Swann'ların Tarafı / Kayıp Zamanın İzinde
Swann'ların Tarafı / Kayıp Zamanın İzinde

Kitapyurdu Fiyatı: 165,00TL

Ürüne Git
229Yorum
Mehmet Utku Yıldırım
Kitapkurdu
Swann'ların Tarafı
Bachelard'ın zaman ve mekân hakkındaki sözlerini hatırlıyorum; mekân zamanı sonsuz odacıklarında barındırır. Zaman da mekânı aynı şekilde barındırır. Anılar zamanı mekânda barındırır. Zaman, anıları mekânda diriltir. Mekân, zamanı anılarda oluşturur. Nesne, mekânın anıları sonsuz bir zamana yerleştirme çabasıdır. Mekân, nesnenin zamanın sürekli değiştirdiği anılarda var olmasıdır. Zaman, nesnenin biçimlediği anılarda mekânlaşma pratiğidir. Anı, nesneye bağlı olarak mekânın ve zamanın aynı ana yaratılmasıdır. Bu kadar üfürükten çeşitlemenin ardından madlenden bahsedebilirim, anlatıcının yediği tek bir çikolata öyle bir coşkun nehri serbest bırakır ki tat alma duyusundan kokulara, görülere, pek çok duyuya yol açılır. Proust bir sinestezik olabilir, bu konuda yazılıp çizilmiş pek çok kaynak var. Proust bir sinirbilimci de olabilir, kurduğu bağlantılara baktığımızda beynin işleyişini adeta haritalandırdığını görürüz; hatırladığı ve hatırlamadığı onca şeyin arasında, sürüklendiği anıları çözümleyebilecek bir görüye sahip. Anlatıyı bir noktada durdurup noktada hissettiklerini ve insanoğlunun bilişsel yapısının nasıl işlediğini incelemeye başlayabilir. Bu açıdan Proust'u bir yazardan çok daha fazlası olarak görmek mümkün, o aynı zamanda bir bilim adamı, andaç koruyucu ve duyarlılığının olağanüstü derecede yüksek olması sayesinde bir sihirbaz, anı sihirbazı, böylesi bir derinliğin sihirden başka bir açıklamasını düşünemiyorum. Ockham'ın Usturası ağladı, omzunu pış pışladım. Proust'un Kayıp Zamanın İzinde adlı dev anlatısı hakkında pek çok inceleme var, Ricœur'den Booth'a pek çok düşünür, metnin orasından girip burasından çıkarak olabildiğince detaylı bir şekilde açmışlar. Az çok neyle karşılaşacağını bilebilecek hale gelmiştir okur, metin hakkında yazılanları metni okumadan okuduysa. Eco da tez yazımıyla ilgili kitabında mevzuyla alakalı ilginç bir örnek verir, aslında okumadığı bir metin hakkında okudukları üzerinden sanki metni okumuş gibi hissetmesi, metni direkt okumaya başlayınca gelen aşinalık, okumuşluk duygusu anlaşılabilir. Peki böyle bir şey mümkün olabilir mi? Herhangi bir alıntı, birkaç tane alıntı olsun hadi, Proust'un metninin sadece belli bir duygusunu, içeriğini verebilir. Oysa birleştirilecek o kadar çok parça, bir araya gelince başka anıların belirmesine yol açan, hatta o anılara dönüşen hafıza kırıntıları var ki sanırım bu anlatı için incelemeler üzerinden edinilen fikirler yeterli olamaz, süreğen bir anlatı değil bu, okurun da ciddi bir emek sarf ederek okuması, kendisine sunulan sayısız parçayı uygun bir şekilde bir araya getirmesi gerekiyor. Yirminci yüzyılın en büyük anlatılarından biri olan bu metin için mütevazı bir çaba, hazza değecek bir uğraş. Kendi uğraşımın izlerini takip edeceğim, patikaları takip edip nereye çıktığımı anlatacağım, gevşek gevşek yorumlayacağım kısaca. Üç bölüm, birincisi Combray. Çocukluk. Uzun zaman, geceleri erkenden yattığını söylüyor anlatıcı ve kişileri, mekânları, olayları biriktirmeye başlıyoruz. Hiçbirini kaybetmemeliyiz, sonraları anlatıyı birleştirmede çok işimize yarayacaklar. Uykuyla başladık ve uykunun anlatıcı üzerindeki etkisiyle devam ediyoruz. Sadece bir edim değil bu, yaşamı bir araya getirme konusunda ölüme benzer bir enstrüman. Uykuya dalmadan önce odadaki her şeyin teker teker kaybolması ve uyanır uyanmaz gözleri bir hiçliğe açmak, meseleler bunlar. "Uyuyan kişi, saatlerin akışından, yılların ve dünyaların sıralanmasından