Paris Öyküleri
Paris Öyküleri

Kitapyurdu Fiyatı: 88,92TL

Ürüne Git
4Yorum
Mehmet Utku Yıldırım
Kitapkurdu
Paris Öyküleri
Gallant öykülerin roman bölümleri olmadığını, arka arkaya okunmamaları gerektiğini söylüyor. Her öykücü için aynı şey geçerli olmayabilir ama kendi öykülerinin kozmosundan çıkabilmek için bu yöntem şart. Tek bir öyküsüyle kıyaslayınca çok rahat okunabilen romanlar biliyorum, okuru vakumlayıp içeride tutmazlar ama Gallant'ın dünyaları öyle yoğun, karakterleri o kadar detaylı ve kanının aksine o kadar basit bir şekilde kurulmuşlar ki çekim gücüne karşı koyabilmek mümkün değil. Olumsuz bir durum yok, sadece mekandaki en küçük bir detayın bile karakterler üzerinde derin etkiler bırakabileceğini aklınızdan bir an bile çıkarmamanız lazım. Bu öyküleri okumak emek isteyen bir deneyim olacak. Bastıkları bütün kitapları almıştım, aynı çizgide devam ederlerse kaçırmam, ne basarlarsa alırım. Böyle yetenek kumkuması yazarlarla tanıştırmaya devam etsinler, ne güzel! Gallant gazeteci olarak çalışırken gözlem gücünü geliştiriyor ve anlatacağı hikâyeleri bu süreçte biriktiriyor ama çocukluğundan itibaren gelen bir anlatımcı ruhu var, kağıt insanlarını durmadan konuşturur ve hikâyeler uydururmuş. Diyaloglarının duyulmadığını sanırmış ama sesli bir dünyaymış onun kurduğu, belki diyaloglarının son derece doğal ve başarılı olması buna bağlıdır. "Belki de yazar, aslında kılık değiştirmiş bir çocuktur, yetişkinleri bir çocuk berraklığında, atmosfer netliğinde görür, yetişkin davranışını anlamlandırmaya çalıştıkça doğaçlamaya girişir." (s. 438) Bir fotoğraftan veya tanıklık edilen bir andan yola çıkabiliyor Gallant, karakterleri çerçeveye oturttuktan sonra sözcükler beliriyor ve planlı olduğu kadar plansız da ilerliyor hikâye, bazı öykülerin sonu belli olduğu kadar bazılarının gideceği nokta belirsiz kalıyor, ta ki oraya varıldığı sezilene kadar. Yaşamın küçük bir kopyasını çıkarıyor Gallant, bunu sezgilerine yaslanarak yapması kurguyu gerçeğe yaklaşabileceği kadar yaklaştırıyor. Öykülerin içeriğini nasıl anlatacağımı bilemiyorum, sadece detaylara odaklansam fikir verir. Fularlar, Boncuklar, Sandaletler: Theo Schurz ve Mathilde üç sene önce boşandı, Mathilde Alain Poix'yle evlendi, üçünün arası iyi. Küçük şeyler var; mesela Theo için adamın soyadı değişkenlik gösterebiliyor. Poids olur, Poisse olur, akılda tutulmayacak kadar önemsiz bir detay. Mathilde için problem değil, Theo'nun sosyal ilişkilerdeki duyarlılığı bu kadar, boşanmalarına yol açan şey de bu yetersiz duyarlılık zaten. Mathilde'in bahsettiği "ruhsal düzey" nedir, ne anlama gelir, bilmiyor Theo ama bu düzey Alain'de iyi, onu biliyor. Mathilde'in Alain'le daha mutlu olacağını da biliyor, kendi akışkan dünyası Mathilde için bir dayanak noktası oluşturmuyor. Başlarda aralarında bir şeyler vardı, Mathilde'i çeken şey Theo'nun görkemli geçmişi ve ressamlığıydı ama adam mesnetsiz olunca dünyaları çatırdıyor ve anlaşmazlıklarının bir yığın oluşturan küçük sebepleri ayırıyor onları. Hayat devam ediyor sonra, ne olursa olsun. Matmazel Dias De Corta: Ev sahibi kadın, oğlu Robert ve adı geçen matmazel hakkındadır. Birkaç öyküde görüleceği üzere zaman olaylarla belirlenir, yıllarla değil. Uzamın mekan boyutu daha ağırdır. Neyse, aralarında derin bağlar kurulur, oyuncu olmak isteyen matmazelin telaffuz hataları üzerinde çalışılır ve paylaşımlar arttıkça -Robert'la aynı yatağı paylaştıkları da olmuştur- kopuşun etkisi de ağırlaşır. Birkaç yıl sonra matmazeli televizyonda görürler, kadın istediğini elde etmiştir ama geride kalanlar özlem içindedir, kadının ödemediği kirayı bile istemezler, sadece onunla haberleşmektir istedikleri. Bu. 450 sayfalık bir canavar, benden bu kadar. Sağlam öyküler, ben on günde araya birkaç kitap sokarak bitirebildim, bir solukta okunacak bir şey değil yani. Şiddetle tavsiye ediyorum. Sopayla, silahla, ağır sanayi hamlesiyle falan.
