Tavares'le birkaç ay evvel Kudüs ile tanışmıştım; "Teknik Çağında Dua Etmeyi Öğrenmek" ile yeniden buluştuk. Yaşayan Portekizli yazarlar arasında en çok konuşulanlardan biri kendisi, şöhreti boşa değil. (Yalnız şu "Portekizli Kafka" lafını kim ortaya attıysa çıksın ve "saçmalamışım, pişmanım, bunu unutabilir miyiz" desin lütfen ya. 1. Niye sürekli birilerinden lokal Kafkalar yaratmaya çalışıyoruz, kolay mı o iş o kadar? 2. Tavares müthiş bir yazar ama yazdıklarında Kafkaesk hiçbir şey yok yahu! Hispanik bir Kafkaesk tat arıyorsanız lütfen Samanta Schweblin'in "Ağızdaki Kuşlar" kitabındaki "Benavides’in Ağır Valizi" öyküsünü okuyun mesela ve Tavares'i rahat bırakın. Neyse, homurdanmam bu kadar.)
Evet, şöhreti boşa değil çünkü çok acayip yazıyor - ancak herkesin seveceği türde yazmadığı kesin. Ürkütücü, tekinsiz (bundan mı Kafkaesk diyorsunuz acaba? Yetmez yalnız. Eylülcüm tamam uzatma istersen), rahatsız edici şeyler yazıyor. Bir öykü anlatıyor Tavares ama anlatısını insanın karanlık dehlizlerine dair (bunu çift anlamlı kullanmak istiyorum, fiziksel dehlizlerimizi ve cinselliği de kast ediyorum ve tabii ruhumuzun dehlizleri) gözlem ve analizleriyle yoğuruyor. Dolayısıyla roman gibi ama değil gibi nev-i şahsına münhasır metinler çıkarıyor ortaya.
Müthiş bir karakterimiz var; cerrah Lenz Buchmann. Kendisinde sevilecek hiçbir yan yok ama ona dair okumaya doyamıyorsunuz. Başarılı, pırıltılı, toplumda çok sevilen birisi Buchmann. Oysaki güçle, ahlakla, adaletle, siyasetle, seksle ve kendisiyle ilişkisi toplumun genel kabullerinin çok dışında biri. Onun yükselişini ve çöküşünü okuyoruz kitap boyunca. Empati yoksunu, faşizmi içselleştirmiş bu tuhaf adamın eline güç geçince yaşadıkları ve onu kaybedince verdiği tepkileri muazzam analiz ediyor ve aktarıyor Tavares, muazzam.
Daha konuşurum, konuşmayayım. Şu alıntıyla bitireyim:
"Buchmann'ın arzuladığı kesinlikle buydu: Yasaları sadece kendisine uygulanabilen bir yasal sistemin taşıyıcısı olmak; ne uygar dünyaya ne de ilkel dünyaya ait bir ahlakın taşıyıcısı olmak; şehrin ahlakı olmayan, onun ailesinin ahlakı bile olmayan bir ahlak, üzerinde sadece ve sadece kendi isminin yazılı olduğu bir ahlak."
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Teknik Çağında Dua Etmeyi Öğrenmek, Portekiz edebiyatının genç dâhisi Gonçalo M. Tavares’in insan ruhundaki kötülüğü tüm boyutlarıyla ele aldığı romanı.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Günümüzle eşleşen fenomenlerle dolu bir kitap, ama bende beklediğim etkiyi yaratmadı. Suçluluk veya günahkarlık duygusunu, pişmanlığı daha yoğun işleyebilirdi. Ortaya çıkan sorgulamalara kendiniz cevap bulmalısınız. "Yazar başka bir başlık bulsaydı keşke" diyebilirsiniz kitabı bitirdiğinizde. Farklı bir üslup görmek isteyenler...