oluşan bir halkayla çevrelenmiştir." (s. 9) Bu çevrelenmenin sonucunda hatıralar işlenir, hatırlanmak üzere yerlerini alır. Uyanmak bir açıdan hatıraları şimdiye taşımaktır, önceki gecenin hatırası olarak orada bulunan oda... Oradadır, her şey hatırlandığı gibidir. Nesneler doğalarının dışına çıkmaz, düşüncemiz onları kerteriz alarak sabitlenir, nesnelerin karşısında kendimizi daha iyi biliriz. Nesnelerden odalara geçeriz ve yine her şey, nesneye duyulan itimat gibi sabittir. Anlatıcı, kendi bedeninden başlayarak odasını, diğer odaları, ailesini ve mahallesini yaratır, anılan her insan ve nesne müthiş bir detaycılıkla tamamen belirlenmiş, anıların oluştuğu maddeden yaratılmış olarak belirmiştir. Combray'in sokakları, bahçeleri, nesi varsa algıların elde ettiği bütün verilerle anlatılır, hatta işin metafiziksel boyutunda anlatım çok daha öteye uzanır; zamanlar aşılır, kişilerin ruh hallerine uygun duygular üretilir, biraz yorumlamaya da varılır kısaca. "Büyü" bulur anlatıcı, kendi sözüne göre. Büyü yardımıyla bütün diyalogları anımsar, geçmiş zamanın bütün duyularını tekrar canlandırır. Bir akşam yemeğini anlatır mesela, sonsuz katlı kuyunun ilk katı, nereden neyin çağrışacağını veya anımsanacağını kestirmek zor. Neyse, yemek. Yemek sırasında babanın, annenin, büyükannenin, halanın ve halanın uşağı Françoise'nın suretleri teker teker belirir. Combray'deki halanın ziyaret edildiği her yazdan bir yazdır, efendisine hizmet eden Françoise için efendinin ailesi de saygıda kusur edilmemesi gereken kişilerden oluşur. Burjuva ailesi, burjuva davetleri, burjuvazinin dibine vurulduğu bir ortam. Etiket kaideleri, diyaloglar, bir oyuna benzeyen her türlü burjuva adeti anlatıcının zihnine kazınmıştır. Çocuğumuz bütün bu adetleri bir oyun olarak gördüğünden, tabii bir de çocuk olduğundan büyük bir merakla izlemiştir olup biteni diye düşünüyorum, hatta gözümde canlandırıyorum: M. Swann evlerine geliyor, büyükannenin bu adamı sevmemesine rağmen kapı dışarı etmemesi, adama laf sokmakla yetinmesi beyefendinin eşi yüzünden. Cemiyetin kabul etmediği, hafif olduğu düşünülen bir kadınla birlikte olan Swann'da şeytan tüyü var; adam müzikten anlıyor, muhabbeti iyi, anlatıcının ailesiyle kendi ailesi eskiden beri yakınlar, ilişkileri derin. Eve girip çıkıyor bu yüzden, anlatıcıda derince bir yer ediyor ki ikinci bölüm tamamen kendisine ayrılmış durumda. Birazdan, önce inceliklerden biraz daha bahsetmeliyim. Sıçramalar bir anlatım tekniği olarak müthiş kullanılmış; odanın camından görülen yaprakların dökülme mevsiminden başka bir mevsime atlanabilir, hatta başka bir mevsimin gününü yaşadığını düşünür anlatıcı, kış yazdan bir günü ödünç almıştır mesela, bu tür imajlar her yerden fırlayabilir ve anlatıyı derinleştirebilir. Genellikle duygu yoğunluğunun arttığı anlarda kurulur bu bağlantılar; örneğin bahsettiğim bir madlen bölümü var, bir çikolatanın tadından zamanda yolculuğa çıkılıyor adeta. Bahçelerdeki çiçeklerin kokularından başka yolculuklar doğuyor, nesnelerin etkisi çok çeşitli. Annesini özleyen anlatıcının uyumadan önce ona son bir kez sarılamamasıyla beliren üzüntüden başka üzüntülere atlanır, oradan oraya zıplanır, anlatıcı bir türlü yerinde duramaz. Anlatıcı da şaşkındır, daima var olacağını zannettiği birçok şeyin zaman içinde yok olduğunu söyler, sanki her şey yitip gitmesin diye geçmişin izini sürmektedir. Kişisel inançları da bu doğrultuda biçimlenir; Keltlerin ağaçlarda barınan ruhlarına inanan anlatıcı, her bir anının kendi ruhundan bir parça taşıdığını düşünür. Ruhunun parçalarıyla nerede, hangi nesneyi anımsayarak karşılaşacağını bilemez, bu yüzden odağı her