Yüzyılımızın en büyük bilimkurgu - fantezi edebiyatçılarından Howard Phillips Lovecraft'a (1890 - 1937) ait olan bu düşünceler, yazarın 'Gümüş Anahtar' adlı öyküsünün kahramanı (bundan başka birçok öykünün de kahramanıdır) Randolph Carter'ın ağzından bizlere aktarılıyor. Lovecraft lafı fazla uzatmadan hayal gücümüzün sığlığını yüzümüze vurmayı tercih ediyor. Böyle davranma cesaretini kendinde gören bir yazara da biz okurlar olarak, hayalgücünün büyüklüğünü bize ispatlamasını istemeye hakkımız olduğunu düşünüyorum. Dost Kitabevi Yayınları'ndan çıkan Lovecraft'ın toplu eserlerinin ilk kitabı (2. ve 3. kitaplar da yakında çıkacak) şüphelerimize cevap aramak için bir başvuru kitabı niteliği taşıyor.
'Delilikğin Dağlarında', 'Charles Dexter Ward Vakası', 'Cadı Evindeki Düşler',
'Randolph Carter'ın İfadesi', 'Bilinmeyen Kadath'a Düş Yolculuğu', 'Gümüş Anahtar' ve 'Gümüş Anahtarınn Açtığı Kapıların Ötesi' adlı yedi öykünün yer aldığı bu ilk kitaptaki öyküler herhangi bir kronoloji ya da konu birliği gözetilmeden derlenmiş. Lovecraft gibi bir yazarın toplu eserleri için belki bu yönde bir kaygı güdülseydi daha iyi olurdu gibi geliyor ancak seçilen öyküler 2. ve 3. kitapları takip edemeyecek olanlar açısından yazar hakkında genel bir fikir edinmek için yeterli gibi görünüyor. Peki onun düşgücü günümüzün materyalist insanını aşağılamaya yetecek kadar güçlü mü? Kesinlikle evet!