Bilincimiz derin uykulardan uyku beğendiğinde, yahut dükkanı kapatıp bilmediğimiz bir yere gittiğinde orada olmadığını sezdiğimiz, büyük bir özgüvenin fiştiklediği biçimde orada olmadığını bildiğimizi iddia ettiğimiz insanların, evlerin, sokakların var olmadığını bize kim, nasıl ispat edebilir? Kendimize bunu nasıl ispat edebiliriz, daha da önemlisi; neden ispat etmeliyiz? Bir şeylerin varlığından emin olmamak, o şeylerin gerçekliğinden de emin olmamak mı demektir?
"Yerli Yüzyıllık Yalnızlık, biraz diyaloglusu" diye düşünmüştüm en başta. Çırak-Godot uyandı bir an mesela. Yıllarca bir şeyleri arayan insanlar. Büyülü gerçekçilik. İnceden inceye bir devlet eleştirisi, Perecvari alt-hikâyeler. Çok daha fazlası. Şu roman, Türk edebiyatı için büyük bir kazanç. Bak çok büyük konuştum ama karakterlerden köye kadar yeni kokuyor.
Neden "Gölgesizler"? İki sebebi olabilir, ilki durgunluk. Zamansız bir dünyanın bıraktığı izleri okuyoruz. İki; varoluşa bir gönderme. Gölge düşürmeyecek kadar yok bu insanlar, ancak gölge kavramını akla getirecek kadar da oradalar. Kelime oyunu yapayım; akıllara gölge düşürecek kadar varlar, görülmeyecek kadar yoklar. Boktan oldu, evet.
Filmini izlemedim, izlemem herhalde. Aklımda kaldığı şekliyle dursun, ara ara açıp okuyayım. Oralarda bir yerlerde bir şeylerin olmadığını bilmek güzel.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Okuduğum ilk kitaptı ve çok beğendiğimi söyleyemem ama kötüydü de diyemem iki arada bir derede kaldım desem yeridir. Belki bir başka kitabını daha okumak lazım. Sanırım Kuşlar Yasına Gider adlı kitabını da okuduktan sonra daha iyi bir değerlendirme yapabilmek mümkün olacak benim için.
her zamanki gibi müthiş betimlemeler..severek okuduğum bir yazar.filmini de tavsiye ederim..romanın akabinde izlerseniz,olay örgüsüne ait yarım kalan boşlukları daha iyi anlayabilirsiniz.
Kitabın sonunda beynim yandı kitap bittikten sonra filmi ni izledim filmin sonunda da beynim yandı. Sonunu tam anlayamadım ama şiddetle tavsiye edilir.
İlk kez Hasan Ali Toptaş’ın eserini okudum, betimlemeleri oldukça fazla, beni çok yordu diyebilirim. Ama olay insanı içine çekip hapsediyor. Merakla devamlılığını sürdürüp duruyorsunuz. Ve sürpriz sonla bitiyor yine de okunmaya değer diyorum.
Kesinlikle ilk önce kitabını okuyun sonra filmini izleyen böyle dedim diye ha filmi varmış izleyeyim yeter demeyin sadece filmi izleyerek anlayamazsınız o duygu geçmez efsane bir kitap
Büyülendim. Zaman kavramının olmadığı rüya aleminde gezinir gibi bir his veriyor. Berber dükkanının kapısını açarken kendinizi köyün kapısından girerken buluyorsunuz. Karakterler adeta iç içe geçmiş. Efsane bir dil. Yaşayan yazarımız okunmalı ve hayattayken değeri bilinmeli.
Heba kitabı kadar beğenmesem de sonunu merak ederek okudum. Heba kitabına başlarken zorlanmıştım ama sonradan sarmıştı. Gölgesizler kitabını okurken köylülere kızdığım çok oldu. Kendimi o köyden biri gibi hissettim ve kitabın içine girip müdahale etmek istediğim çok nokta vardı. Bittiğinde "Kaar Nedeeennn Yağaarrr Kaaarrr?" diye dolaşıyordum etrafta..