yerdedir. Swann'ın Bir Aşkı, ikinci bölüm. Odette ve Guermantes tarafı bu bölümde ortaya çıkar. Swann ve Odette arasında yaşananlar, Swann'ın ve Odette'in dönüşümleri tam bir psikolojik çözümleme şaheseri. Muhteşem. Direkt geçiyorum, duyguların böylesi bir hassasiyetle anlatıldığı pek az şey okumuşumdur. Arthur Schnitzler belki de Proust'un çağdaşları arasında ona en çok yaklaşabilen yazardır ama yine de çok eksik; onca insanı ve olayı bir araya getirebilmek, belki yaratabilmek veya anımsayabilmek kamera niteliğine sahip bir zihin gerektiriyor. Memleket İsimleri: İsim üçüncü bölüm. İkinci bölümü Swann'ın aşkının solmaya yüz tuttuğu sırada bitiriyorduk, Odette zaten rüzgâr nereden eserse oraya gittiği için kim bilir neredeydi, oysa burada evlendiklerini görüyoruz, hatta çocukları oluyor ve bizim anlatıcı yumurcak, Swann'ın kızına aşık oluyor ama kız da annesi gibi uçarı, çocuğun kalbini kırıyor bir güzel. Bu bir, ikincisi de Combray ve civarı derinlemesine ele alınıyor, bir de Floransa gezisi. Şehirlerin isimleri ve isimlerin uyandırdığı çağrışımlar, bir şehrin ruhuyla birleştiriliyor. Şehrin insanlarıyla, sokaklarıyla, her şeyiyle. Özellikle insanlarıyla. Prensler, prensesler, kontlar, kontesler derken kaymak takımını iyice tanıyoruz, hepsini aklımızda tutuyoruz ki unutmayalım, sonraki bölümlerde karşımıza çıkacaklar, dediğim gibi. Proust, anıların ne işe yaradığını -bana, nihayet- anlatan en büyük yazar.
renmark
renmark 26 Ağustos 2023
Proust'un sinestezik olduğunu gösteren kaynakları yazabilir misiniz?
Zehra Nur Kutlu
Bilge
23.06.2025
kayıp zamanın izinde serisinin ilk kitabı. okumaya ilk başladığımda beni çok yordu. hikaye nerede başlıyor, hikayeye eklediği anılar nerede bitiyor, bu adam şimdi ne anlatıyor gibi kafa karışıklıklarım oldu ama ilerledikçe sevgili proust'un olaylara nasıl da farklı baktığını, bir olaydan nasıl bir sürü konu çıkarıverdiğini, bu konuları ustalıkla açıp sonlandırmayı nasıl da iyi becerdiğini görünce ustalığına hayran kaldım. serinin diğer kitaplarını okumak için biraz dinlenmeye ihtiyacım var. yine de okunulası bir kitap, herkesler için zorunlu olmayabilir. bilhassa edebiyat alanında ilerleyip kurmaca yazmaya meraklı olanlara tavsiyedir.
grapefruit
Kitapkurdu
03.05.2026
büyük bir istek ve merakla okumaya başladım ancak yüzlü sayfalarda yoruldum ve ara verme ihtiyacı duydum. başlarda keyifle ilerliyordum ama ne anlatıldığından sık sık kopuyorum
gülcan yalçın
Kaşif
17.04.2026
Kayıp Zamanın İzinde serisini okumak gerçekten büyük sabır istiyor ama aynı zamanda büyük bir edebi şölen. Sabırlı bir okursanız kesinlikle tavsiye ederim
bilgi-onur
Kitapkurdu
31.01.2026
Kitabın dili ağır olsa da serinin güzel bir kitabıydı
Aykaç7645
Hezarfen
15.11.2025
Fransız yazarın sanat hayatının neredeyse tümünü harcadığı 7 kitaptan oluşan kayıp zamanın izinden serisinin ilk eseri olan bu kitabın ilk kısmında eser anlatıcısının çocukluğunun geçtiği Combray ve anlatılatıcının çevresinden bahsedilmektedir. Kitabın yarısını oluşturan bu kısım okuması zor olsa da yazarın edebi gücünü gösteren kısımdır. İkinci bölümde ise eser anlatıcısının çevresinde yer alan asilzade Charles Swan'ının alt tabaka da yer alan Odette'ye olan karşılıksız aşkı anlatılır. Aynı zamanda 20.yüzyılın başlarında ki Fransız toplumun da ki üst tabakanın panoramasının çizildiği bu bölümün okuması daha kolaydır. Her açıdan bir başyapıt olan seri kesinlikle okunmaya değerdir...
kelimelerinyankısı
Bilge
Yoğun betimlemeleriyle içine aldığı dünyayı çok sevdim...
SUEDA  ÇOBAN
Kitapkurdu
05.05.2025
anlatım dili süslü ve uzun cümlelerle kurulmuş. okumayı zorlaştıriyor dile alışınca güzel okunuyor.
