"Bizler, en derin benliklerimizde, birer anlatı hayvanıyız; aynı zamanda da, yanıt arayan insanlar. En iyi kurmaca nadiren yanıtlar verir ama gerçekte, soruları çok iyi formüle eder."
Tam da bu, tam da bu. Julian Barnes'ın denemelerini okurken sanki o konuşuyor ben dinliyorum gibi değil de, sohbet ediyoruz gibi hissediyorum ve bayılıyorum bu hisse. Barnes'ın "Penceremden"i, edebiyata dair 17 deneme ve Hemingway'i onurlandırmak üzere yazdığı tatlı 1 adet öyküden müteşekkil. Bildiğim yazarlara dair yazdığı şeyleri okumaktan çok haz aldım, çok hakim olmadığım yazarlarla ilgili metinlerde biraz zorlandım açıkçası ama tabii Barnes'dan öğrenilecek çok şey var ve ben de pür dikkat dinledim kendisini.
Tuhaf şey; Barnes okurken kendimi konforlu hissediyorum. Karşımda çok zeki ve entelektüel birisi var, üstelik epey de sarkastik ama bana kendimi iyi hissettirmeyi de başarıyor, kendisine dair en sevdiğim şeylerden biri bu sanırım.
Özellikle çeviriye dair denemesi "Madame Bovary'yi Çevirmek" ve yasa dair olan son metin "Kederle Baş Etmek" enfesti. Ölüm yıldönümlerinde kendimize "kendimi hayatta tutum" dememiz, bunu hatırlamamız gerektiğine dair bir alıntı vardı o metinde, her sene içimde hissettiğim şey öyle güzel dile getirilmiş ki, bayıldım.
Kendisini pür dikkat dinlerken öğrendiğim şeylerden biri de Kipling'e yöneltilen şu suçlama oldu: "Pitoresk olma tutkusu insani duygudaşlık hissini boğmuştu" - benzer bir yakınmayı annesi de Flaubert'e yöneltmiş: "Senin bu cümle kurma düşkünlüğün kalbini kuruttu."
Ah dedim, evet yahu. Flaubert ve Kipling için bence bunlar haksız eleştiriler ama bazı yazarları sevmeme sebebim tam da bu işte. Kelimelerin ihtişamına kapılıp duygudan kopmaları. Ama hem ihtişamlı, hem hissi kuvvetli metinler yazabilenler var bir de ki işte sevdiğim şey tam da o, dedim kendi kendime. (Evet senden bahsediyorum Lawrence Durrell.)
Sonuçta Barnes yine bana bir sürü şey öğretti, bir sürü şeyi adlandırmamı sağladı, bir dolu fikir verdi, ne güzel. Edebiyata dair derinlemesine kafa yormak isterseniz kendisi size de bu kitabıyla eşlik edebilir.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Deneme okumayı sevenler için tavsiye ederim. Barnes'in güzel bir kalemi var.Kitapta yer alan denemelerin neredeyse tamamı “kurmaca” denilen türün öteki yazınsal türlere oranla başatlığı fikrinden yola çıkıyor.Denemeciliği kurmaca yazarlığıyla her zaman kıyasıya bir yarış halinde olan Barnes, bu on yedi denemenin arasına “kurmaca” kavramını sorguladığı bir de kısa öykü sıkıştırmış: “Hemingway’e Saygı.”