Saf ve Düşünceli Romancı
Saf ve Düşünceli Romancı

Kitapyurdu Fiyatı: 202,40TL

47Yorum
Mehmet Utku Yıldırım
Kitapkurdu
Saf ve Düşünceli Romancı
Böyle kitapları okurken, eğer iyi bir okuyucuysanız ve yazı işleriyle uğraşıyorsanız kitap yorumu dışında okuma ve yazma olayıyla alakalı söyleyeceğiniz üç beş şey oluyor. Zaten bir yazarın kendi yazı serüvenini anlatması, bir anlamda kendi otobiyografisi olmaz mı? Kuramsal olaylar bir açıdan bunun dışındaysa da aslında olayın içindedir; yazarın neyi nasıl yazdığı, yazarla ilgili bir fikir oluşturur. Tabii buradan Pamuk'un "gerçeklik-kurmaca" zıtlığına geliyoruz. Neyse, adım adım gidelim. İşte, söylenecek üç beş şey oluyor. Ben de uğraşan biri olarak biraz fikir belirteceğim. "Saf" demek, böyle içinden akarsular akar ya, foşur foşur. Aktığı gibi yazmak yani. "Düşünceli"yse o akarsuya bent yap, baraj yap, şekiller yap, çok acayip aksın. O. Kullandığın anlatım teknikleri falan. Pamuk diyor ki bu ikisini süper şekilde birleştiren iyi yazardır. Evet. Çok güzel demiş. İşte bu kavramları ilk kez kullanan Schiller var, bilmem kim var. Öyle eski eski adamların kitaplarından düşünceler var. Bağlantılarla uzayalım. Saf olsun, düşünceli olsun, yazar bir ressamdır. Yani yazara ressamlık vasfını yüklemen lazım. Bir kitabı okurken -vapurda, trende, otobüste, koltukta, yatakta- her paragrafta, satırda, harfte farklı bir resim görmek gerekir. Ben kitabı okumadan önce resimlerden ziyade bir film gibi düşünürdüm kitapları, arka arkaya akan sahneler bütünü. Diyalogları gözümde canlandırmaya çalışırdım, tabii kulaklarımla duyduğumu da biliyorum. Yolculukların bir an önce bitmesini sağlayan da bu kişisel filmler değil midir? Mesela eğer betim mevcutsa eşyaları, manzarayı olabildiğince detaylı olarak görmek isterdim, öbür türlü odayı, parkı vs. kendimce canlandırırdım. Sanırım ben bu ikincisini tercih ediyorum. Kitapta da yer alan Goriot Baba'yı düşünelim. Ben Goriot Baba'yı lisedeyken okumuştum ve ilk yüz sayfada ölüyorum sandım, çünkü pansiyonun bulunduğu sokak, pansiyon, duvarlar, tabaklar, insanlar öyle uzun uzun anlatılıyordu ki artık canımdan bezmiştim. Zevksiz değil, söylemek istediğim şey; okuyucuya hissettirilmeden verilen ayrıntıların okuyucuda resimleştirilmesi bir tık daha üstte. Tamamen kendi hayatımıza, kendi düşüncelerimize, kendimize göre gözlerimizin önünde belirmesi. Süper bir şey. Burada devreye giren olay işte "gerçeklik-kurmaca" zıtlığı. Pamuk'a göre ikisiyle de yaşayabiliriz, zira insan zıtlıklarla yaşayabilir. Orhan Pamuk'a, "Sen Kemal misin pampa?" diye soruyorlarmış, bahsedeceğim şey tam olarak bu tür bir gerçeklik değil. Okuduğum hiçbir romanı gerçeklik açısından ele almadım, daha doğrusu gerçekliğini sorgulama ihtiyacı duymadım. Bütün romanların bir şekilde gerçek olduğunu biliyordum, fakat söz gelimi çok sevdiğim bir yazarla tanıştığımda, yazara kitabım(n)ı imzalattığımda, bir iki konuşabilme şansı elde ettiğimde romanlarıyla alakalı hiçbir şey sormadım, sormak bana ayıp bir şeymiş gibi geldi. Çünkü adamın aylarca uğraşıp ortaya koyduğu bir gerçekliği sorgulamak, o gerçeklikle yaşam arasında dandik bir soruyla bağ kurmak, adama hakaret etmekle aynı anlama geliyordu benim için. Romanların