Merve kılıçoğlu
11.02.2025
Betimlemeler harika fakat çok yoğun bir kitap. Emeklilik ya da uzun bir tatil dönemimde serinin diğer kitaplarını okumak isterim.
Okuryazar0012
Kitapkurdu
30.01.2025
Okuması zor, bilinç akışı ve betimlemelerle dolu güzel bir roman.
Mtruşka
Kitapkurdu
16.12.2024
İlk başlarda sıkıcı gelebiliyor ama içsel dünyanın sözel yorumu o kadar güzel, incelikli ve gerçekçi bir yansımaya sahip ki adeta insan kendinden parçalar buluyor.
Kübra Beki
Kitapkurdu
25.11.2024
olay örgüsünün daha farklı tamamlanmasını beklerdim
Zühre Örnek
Kaşif
16.11.2024
Olayların akışından çok, yazar kendi duygularının zihnindeki yansımalarını uzun uzun cümleler ile, cömertçe anlatıyor. Serinin ilk kitabı. Okuması zor fakat çok etkileyici. (Ben hikâyeyi okumaktan çok bıraktığı duyguları okumayı sevdiğim için sevdim) Seriyi satın alarak tamamladım fakat okumak için hedefim 2025 yılı içinde tamamlamak.
miglate84
10.10.2024
Kesinlikle modern romancılığın başlangıcı Marcel Proust ile başlamış. Okuyunca bunu çok iyi anlıyorsunuz. Dili çok yoğun, cümleler bazen bir sayfa sürüyor.
gamzeeuyar
Bilge
19.09.2024
Marcel Proust okumaya direk bu kitapla başladım. Zor olacağını biliyordum ama zor deyip bırakmadım. Sonrasında alışıyorsunuz zaten. Swann.'ı ve aşkı Odette'in hali ne olacak deyip bitiriyorsunuz. Şimdi serinin ikinci kitabındayım sabırla yola devam...
mdülger1502
Kitapkurdu
27.08.2024
seriye giriş kitabı..genellikle swan karakteri üzerinde yoğunlaşmış yazar..Dingin bir kafayla süründürmeden okumak gerekiyor..
S_uMeYYe
Kitapkurdu
05.08.2024
Proust evrenine adım attığım ilk kitap. Uzun ve karmaşık cümlelerin yazarı hakikaten. Benzetmeleri, betimlemeleri hayatı bambaşka bir gözle incelediğinin ve yorumladığının ispatı sanırım. Serinin 2. Kitabı olan Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde'den okumaya devam ediyorum.
Ayşe  Bozbıyık
Kitapkurdu
09.06.2024
Sodom ve Gomore’yi okumak istedim.Ama anlamadım.Çünkü Kayıp ‘Zamanın İzinde ‘ serisinin 5. Kitabı imiş.Araştırmam sonucu birinci kitap olan Swann’ların tarafındaya ulaştım.Karakterlerin ve mekanların tanıtılmaya başladığı kitap.Yazarın çocukluğu aile fertleri, Mösyö Swann, Verdürinler, Vinteül, Odet, Gilberte. -Bireyin yaşam biçimi ,zevkleri, tercihleri; kişinin özü ile ilgili bilgi verir mi ? -Toplumda Seçkin olmak ne demek ?yararı ne ? Yazar bu sorulara cevap arıyor ve ikilemlerini yansıtıyor. -“Hayal gücüne hitap eden şey ,manevi değerlerin karşılığı değil, dildeki karşılığıdır “diyor yazar ***O halde HAYALLER,sözcükler ile tanımlandığı zaman yeni bir şey yaratmanın temellerini oluşturur ve geliştirir. -Bakalım siz nasıl düşüneceksiniz ? -Tabiki bol tasvir.Böylece anlatıcının yanındasınız.Onunla her şeye tanık oluyorsunuz. -Klasik kitapların vaz geçilmezi şehirler, mekanlar ,müzik ve resim ile tasvirleri tanımlama. İyi okumalar Ayşe Bozbıyık 21 Ocak 2024
mavi_i
mavi_i 04 Eylül 2024
Sodom ve Gomorra 4. kitaptir hocam, 5. kitap Mahpus'tur. Aman karışmasın.
Ayşe  Bozbıyık
Ayşe Bozbıyık 04 Eylül 2024
teşekkürler uyarı için .
raufkare
Kitapkurdu
18.04.2024
Okumak için belli bir okuma geçmişinizin olması gerekiyor. Çok farklı bir kitap. Okuma zevkine erenlerin büyük haz alacağı bir eser
fpg
22.02.2024
Başlamaya çekindiğim bir seriydi, çocukluk döneminde annesi ile ilgili hisleri beni çok etkiledi.