14Yorum
Kitabın en çarpıcı bölümlerinden biri, güven duymanın cesaret gerektirdiği üzerine. Pamukoğlu diyor ki: “Sadece korkusuz bir insan güvenebilir. Güvensiz insan, doruklardan uzak durmak ve düz yerde yürümek ister.” Yani hayatı düz yolda yürüyerek geçirenler, ne doruğun soğuğunu ne vadinin rüzgârını hisseder. Ama aynı zamanda hiçbir zaman büyümezler. Bu, hem metaforik hem gerçek bir eleştiri: konfor alanında yaşayanlar, gelişemez.
Diğer kitaplarını okuduğumdan dolayı beklentimi tam olarak karşılamadı. Doğa’da geçen bir roman.
gürültülü sıkıcı ve boğucu şehir hayatından sıkılan insanların bir nebze olsun duygu ve düşüncelerine hitap eden gayet yalın halde okuyucuyu sıkmayan öğle aralarında yahut işe gidip gelirken bile bulunduğunuz mekandan sizi bir anda koparıp hayal gücünüzü canlandıran etkiye sahip doğa bizim folklorümüzde'de yer alan güzellemeler ile halk türküleriyle hep yer almaktadır ki şayet ülkemizinde coğrafyasını ve münbit topraklarını düşününce tarıma ve toprağa bağlı insanlarımız tarafından kimi zaman anne yani anadolu tanımlaması gibi kimi zaman ise gözleri görmemesine rağmen sadık bir sevgili eş yar olarak değerlendirilmiştir toprağa özlem hasret duyan herkes tarafından okunmasını tavsiye ederim kitabın en güzel satırları bence : "insanlarda toprağa bağlıdır tıpkı ağar gibi toprakla bağı kopan insan kök salamaz ve kuruyup ölür ağaçlar gibi " . . .
güzel bir kitap iyi gidiyor. Film izler gibi yavaş geçiyor. Tavsiye ederim.
"Şehir insanları kafeste olduklarının farkında değil ki! Hayatları ev, ulaştırma araçları, ofis veya kapalı çalışma yerlerinde geçiyor. Yiyorlar, yatıyorlar, barınıyorlar ve giyiniyorlar. İmkanları varsa gidip kapalı yerlerde eğleniyorlar." kitaptan alıntıdır. Kitabı bitirdiğinizde; Çağrı'nın yerinde olmak, Asaf bey ve Çoban Deli Rüştü ile tanışmak isteyeceksiniz :) belki de onlar gibi yaşamak...
İnandırıcılığı düşük.Verilmek istenen mesaj yeterince iyi anlatılamamış.
Osman Pamukoğlu diğer kitaplarında sürekli değindiği doğaya karşı olan ve sevgi ve saygısını bu kitapta kısa bir roman haline getirerek getirerek açıklamış.
Güzel bir eser ama yazarın diğer kitaplarından dolayı beklentim biraz daha yüksekti.
Mandıra filozofu tarzı bir kitap olmuş. Fena değil.
Bir gencin doğada geçirdiği bir kaç gününü anlatıyor.Değişik bir hikayesi var.Daha farklı bitebilirdi
Türk Anştaynı Oktay Sinanoğlu. Türkçenin önemine yıllarca vurgu yapmış, her konuşmasında yabancı dilde eğitimi eleştirmiş ve Türkçe Giderse Türkiye Gider demiştir. Ne kadarda doğru söylemiş.
Paşamızın diğer kitaplarına göre biraz sönük kalmış ama okumakta fayda var
OKUYUN KARDEŞİM. EY VATANI DA OKUYUN BUNU DA OKUYUN :)
Osman Pamukoğlunun kaleminden mutlaka okunması gereken bir kitap.