başka bir yaşam olduğu doğrudur, fakat her romanın ayrı bir can taşıdığını düşünmek daha çok hoşuma gidiyor. Yazarla olduğu kadar okuyucuyla da alakalı bir şey; ben kurduğum bu dünyanın yıkılmasını asla istemediğim için bunlara inanıyorum. Elimde hiçbir şey kalmadığı zaman bir tek romanlar kalacak çünkü, romanlar ve müzik. Kitaba devam edek. Romanın okuyucuda uyandırdığı gerçekliğin temel öğeleri: zaman, karakter, olay örgüsü. Pamuk'a göre yazar, karakterlerle özdeşleşebildiği, bu yolla başarılı karakterler ortaya koyabildiği sürece romana inanış güçlenir. Burada benim dandik hikâyelerimden, yazmaya çalıştığım romandan öğrendiğim bir iki şeyi anlatmak isterim. Karakter her şeydir aga. Kurgunun kralını yap, tekniğin kralını kullan, karakterin başarısızsa dük gibi kalıyorsun ortada. Fransız dükü gibi. Şekilli şemalli, haritalı bir roman yazım tekniğin yoksa, "saf" bir romancıysan biraz, karakterinin nereye gideceğini, nasıl davranacağını, ne düşüneceğini, ne yapacağını bilmen gerekir. Onu bir insan gibi tanıman gerekir, yoksa sırıtır. Karakter yaratımıyla alakalı birçok teknik var. Kimisi anne kızlık soyadına kadar özellik kağıdı hazırlar. Bir şablon üstünden karakter yaratır. Bu işte "düşüncelilik". Pamuk da diyor ki, "Teyzeciğim, ben Kemal olduğumu söyleyemem, bazen de söylerim." Anladın mı? Kemal'de Orhan'dan parçalar elbette olacak. Romanda siyaset açısından da olaya bu yolla yaklaşıyor Pamuk. Ben o adamları anlayabilmek için, onların neler hissettiğini duyumsayabilmek için onları yarattım diyor. Bu durumda o karakterlerin Pamuk'tan ne kadar farklı olduklarını düşünebiliriz ki? Lacivert'i düşünelim mesela. Tamamen bir ayrılık yok, çok büyük bir benzerlik de yok. Ortası işte, en süperi. Karakterle ilgili başka bir şey; Pamuk biraz da okuyuculara güvenin diyor yazar adaylarına. Küçük ayrıntılardan ruh hali çıkarmak, derin karakter tahlillerine yeğdir. Evet. Eşyalar, eşyalar... Eşyalar insanı delirtmezse başka ne delirtir, bilmiyorum. 85. sayfada eşyalarla ilgili güzel bir bölüm var, buraya almayıp direkt oraya yönlendiriyorum. Olay zaten olay, kurgulayışına göre... Zaman konusunda Aristoteles'ten örnek veriyor Pamuk. Şiir, romanlar, sonsuz bir andan parçalar sunar. Film demiştim yazının başında, kare kare düşünelim. Romanın yaptığı budur; zamanı parçalamak veya zamanı bir bütün halinde, geçmiş-şimdi-gelecek şeklinde içermek. Proust örneği var, Tanpınar örneği var. Son olarak "merkez" mevzusu. Saf olalım, düşünceli olalım, romanın bir "merkez" noktası var. Ne kuruyorsak o merkezin etrafına kuruyoruz veya merkezin dışına çıkmadan kuruyoruz. Merkezin yeri azıcık değişirse koca bir romanı baştan yazmaya girişebiliyoruz. Kitapta örneklerle anlatılmış bu. Benim merkezden anladığım şu oldu: Romanı bir şey anlatmak için yazıyorsak -ki kendimizi kendimize anlatmamız da buna dahildir- merkez işte tam olarak bu anlatmaya çalıştığımız şey. Saflık, düşüncelilik, her şey, her şey bunun içinde veya çevresinde. Kuracağımız her bir cümle, seçeceğimiz her bir kelime bu merkezle alakalı olacak. Tabii artık merkezler kayabilir, birden çok merkez bulunabilir. Edebiyat çok acayip bir şey, istediğini yap. Yani kısaca böyle bir kitap bu. Çok güzel.
