yazarın tarzı mükemmel mizahı, zekası, hayal gücü, betimlemeleri harika. kesinlikle eğlenceli ve gerçekçi bir açıdan aşkı ele almış. ismine aldanmayın o kadar basit değil, zaten aşk 3 yıl sürer aksini kimse edemez demiyor yazar.
üç yıl mı çok fazla bile vermiş. bu kitabı okuyalı yedi sekiz sene olmuştur. tek hatırladığım değil üç yıl üç gün bile sürmeyeceği aşkın onu anlatıyor. fena bir kitap değildi hatırladığım kadarıyla. çok sürükleyici değil ama kötüde değil...
bu yazarın kitapları gerçekten de kendi alanında tebrikleri hakediyor.Aşkın ömrü 3 yıl kitabı sizi adeta yazarın anlattığı karakterle bir hayat serüveni yaşatıyor
kitap okurken pek sıkılmıyorsunuz sanki bir dostunuzla karşılıklı muhabbet ediyormuşsunuz dertlerini sizinle paylaşıyor hissi veriyor yinede aşkı iyi anlatamıyor aşk adına bi şey öğrenemiyorsunuz sadece ukala bi adamın kendine göre aşk tanımları var eğer elinizde bi şey kalmamışsa bakabilirsiniz ama bence okumaya değmez....
Kitabı iki solukta okudum. İlk soluğumda aklıma aşk 3 yılda biter mi sorusunu gerçekten düşürdü. Yitip gidenlerin nedeni bilmsel gerekçelerle açıklanabilir belki de dedirtti. İkinci solukta ise bütün genellemeler yanlışa yazarla birlikte ben de vardım. Yazar uçta bir insan ve hayat anlatıyor ama milyonlarca insan ve hayat varken bunların nasıl kesişeceğini kimse bilemez. Aşkı zaman değil, kalıplara sokmak bitirir...
Kim ne derse desin kitap ismiyle yok sattı bence.Ama bu durumda kitabın hakkını yemek olmaz hani.Gerçekten de isteseniz de istemeseniz de aşkın ömrünün üç yıl olduğunu kabul etmek zorunda kalıyorsunuz...
Bu kitabı 2 günde okudum.ilk gün askın ömrünün uç gün olduğuna inanmıştım ve neden böyle olduğu sorusunu kendime soruyordum. Fakat 2. Gün bunun böyle olmadığını anladım. kitabı çok beğendim ve herkese tavsiye ediyorum. Özellikle de aşkını yeni kaybedenler için son derece başarılı bir kitap.
Sivrisineklerin ömrü bir gündür, güllerin ki üç gün. Kedilerin ömrü 13 yıldır aşkın ki üç. Böyle işte. İlk yıl tutku, sonra bir yıl şefkat ve nihayet bir yıl can sıkıntısı.
İlk yıl, “ Beni terk edersen kendimi ÖLDÜRÜRÜM ” denir.
İkinci yıl, “ Beni terk edersen, acı çekerim, ama kendimi toparlarım ” denir.
Üçüncü yıl, “ Beni terk edersen şampanya patlatacağım “ denir.
Sizi aşkın hayat boyu sürdüğüne inandırırlar, oysa aşk kimyasal olarak üçüncü yılın sonunda yok olur.
İlk yıl eşyalar satın alınır.
İkinci yıl eşyaların yerleri değiştirilir.
Üçüncü yıl eşyalar paylaşılır.
Hakikati aşkın mis kokuları arasında başlayıp bok kokuları arasında bitmesidir.
Beni bu kitabı okumaya iten en büyük etken kitabın adı olsa gerek. Aşkın, sonsuzluğa ulaşan bir duygu yoğunluğu olduğunu düşünen bir insan olarak aşkın ömrünün üç yıl olduğunu savunan bu yazarın neye dayanarak bu fikri ortaya koyduğunu merak ettim. Bir diğer etkende kitabın arkasında yer alan - yukarıda belirttiğim - sözlerin iddialı oluşuydu. Duyguların ve heyecanın zaman zaman azaldığını hissetmek hepimizin yaşadığı bir olaydır. Böyle hissedince, acaba aşkta bitiyor mu sorusundan yola çıkarak bu kitabı okudum. Kitapta aradığım her duyguyu bulduğum söylenemez. Alice ve Antonie ‘nun ilişkilerindeki uç noktalar ve ayrılıkları kitabın sonucuna tezat. Ama sonunda yazarın ‘ aşkın ömrünün üç yıl olması ’ konusunda yanıldığını görmek güzeldi.
