Ben Buradan Okuyorum
Ben Buradan Okuyorum

Kitapyurdu Fiyatı: 263,52TL

Ürüne Git
35Yorum
Mehmet Utku Yıldırım
Kitapkurdu
Ben Buradan Okuyorum
"Her şeyi baştan düşünme zamanı geldi. Her şeyi. Yazmanın anlamını, bir okur için yazmanın anlamını — hangi okur kitlesi için? Yazmaktan ne bekliyorum? Para mı? Kariyer mi? Takdir mi? Toplumda bir yer mi? Yönetimde değişiklik mi? Dünya barışı mı? Yazmak bir hüner mi, terapi mi?" (s. 9) Tim Parks bir veya birkaç soru üzerinden meselelerini ortaya koyup edebiyatın geçirdiği değişimi bileşenler üzerinden inceliyor. Önsözde görünürlüğe ve akademiye değiniyor, sonraki bölümlerde genişleteceği düşünceleri için temel. Edebiyatla ilgili yayınların soruşturmalarını ele alalım, kitaplarla ilgili bazı sitelerde yazarlardan tavsiyeler isteniyor örneğin. Okur ne okusun? Camiada ünlüsünüz, kitaplarınız oradan veya buradan çıkıyor, sosyal mecralardaki takipçi sayınız etkileyici, kanaat önderliğine layıksınız. Ne okusunlar? Bu ay Kafkaokur öykü sayısı çıkardı, soruşturma kapsamında Türk edebiyatından ve dünya edebiyatından beşer öykücünün adını verdi insanlar, sonra oy çokluğuna göre iki gruptan yirmişer öykücü sıralandı. Her yerde karşılaşabileceğiniz bir liste çıktı ortaya, bir numarada Sait Faik, gerisini kanonun ünlü yazarlarını düşünerek sıralayabilirsiniz, sıralamada yerler değişir ama isimler değişmez. Dünya edebiyatı kısmı için de geçerli bu, belki Keret'in listede olmasından ötürü sevinilebilir ama o kadar. Memet Fuat'ın ilginç bir tespiti vardı, sıraladığı övgülerin arasında dağınıklığından ötürü Sait Faik'in günümüzde şansının pek olmayacağını söylemişti, gerçekten öyle mi? Sait Faik'e oy verenler hangi saiklerle verdiler oylarını, merak ettim. Yaşamın özünü taşıyan öyküler? Sait Faik'in etkilediği üstatlardan etkilenmek? Sait Faik'in kitaplarının görece ucuzluğu bu konuda ne kadar etkili örneğin, günümüzde Zweig'a gösterilen ilginin bir benzeri mi var yıllardır? Kanondan ayrı düşmeme kaygısı bu tür sorgulamalarda ne kadar etkili? Beğeni, kalite ölçütü? On yazarın adını verdim, kimi günümüzün öykücülüğüne farklı bir hava getiren, kimi adı mutlaka anılması gereken yazarlardı. Hiçbirinin adı yoktu listelerde, oysa Halikarnas Balıkçısı olmalıydı, daha pek çok yazar olmalıydı. Neye göre, bana göre, bu yüzden elim yerli yazarlara gitmiyor sanırım, yayınevine baktığım zaman aşağı yukarı neyle karşılaşacağımı biliyorum, referansları biliyorum, yani yazarların hangi atölyelerden çıktığını bir iki öykü okuyarak söyleyebileceğiz neredeyse. Parks'ın da değindiği bir durum, öğrencilerinin öykülerinin iki grupta toplanabilecek kadar aynılaştığını söylüyor bir makalede. Kısırlık. Ödüllerin anlamına değiniyor, Nobel jürisindekilerin iş yükü sağlıklı bir değerlendirmeyi imkansız kılıyorsa ödüller aslında neyi gösteriyor? Türkiye'deki ödüllerin durumunun içler acısı olması şaşırtıcı değil, sermayenin güçlenmesini sağlamaktan başka bir işe yaramıyor bu tür ödüller, Anglo-Amerikan kültürünün güdümü de başka bir mesele, Parks'ın konuştuğu genç bir yazar, metninin kolay çevrilebilmesi için yerellikten olabildiğince