Eylül Görmüş
Kitapkurdu
05.05.2026
Evet çok güzel ve incelikli yazılmış metinler bunlar.
"Ben insanlar hakkında hissedebileceklerinizin limitini keşfettim. Bir şey daha keşfettim, o da şu ki seks ile aşkın birbiriyle hiç alakası yok. Sadece bazen bir tesadüf olarak bir araya geliyorlar. Bu tesadüfün sürüp gideceğine inanıyor, o yüzden de evleniyorsunuz." İngiliz dilinin en iyi öykücülerinden kabul edilen Kanadalı yazar Mavis Gallant'ın Paris Öyküleri kitabı, sıradan bir öykü kitabından çok daha fazla emek ve mesai isteyen bir eser okurdan. Bir kere öyküler hem yoğun, hem uzun; her biri birer küçük novella gibi düşünülebilir. Yazarın kendisi şöyle söylüyor: "Öyküler roman bölümleri değildir. Sanki birbirlerini takip edecek gibi arka arkaya okunmamalıdır. Birini okuyun. Kitabı kapatın. Başka bir şey okuyun. Sonra geri gelin. Öyküler bekleyebilir." Buna birkaç açıdan itiraz etmek istiyorum. Evet, öyküler roman bölümleri değildir ve öyle hissettirmemelidirler - bana kalırsa bir öyküyü bitirip diğerine geçtiğinizde bambaşka bir evrende bulmalıdır okur kendini. Bambaşka kişiler, bambaşka biçimlerde konuşuyor olmalıdır. Yazar sizi alıp götürmeli, bir öncekinden çok başka bir dinamiğin içine sürükleyebilmelidir. Böyle olunca da arka arkaya okumak veya okumamak tercihi size kalır ama arka arkaya da okusanız bir romanı takip ediyor gibi hissetmezsiniz. Bu kitapla temel derdim burası oldu sanırım. Evet çok güzel ve incelikli yazılmış metinler bunlar, Gallant müthiş bir gözlemci, bazı detayları çok iyi yakalıyor ve dili gayet lezzetli ama işte - her öyküde birbirine benzeyen insanları okudum gibi hissediyorum. Hem benzer meslekler (bol bol yazar ve ressam var kitapta), hem benzer konuşan karakterler. Bu nedenle okudukça birbirine girdi her şey. Evet yazarın önerdiği biçimde okusam böyle olmayacaktı muhtemelen ama buna mecbur olmamalıyız sanki biz okurlar, yazarın bunu sağlaması gerekirdi gibi hissediyorum. Hal böyle olunca kitaptan aldığım zevk de gitgide azaldı. Hele ki yer yer çok uzayan betimlemeler de işin içine girince zaman zaman odaklanmakta güçlük çeker oldum. Bu kitabın seveni çok biliyorum, benim de beklentim daha yüksekti ama maalesef böyle oldu. Kötü dersem çarpılırım, ama umduğumu bulamadığımı söylemem lazım.
yeterlilik0893
Bilge
16.04.2026
Zamana yayarak okumuştum, bazıları akılda kalıcıydı.
otorite2004
Kaşif
06.12.2024
İçinde keyifle okunabilecek öyküler var. Yavaş yavaş, sindire sindire okunmalı. Ben beğendim.