aşkın ömrü mantıklı düşününce gerçekten en fazla 3 yıl fakat bu kitabı okuyunca insanın aşka olan güveni sarsılıyor ve sonra aşkın ömrü 3 yıldır diye ortalıkta sayıklamaya başlıyor..fazla ciddiye alınmazsa güzel bir kitap..
kitabı okuyup da yazarı dürüst bulmamak pek mümkün değil sanırım.yaşantı konusunda oldukça içten ancak konu ve anlatım biraz hafif çerez gibi diyebilirim ama yine de çerez yemek de oldukça zevklidir.
Okuyanlara soruyorum katılmamak mümkün mü? Her güzel şeyin olduğu gibi ne yazık ki aşkın da bir sonu var. Tabii önemli olan bu büyük aşkı sevgiye dönüştürebilmek. Yalnız bir tavsiyem var bu kitabı okuyanlar çok karamsarlığa kapılmamak için "Aşkın Ömrü Evde Uzar" adlı kitabı da okusunlar lütfen. Belki böylece 3 yılın üstüne çekebiliriz aşkımızı.
yazar içinde yaşadığı batağı gayet güzel anlatmış.iğrençliklerle dolu bir yaşantısı var.ben asla böyle bir toplum olmayacağımızı düşünüyorum.yitip giden ahlaki değerlere sahip çıkmamız lazım.ayrıca başlığa ve kitabın başından sonuna kadar geçen ''Aşkın Ömrü 3 Yıldır'' sloganına aldanmayın yazar kitabın en son bölümünde aşkın ömrünün 3 yıl olmadığını kabul ediyor.Okunması muhakkak kitaplardan biri değil hatta okunması bence gereksiz.
Aşkın Ömrü üç yıl mı?Bunu nasıl ölçebilir ki insan.Kalbinde Allah aşkını taşıyan biri<br />sevdiği bir insana olan aşkını 3 yılla ya da 5 yılla sınırlamaz.Sınırlayamaz.Aşk denilen şey böyle kısa kitaplara da bir kaç satırla sığmaz.Aşkı tanımak isteyenler bu kitapları bir kenara bırakıp daha nice güzel eserlere yönelsinler.
Kelimenin tam anlamıyla iğrenç ve beş para etmez bir kitap. Yazar, başından sonuna kadar sürekli olarak, kendi iç dünyasını ve bozulmuş ahlaki yapısını yansıtıyor. Ayrıca teknik açıdan da elle tutulur hiç bir yanı yok. Bu kitaba harcanan kağıda, verilen paraya ve okumak için ayrılan zamana yazık bence.
hayatımda okuduğum en sıkıcı kitaplardan bir tanesi..frederic beigbeder in tüm sex hayatını kadınlara bakış açısını daha ilk 20 sayfada tanık oluyorsunuz.*..zaten kitabın devamı tekrarlayıp duruyor..biyolojik olarak üç yıl olabilir aşkın ömrü,buna şartlanmak ayrıca cok yanlış böyle bile olsa aşk biter ama sevgi bitmez..
kitabın adı çekti dikkatimi. 3 yıl süren bir beraberliğin ardından okumaya başladım. okudukça kendime"demek ki artık aşık değilim" diyordum. <br />kitap öyle yazılmış ki yazar sanki yazmamış da karşıma geçmiş, anlatıyo. ben de o tatlı anlatış karşısında gözlerimi hafiften kapayarak hayallere dalarak okudum. <br />aşka bir mizah katarak bazı argo kelimeleri kullanarak dikkat çekiyor. kitabın sonucunda yazarın da dedği gibi biraz hayal kırıklığına uğruyor gibi oluyorsunuz, ama biraz daha süseydi diye içinizden geçirmiyor değilsiniz