uzak durduğunu söylemiş mesela. Kolay çevrilebilir metinler yazmaya özen gösterdiklerini söyleyen yazarlar, şairler bizde de var, yine Memet Fuat eleştirmişti bir iki yerde. Küreselleşme tek tipleşmeye doğru götürüyor, hoş değil, Yücel Balku'nun metinleri tadında başka bir şey okuyamama düşüncesi korkutuyor beni. Akademiyi de eleştiriyor Parks, direkt alıntılayayım: "Bayatlamış jargonu ve edebiyat araştırmalarını kültür tarihi çalışmalarıyla karıştırma eğilimi yeterli zaten. Şu ya da bu eğitmenlik sözleşmesinin bahşedilmesi dışında herhangi bir amacı olmayan yüz binlerce akademik makalenin üretilmesi akıl alır gibi değil; ne çok çaba, ne az macera." (s. 11) Geoff Dyer'ın "halka oluşturup dünyaya sırtlarını dönen, birbirlerini boşaltan otuzbirciler" dediği akademisyenlerin eleştiriye yönelmemesine inceden giydirse de Dyer kadar haşin değil, kendisi de akademisyen olduğundan belki. Parks'ın eleştirdiği sistemlere uyum sağladığını söyleyebiliriz, içeriden okuyor ve çarpıklıkları dile getiriyor. Yazarların mektuplarına saçılan onca paradan bahsettikten sonra tavan arasındaki kutuların arasında sayısız gümüşçünle çürüyen çalışmalarından bahsetmesi başka nasıl anlaşılabilir? İleride para kazanacak o belgelerden, terekesi değerli olacak. Maddi kaygıların edebiyatı nasıl etkileyebileceği üzerine düşünürken tehlikeli bir sonuca ışık tutuyor Parks, getirisi yüzünden yazdıklarımız değişebilir mi? Daha doğrusu şöyle, para veya ün kazanmak için edebi yönelimlerimizi bilinçli olarak değiştirip daha yavan, bayat şeyler yazmaya başlayabilir miyiz? Günümüzde pek çok yerli yazar bu yüzden eleştirilmiyor mu? Piyasanın edebiyatı, edebiyatın piyasayı belirlediğini Eagleton formülleştirerek anlatıyor, bir anlamda geleceğin sanatının yapısını açıklıyordu ama böylesi spesifik değişimlere, örneklere değinmiyordu, Parks kafa patlatılacak pek çok sorundan bahsediyor. Mail yazışmalarını satan bir yazar başka bir adres kullanmaya başlarsa ne olacak, bunu gizlice yaparsa? Bir gün basılacağı umuduyla iletişmek neleri götürecek iletişimden? Naipaul Taklitçiler'de -kitabın adı da iyiymiş şimdi, düşününce- bu umutla yazışan iki arkadaştan bahseder, anlatının sonunda bu tür bir iletişimin yarattığı kopuklukları, faciayı görürüz, şablonlarla yazmaya başlayan yazarın kaybettiklerini, kendi kaybımızı nasıl görürüz? "Sıkıcı Yeni Küresel Roman" başlıklı ve diğer pek çok yazısında bu meseleyi ele alıyor Parks, Latincenin hükümranlığından kurtulan yerel dillerin yükselişinden sonra sürecin baştan yaşandığından bahsediyor. "Yaşadığım ülke olan İtalya'da bir yazarın ancak New York'ta basılınca başarıya ulaştığı düşünülüyor." (s. 41) Bunun bir sınırı var mı? Gerçekten neden yazıyoruz? Kültürel ögeler, "dil virtüözlüğü" çeviri için engelse, başarı bir metnin İngilizceye çevrilmesinde aranıyorsa Hulki Aktunç'un başarısız olduğunu söylemek doğru mu? Bir şeyin açlığı her şeyi yabancılaştırıyor, korkunç. Parks, değişim programıyla gelen öğrencilerin dünya edebiyatını iyi bildiklerini söyledikten sonra ekliyor: "Bu okumalar ne kadar heyecanlı olsa da hiçbiri onlar için