133Yorum
Kafkas Maralı
Kitapkurdu
üslubu farklı ve akıcı
Sabire Kıplapınar
Kitapkurdu
Bütün kitapları okunur çok iyi bir yazar
jrk
Üstat
aladdin'in arayışında olan anlatatıcı her yerde ona ait, ona benzeyen şeyler hatta nerdeyse o'nu görür. inanılmaz akıcı ve ahenk dolu bir anlatımla hikaye ikinci plana atılmış gibi. sözcükler sizi alıp dolaştırırken yavaş yavaş -rüya gibi akıp giden hikayede- siz de kendi rüyanızı görmeye başlıyorsunuz.
xarezmi
Kitapkurdu
Gerçekten de arka kapak yazısında geçen ilahi komedya gibi bir eser. İçerik oldukça karanlık ilerliyor. Kurgu çok yavaş hatta yer yer yok olan bjr kurgu. Ama dil harika edebî bor dil
üçbaş_karaman
yavaş ilerleyen bir kitap bu kitapta hasan ali toptaşın denemelerinin ruhu var
öznur çevik
Okuyalı epey oldu aklımda kalan ne diye sorunca bulamadım. Yeniden okumaya şart oldu. Kendi özel hayatindaki olumsuz haberler çıkan soğuktur yazardan.
hukukcuyasin
Kitapkurdu
Yine Hasan Ali Toptaş ve yine harika bir kitabı
aydınlanmacı
Edebi yönü kuvvetli olabilir ama kendi adıma anlamakta biraz zorlandım. Yine de dili hoşuma gidiyor Hasan Ali Toptaş ın.
Selenophile.
İlk defa Toptaş okuyacaklar için biraz ağır gelebilir. Başarılı bir roman.
NİLMAVİSİ
Kitapkurdu
Yazarın deyimiyle kendi kahramanını arayan, hayatın, arayışın romanı Bin Hüzünlü Haz. Yazarın diğer romanlarında olduğu gibi düşle-gerçek arası masalsı anlatımı olan bir eser. Kitap dokuz bölümden oluşuyor. İlk bölümünde ne yaparsa yapsın suça bulaşamayan kahraman kendini anlatır. Suç işlemeye meyilli olan, bunu yaparak varolmaya çalışan biri... Kalan diğer bölümlerde ise ilk bölümdeki kahramanın peşine düşen Alaaddin adında başka bir karakter vardır. İlerleyen sayfalarda Alaaddin de ortalıktan bir anda yok olur. Ve biz okuyarak onun peşinden sürükleniriz adeta. Mekanlar değiştikçe kayıpları olan başka kişiler, masal ve roman kahramanları da çıkıyor karşımıza. Başka, eserlere ve ana karakterlerine göndermeler de yapıyor yazarımız. Yazarın tüm kitaplarını okudum. "Bin Hüzünlü Haz" kitabı kadar beni zorlayan başka kitabı olmamıştı diyebilirim.
Divan6523
Üstat
Bir Hasan Ali Toptaş klasiği.
sevalbilge
Postmodern seven okurlar için güzel. İmgelerle metaforlarla dolu
karaademmm
Bilge
“İmzalarda, sizi ilk kez okuyacağım hangi kitaptan başlamalıyım diye soran okurlarım oluyor. Diyorum ki onlara Bin Hüzünlü Haz’dan başlamayın da hangi kitaptan başlarsanız başlayın. Çünkü Bin Hüzünlü Haz, benim metinlerim arasında en deneysel olanı. Onunla başlamaları doğru değil.” Doğan Hızlan’ın sunduğu Karalama Defteri’nde eseri için bunları söylüyordu Hasan Ali Toptaş. Böyle bir eser. • 1999 yılında yayımlıyor. Aynı yıl Cevdet Kudret Edebiyat Ödülünü kazanıyor eseri. • yayımlanışı ardından verdiği ‘ilk’ röportajda ‘kendi kahramanını arayan bir roman’ olarak tanımlıyordu onu. • masallardan kopup gelmiş bir Alaaddin karşılıyor satırlar arasında; fakat arıyor Alaaddin. Bulamıyor Alaaddin. Böyle değil midir zaten hep? • Hasan Ali’nin ilerleyen yıllarda kaleme alacağı eserlerde de olduğu gibi ‘şiirsel bir tını’ yakaladığını tekrar tekrar belirtmeye gerek var mı bilemiyorum. İkilemeler, tamlamalar, iç kafiyeler ve diğerleri.
krizantem23
Hasan Ali Toptaş seviyorsanız mutlaka Ethem Baran ve Abdullah Ataşçı’yı okuyun. Üçünün tarzı aynı.
KevserBicen
Hasan Ali Toptaş tüm kitapları çok güzel.
batusyan
Lisans tezinde Kuşlar Yasına Gider kitabını tahlil eden arkadaşım sayesinde Hasan Ali okumaya başlamıştım. Belki biraz ağır bir dili var ancak okuyunca ve keyfine varınca bırakamıyorsunuz.
okur.gezer
Kitapkurdu
dikkatli okunmalı sıkıyor bazen ama dili çok sade
muallimiedebiyat
Kitapkurdu
anlaması zor ancak harika bir kitap
kusva48
Kelimelerle oynamasına, oynadığı kelimelerle cümleler kurmasına, kurduğu cümlelerle paragraf oluşturmasına, oluşturduğu paragraflarla kitabı yazmasına bayıldım derken yazarın her cümlesinin ağırlığı bence bazı yazarlarımızın kitabına bedel. Ne anlattığından ziyade nasıl anlattığı için okunmalı.
merviisko
Kitap boyunca Alaaddin’i kovaladım. Ardından o kadar uzun koştum ki nerelere sürükledi bizi Hasan Ali Bey bilmiyorum. Ama onun da dediği gibi “bilmek isterdim aslında”. Nasıl nefis bir kalem, nasıl nefis bir boşluk. Kitaptan şu alıntıyla mahvolarak ayrıldım: “henüz Alaaddin’in yokluğunu kaybetmeyi göze alamıyorum. Elimde o yokluktan başka hiçbir şey yok çünkü...”