rahat rahat okurum.” diye düşünürken aşırı keyif aldığım bir okuma oldu.ana karakterimiz bay Doppler klişelere sığamayacak kadar sempatik (bir sabah uyandım ve sahip olduğum her şeyi tüm titrlerimi ve sorumluluklarımı bırakıp kendimi ormana vurdum adamı) bir kişi.mizahi yönünü öyle tatlı aktarıyorki yazar, sanki inceden bir umursamazlık hem yazarımızda hem bay Doppler de aynı ölçüde var gibi.bir trajediye dönüşebilecek aşırı dramatize edilebilecek bir hikaye ,varoluşsal,psikolojik,toplumsal ve hatta inceden politik doneleri mizahla harmanlayıp önümüze bırakılıyor.sunulmuyor bırakılıyor.sanki yazarımızda dilersen okursun ey okuyucu modunda.istersen oku ,istersen kendini ormana vur.
Ferhat Demir
Kitapkurdu
14.04.2026
Doppler 'i sevdim güzel kafası var.
Nuray Mir
Bilge
13.04.2026
Doppler ,üçlemenin ilk kitabı. Kısa ve akıcı bir kitap. Okumaktan keyif aldım . Yazarın bakış açısını ve dalgacı tavrını çok seviyorum. Keşke Doppler gibi olsam diye düşünerek okudum
burcu güven
Kaşif
06.04.2026
bu mizaha ihtiacımız var. alın ve okuyun zaten bir çırpıda bitecek bir kitap.
Turgut Özben
Bilge
05.04.2026
kitap girişiyle okuyucuyu şoka uğratıyor. ilk cümleleri okuduktan sonra elinizden bırakamıyorsunuz
Uğur  Tan
Kitapkurdu
07.02.2026
Kitabın konusu kahramanımız Doppler’in ormanda başına gelen bir bisiklet kazası sonucu değişen hayatı. Peki ne değişiyor? kaza sonrası ormanın dingin sesini hisseden Doppler var olan hayatında önemli bir değişimi gerçekleştiriyor. Öncelikle kazayı yaptığı ormanda yaşamaya başlıyor. Başarılı bir aile babası olan Doppler artık, fikirsel anlamda da dönüşümler yaşıyor. Yaşamında süregelen ve olağan bir şekilde yaptığı eylemleri sorguluyor. Mesela tv izlemek gibi. Zaman zaman paranın ortadan kalkmasının insanlığın kurtuluşunun takas usulünde olduğunu belirtiyor,Ormanda yaşamaya bağlı olarak insanlardan da uzaklaşmaya başlıyor ve diğer insanları sevmediği konusunda cümleler kullanıyor. Zaman zaman da küçüklüğünden itibaren babasız büyümesinin eksikliğini vurgulamakta. Tabi kitapta ormanda bir geyik ile kurduğu dostluk insanın içini ısıtıyor, zaman zaman kendini anlaması için uğraşıyor geyiğin ama tabi başarısız oluyor. Kısacası kendisini yaşadığı toplumdan soyutlayan bir adamın anlatısı bu.
alekto
Kaşif
05.02.2026
İlginç başladı, yavaşça şekillendi, böyle küçük parçalar halinde anlatımları rahatlatıcı buluyorum, diğer kitaplarına da bakacağım...
kurkmantolumelo
Üstat
17.01.2026
Doppler, başarılı bir kariyeri, evliliği ve çocukları olan; hayatı boyunca hep akıllı, hep birinci, hep “doğru” yaşayan bir adam. Babasının ölümünü öğrenmesiyle, onu aslında hiç tanımadığını fark eder ve içinde anlamlandıramadığı bir huzursuzluk başlıyor. Bir gün bisikletten ormanda çimenlerin üzerine düşmesi, uzun zamandır bastırdığı duyguları ortaya çıkarır. Mutluluk gerçekten başarıyla mı mümkündür? Yaşam biraz da çılgınlık değil midir? Medeniyet ne kadar medenidir? Doppler, bu sorgulamalarla mükemmel hayatını geride bırakır ve kendini “avcı-toplayıcı” olarak tanımlayarak ormana yerleşir. Bir çadırda yaşamaya başlar, insanlarla ilişki kurmak istemez. Aç kaldığı bir gün geyik avlar; ancak geyiğin yavrusu Bongo’yla beklenmedik bir dostluk kuruyor. Kitap, modern insanın yaşamına dair sert eleştirileri mizahi bir dille sunuyor. Akıcı, düşündüren ve keyifle okunan bir “çerez kitap” niteliğinde, okunabilir.
plncmk
Kaşif
02.01.2026
Başka bir mecrada bir okuyucu "Nordic bir ıssız adam hikayesi" diye bahsetmiş :) Yazarın değişik bir anlatımı var ama kitap bu kadar popülariteyi hak ediyor mu tartışılır. Kitabın sonuna kadar "Bu bir rüya ve Doppler bir yerde uyanacak" diye düşündüm ama öyle olmadı. Merak edenler okuyup kendileri yorumlasınlar tabi.
Alperen  ŞAHİN
Kaşif
03.12.2025
Çok kafa adammış Doppler!
umayte
Üstat
12.11.2025
İlginç bir kitaptı. Farklı ve keyifli.
Karc
Kaşif
28.10.2025
Farklı, ilginç, eleştirel, keyifli başka nasıl anlatılabilir bu kitap bilmiyorum.
PINAR ALPTEKİN
Bilge
23.10.2025
Müthiş keyifli akıcı hiç sıkmadan ilerleyen bir çırpıda bitecek bir kitap.Kitap çok sığ bir mekanda çok sakin ilerliyor olsa da inanılmaz güzel mesajları olan dolu bir kitap. Seriye devam edeceğim.
Yazmiş
Bilge
30.09.2025
Sen insanları sevmiyorsun, diyor kızı ve Doppler insanları sevmediğini fark ediyor. Doppler'in sevmediği insanlar mıdır gerçekten yoksa sürekli koşturmak, yarışmak, tüketmek mi? İnsanlar birbirinden hep bir şeyler bekler, hep daha çok der, hep kıyaslar oysa bir geyik bunların hiçbirini yapmaz. Ormanda yaşıyor Doppler, yemek için öldürdüğü geyiğin yavrusuyla. Başka ihtiyaçlarını karşılamak için takas yöntemini kullanıyor. Kendini bulmaya çalışıyor. Akıcı, güzel bir dili var kitabın. Eğlendirirken insanın kafasında birtakım sorular oluşturmayı da ihmal etmiyor.
Gülsüm Bayram
Bilge
04.09.2025
başarı kime göre neye göre. tavsiye edilir.