özellikle yararlı değil. Örneğin Pamuk güçlü bir mekân duygusu sunabilir, ama bu mekân duygusu giderek daha belirgin biçimde Türkiyelilerin kendilerinden çok Türkiye dışındakilere yönelik; genç İngiliz yazar yabancı bir kitleye İngiltere'den mi bahsedecek? (...) Günümüz Avrupası'nda içinde yaşadığımız toplumla ilgili giderek daha az şey okuyoruz. Kendilerine ait olduğunu hissedebilecekleri bir ses, yazdıklarını bir gereklilik ve yoğunluk duygusuyla doldurabilecek bir üslup bulmak için çabalayan genç yazarlara yardımcı olurken, edebiyat külliyatının ne olduğunu ya da vaktiyle ne olduğunu ve ne işe yaradığını hatırlıyorum." (s. 86) Pamuk'u en son yedi yıl önce okudum sanırım, sonrasında kurmacalarını takip etmedim, kurgularında kendime dair bir şey bulamadığım için muhtemelen. Kurguyu ciddiyetle oynanan bir oyun olarak tanımlamıştı Sedat Demir, Pamuk aşırı ciddi olduğu için de takip etmek istemedim sanırım. Parks da Franzen için benzer şeyleri düşünüyor, bir kültürün sayım döküm işlemlerinin arasında hikâyeyi bulmakta zorlandığını söylüyor bir yerde, bulsa da her anlatı ögesi hesaplı kitaplı, kusursuzluğa ulaştıran bir formüle sadık kalınmış gibi, bu durumda olmuyor yani, okunmuyor, gitmiyor. Temayüle uyduğu ölçüde kendi kuşağımdan da pek umudum yok. Sütçü'deki esas kız gibi 20. yüzyılın bu tarafından bir şey okumamak mı lazım, düşünüyorum. Tek tük istisnalara rastlamak onca zahmete değmiyor. Parks birkaç bölüme dağıttığı yazılarında pek çok konuyu irdeliyor, birkaçına değinip bitireyim. İlkinde öykülere ihtiyaç duyup duymadığımızı sorguluyor. Bir Budist için meditasyon, Pascal için odada tek başına oturabilmek yeterli, o halde öyküler bir tür yoğunlaşamama ödünü olarak ortaya çıkıyor belki, okuyup bir nevi telafi, teselli duygusunu yakalamaya çalışıyoruz. Parks ilginç ve karmaşık romanlara bayıldığını ama onları ihtiyacı olmadığını söyleyerek noktayı koyuyor. Kitapları neden bitirmemiz gerektiğine dair başka bir yazıda bir anlatının son erdiği noktanın yazar tarafından da belirlenebileceği söyleniyor. King'in bu konuyla ilgili bir girişimi vardı, hangi metni olduğunu hatırlamıyorum ama bir noktada anlatıyı keserek okurun ilk sondan memnun olması durumunda devamını okumak, ikinci sona ulaşmak istemeyebileceğini işaret etmesi hoştu. Kısacası bir anlatı, bittiğini hissettiğimiz noktada biter, geri kalanını okumak zorunda değiliz, eğer metnin ve yazarın niyetini görmezden gelecek kadar keyfimize düşkünsek tabii. Ben tamamını okuyorum açıkçası, hiçbir iyi metin için de farklı bir son kurgulamadım sanırım, bu bağlamda. Pennac'ın on maddelik okur hakları listesi her daim geçerli elbet. Çok zengin, muazzam bir metin, değindiği konuların onda birine değinmedim yukarıda. Bu kitabı okumak çok keyifli. Bizde Cem Akaş'ın Zibaldone 2 nam metni benzer bir keyif sunuyor, meraklısı bakabilir.
umuturkmenoglu
Bilge
22.08.2024
Tim Parks gibi bir yazarı tanımama, yazarın diğer kitaplarını edinmeme neden oldu.
sakalıkirlibirderviş
Üstat
çok eğlenceli ve kıymetli denemelerinden oluşan bir kitap, edebiyat ve eleştirisiyle ilgileniyorsanız okumalısınız.
