Kiliseyi her bir taşına kadar gördük ve zihinsel şemamıza oturttuk, işlemeli camlardan zemine düşen rengârenk ışıklara kadar. İnancın sarsılmaz kalesi. Doğanın içinde. Zaman da eski, o da doğanın içinde. İnsanlara geldiğimizde işler sarpa saracak, çünkü inançla bilim arasında bir denge var ve bu denge inanç lehine esnetilecek, insanlığın yıkımı pahasına. Günah işleme pahasına kilisenin yanında yükselen kule tamamlanacak, Başrahip Jocelin için sırtındaki meleğin verdiği güce layık olmak gerekiyor. Herkesin işi gücü bu olmalı, herkes kulenin tamamlanmasıyla uğraşmalı. İnançsız usta Roger Mason yola getirilmeli, bu uğurda iş imkanları dalaverelerle kısıtlanmalı. Kulenin dibini su basıyor mesela, Jocelin Birader teknik olarak işin imkansız olduğunu anlamıyor, anlamak istemiyor ve portrede kendisiyle birlikte herkesi çirkinleştirmeye başlıyor.
Teknik yetersizliğin yanında maddi zorluklar da var, Jocelin'in hamisi olan büyük teyzesi, Lady Alison, maddi yardımda bulunuyor ama yağmur yağdığı zaman kule her seferinde pırtlıyor, dibinde su birikiyor falan ve daha farklı bir tadilat şekli gerekiyor. Roger kardeşimiz işi bırakmak istese de engelleniyor ve kafayı kırıyor, kilisenin ayak işlerini yapan adamla uğraşıyor ve adamın karısını ayartıyor. Günaha saplanıyor. Bu ayakçı kardeşimiz dilsiz miydi, kambur muydu öyle bir şey, adamla uğraşıyorlar ve adam karısını bırakıp kaçıyor. Kadın bir süre sonra ölüyor. Bir felaket havası sarıyor kilisenin etrafını, kulenin inşaatı adım adım sürerken trajediler yavaş yavaş yaşanıyor. Golding'in anlatımının sıkıcı olduğu söyleniyor ama sıkıcılık değil mevzu, mekan yaratımında insanoğlunun hataları düzensiz ve tekinsiz bir ortam oluşturuyor. Kulenin dibindeki çamura gömüldüğünüzü söyleyebilirsiniz, Jocelin'in ilahi konuşmalarına cevap veremeyen yine sizsiniz, yapıların taşları ve insanların hataları son derece elle tutulur bir şekilde kurulu. Roman bu biçimde son derece başarılı.
Kulenin yıkılıp yıkılmadığı bir yana, Tanrı'ya ulaşmak isteyen insanın yıkımı var, Golding'in meselesi daha çok bu. Babil Kulesi yükseliyor, kimileri ruhen çöküyor ve inanç bütün bunlara rağmen olduğu yerde, doğru anlaşılmayı umduğu tek yer olan kalpte bekliyor.
kitabin arkasındaki konuya bakıyorsun cok guzel bir konu gel gelelim kitaba bir basliyorsun william golding anlatmak istedigini karsı tarafa ne kadar zor anlatirimin mücadelesini vermiş sanki.
sineklerin tanrisı kitabi cok iyiydi ona kanarak diger kitaplarini da aldim ama tam bir hayal kirikligi
ayni yorumu catal dil ve serbest düşüşe de yazicam cunku kitapların zorlugu ayni
piramiti ise yeni okuyacam
Yazara ait ilk okuduğum kitap durağan bir anlatımı var insan aklının düştüğü karmaşanın bir binaya dönüşmesini tuğla ve ahşapla şekillenmesini tüm çelişki ve karamsarlığın görünmez kalınması uğruna hepsinin kulenin gölgesine itilmesini hayretler içinde okuyorsunuz. aslında tüm bunlar hiç de yabancı değil
Mucizelerle, kutsallıklarla, ruhani varlıklarla, seçilmişlikle kafayı bozan başrahibin muhakeme gücü sofuluğunun gölgesiyle perdelendikçe gerçek ile hayali ayıran sınır çizgisi tamamen ortadan kalkıyor, olaylar kaçınılmaz sonuna doğru hızla ilerliyor.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu kitaba sıkıcı diye yorum yapanlar gördüm. Sıkıcı olduğunu düşünenler “saatleri ayarlama enstitüsü” nü okuduktan sonra bir daha düşünsün bence :) bence sıkıcı kelimesi bu kitaptan sonra sözlüklere eklenmiş.
Kitap sıkıcı değil sadece anlatımı daha durağan, neredeyse karşılıklı konuşma yok gibi sürekli rahibin insanlar hakkındaki düşünceleri, tedirginlikleri, korkuları... aktarılmış. Sadece sonuna doğru şöyle hissettim; sanki yazarın elinde farklı kelimelerden oluşan toplar varmış ve yazar bu topları rasgele duvara fırlatmış ortaya çıkan cümleleri de kitaba eklemiş gibi. Biraz anlam veremediğim bölümler oldu. Onun dışında okuyabilirsiniz sadece anlatıma alışmak lazım.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kiliseyi daha görkemli bir hale getirmek için içine kule yapma kararı alıyorlar ve olaylar bunun etrafında gelişiyor. başlarda kilisenin bölümleri hakkında çok fazla kelime geçiyor dipnotlar yetersiz kalıyor anlaşılmıyor ben googleden resimlerine bakarak kafamda oturtmaya çalıştım. okuması kolay ama bazı yerleri anlamakta zorlandım. fena değildi diyebilirim
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Golding'in audiobook olarak dinlediğim, hemen sonrasında kitaplığa kattığım kitabı. Sineklerin Tanrısı'ndan sonra beni hayal kırıklığına uğratan hiç bir kitabı olmadı zaten.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Olay sonuna kadar kilisede geçiyor. Betimleme çok fazla. Özellikle Hristiyanlık ve kiliseler hakkında biraz bilgi sahibi olmak lazım. Dip notlar olsa bile yetersiz kalabiliyor ve bu da kopmanıza sebep oluyor. Ortaçağ Avrupasında bir kilise, papaz ve kule inşaası. Konu güzel anlatılmış lakin yer yer sıkıcı gelebilir. Okudum, pişman değilim, tavsiye olunur.