OkurYazar_YazarOkur
Üstat
15.06.2025
"Roman denen biçimi nasıl anladığımı anlatmak" demiş bu kitap için Orhan Pamuk. Norton Konferansları alt başlığıyla roman sanatı üzerine verdiği dersler kitaplaştırılmış. Yazarın roman okuma ve yazma tecrübesinden süzülenler okuyucuya sunulmuş. Sık sık büyük romanlardan örnekler verilmiş –Anna Karenina başta olmak üzere. Yine edebiyat kuramcılarından E .M. Foster- Roman Sanatı ve G. Lukács- Roman Kuramı kitaplarına da sık atıflar yapılmış. Bu kitabı Roman sanatı ve edebiyatla ileri düzeyde ilgilenen ya da özelde Orhan Pamuk'la yakından ilgilenenlere tavsiye ediyorum. Ben deneme kitabı arayışımda rast geldim. Severek okudum. Orhan Pamuk hayranı değilim, 3 romanını okudum sadece. Ama yazarlığına, okuma tecrübesine, edebiyat bilgisi, sevgisi ve yeteneğine imrendim bu kitapla. Düşünsel yetkinliği ve derinliğini gördüm: boşuna Orhan Pamuk olunmuyormuş.
kitaparasibirdünya
Bilge
27.10.2023
Orhan Pamuk'un roman olmayan kitaplarını daha çok seviyorum.
sercinbayram
Kitapkurdu
13.10.2023
Severek okudum. Yazar adaylarına tavsiye ederim.
KY-353398
02.08.2022
Saf ve düşünceli roman yazarları üzerine çok keyifli bi kitap
Edward De Vere
Kitapkurdu
07.07.2022
Kütüphaneme, Orhan Pamuk külliyatıma ekledim...
Günay Güner
Kitapkurdu
10.05.2022
Orhan Pamuk, eserin başlığından da anlaşıldığı üzere roman yazımına ilişkin görüşlerini iki farklı tipte gördüğü romancı üzerinden anlatıyor
halldun87
Kaşif
29.03.2022
Severek okuduğum bir eserdi. Kitaplığımdaki Orhan Pamuk rafında yerini aldı. Yazarın düşünce şeklini ve bakış açısını hatırlatması açısından çok güzeldi.
MuzaffarMorenz
Kitapkurdu
12.10.2021
Okur ve yazarın kitapla olan psikolojik deneyimini inançlarını anlatıyor yazar değerli kitap
YASEMİN  BİCAN
Kitapkurdu
24.06.2021
Orhan Pamuk un konferans ve konuşmalarından alıntılar
comrade40
13.06.2021
Düşünceli katılıyorum. Ama yazar kastettiği anlamı ile bile saf değil. İçinden gelerek yazmıyor son dönem romanlarını modernizmi bilinçli aşmaya çalışan bir postmodernci Orhan Pamuk. Eser başlarında ve sonlarında postmodern unsurları iyi kullanıyor. Ama iç öyküde tam bir modernist.
kitapliyasam
15.04.2021
Pamuk’un Harvard Üniversitesi ‘nde anlattığı Norton dersleri temelinde oluşan eser, roman yazarlığı ve okurluğu üzerine bir çalışmadır. İyi roman yazmak kadar iyi bir roman okuyucusu olmak üzerine; kendi tecrübelerini de ekleyerek önemli noktaları bölümler halinde aktarmış. Benim için en önemli kısım ‘romanın merkezi’ mevzusu oldu. ‘Saf’ romancı ve ‘düşünceli’ romancıyı, ikisinin arasındaki dengeleri, roman ve diğer sanatlar arasındaki bağlantıyı okuyabileceğimiz eser, konuya ilgisi olanlara tavsiyemdir.
hatice altuntaş
02.04.2021
Orhan Pamuk kitaplarını çok beğeniyorum.
muhammed hikmet aydoğan
romanları kadar denemelerde okunulası
Sema Karasevda
Kitapkurdu
02.11.2020
Orhan Pamuk'un okuduğum ilk kitabı biraz ağır geldi
teodor21
26.10.2020
Pamuk’un roman yazma ve okuma serüveninden edindiği tecrübeleri biz roman okur ve yazarlarına aktardığı Bilgi dolu ve akıcı bir eser.
doram49
17.07.2020
Sıkı bir Pamuk okuyucusu olarak bu eserini tavsiye ediyorum..
Rbkk
28.05.2020
Orhan Pamuk okuyucusunun kitaplığında olması gereken bir kitap
zey01
22.05.2020
okunması gereken kitaplardan roman yazmak isteyenlerin alması gereken bir kitap
Bir Özbek
14.05.2020
Sadece yazmakla ilgili olan kişilere değil, roman okuyucusuna da rehber olabilecek bir kitap.