Ojekokusu
Kitapkurdu
03.05.2023
Bence çok ufuk açıcı bir metin.
03buse
Kitapkurdu
26.12.2022
Okuması çok keyifli. Okumayı seven herkesin, bir de buradan okumasını isterim :)
kitaparasibirdünya
Bilge
15.09.2022
Edebiyat, okuma, okur, yazar, yazı dünyası hakkında denemeler. İlgi çekici bir kitaptı. Ülkeler arası farklılıklar, Avrupa ve Amerika okuru/edebiyatı üzerinden ironi içeren yazılar, teknolojinin gelişiminin okuma serüvenine etkisi, roman gerekli midir, e-kitap okunur mu gibi güncel konuları akıcı ve sıkıcı olmayan bir dil kullanarak yazmış. "Hic bir sanat dalı tüketildiği koşullardan bağımsız var olamaz."
alişan24
Kitapkurdu
14.04.2022
Edebiyat okumaları için okuma bakış açınızı genişleten bi eser
SANLI OTAY
03.06.2021
kitabın çevresindeki dünya, dünyada kitap, yazarın dünyası, dünyalaraşırı yazmak.
Ceren Hızar
14.05.2021
Başladığımız bir kitabı bitirmek zorunda mıyız? Kitapları basılı olarak mı yoksa Kindle'dan mı okumalıyız? Günümüz okuru kitap okurken bitmek bilmez bir uyarıcılar yığınıyla nasıl başa çıkıyor? Küreselleşme yazarları ve metinlerini nasıl etkiliyor? Beğenilerimizi etkileyen ve kitap seçimlerimizi yönlendiren faktörler nelerdir? Nobel Ödüllerini ne kadar ciddiye almalıyız? Çeviri yazarların üslubunu ne yönde ve ne kadar etkiliyor? Okumaya ve yazmaya dair bu ve benzeri pek çok konuya değinen Tim Parks bize değerli bir edebiyat eleştirisi sunuyor. "Hiçbir zevk almadan inatla okumayı sürdürenler, kaygılı anne babaların aşıladığı başarı duygusuna hala bağlı olan gençlerdir sadece." s. 20
ahmetan
Kaşif
07.04.2021
Metis yayınlarının bu serisinde her kitap bir hazine teşekkürler..
foxcatcher
Kitapkurdu
02.02.2021
Neden okuyup yazdığımıza dair güzel bir kitap
tubagunay
Kitapkurdu
21.01.2021
Edebiyatı farklı pencerelerden irdeleyen güzel bir kitap. Özellikle yazarın dünyası kısmını keyifle okudum.Keyifli okunmasının yanında size birçok şey katacak zenginleştiren bir kitap.
sümeyra öztürk
16.11.2020
Akademik okuma ve yazma becerisi edinirken, bu yolda okunması gereken eserlerden.
Ecem Aşık
11.08.2020
Edebiyata ve çeşitli bağlantılı konulara dair çok zevk aldığım bir kitaptı.
biokursat
Kaşif
11.05.2020
Son derece zihin açıcı bir kitap. Yazar sayesinde kitapların dünyasına dair pek çok şeyi sorgulamaya başlayacaksınız.
beydervis
02.05.2020
Okuma eylemi ile ilgili önemli bir kaynak...
volkuntelhaar
01.01.2020
Okurlar ve yazarlar(bu kısımdaki konu başlıkları daha çok) ile ilgili yazarın görüş ve eleştirilerini topladığı bir eser. Ben bir okur olarak içinde etkileyici bilgiler buldum ve eleştirilerin genelini de haklı bulduğum bir eserdi.
elif elif
27.12.2019
Edebiyatın evrimini anlatan güzel bir kitap.
highfive
Kitapkurdu
23.12.2019
Okuyan, yazan ve düşünen kültürlü okurlar için çok sağlam eleştiri yazıları bulunuyor. Edebiyatın nasıl ve ne şekilde evrileceğini görmek için mutlaka okumalısınız
balık_nemo
03.12.2019
Yazar adayları mutlaka okumalı
1 2