Alatlı, bu eserinde de, kahramanlarına felsefeden tarihe, antrapolojiden fiziğe, ilahiyattan müziğe, filolojiden astronomiye kadar pek çok alandan malûmat verdiriyor. Öyle ki, kitabın % 90'ına yakınını tırnak içlerinde yer alan ifadeler teşkil ediyor. Kabus'un arkasından gelen Rüya'nın hangi somut temellere bağlanacağını merak edenler, kitapta umdukları kadarını bulamıyor. Turnalar, seher yeli ve dağlardan yola çıkılacağı, tekrar göklere bakılması gerektiği, ayağı toprakta başı bulutlarda bir insan tipi gibi hususlar yeterli birer başlangıç noktası ya da rüya örgüsü olabilir mi? Tartışılır. Uzun alıntılar ve çok sayıda malûmat bazen okuyucuyu yoruyor.
Türkiye'nin 25-30 yıl sonraki halinin anlatıldığı eserde, zaman zaman geriye dönülüp cesur değerlendirmelerde bulunuluyor ve (her ne kadar bazı aktörler unutulsa da) bazı isimler açıkça belirtiliyor.
Gerçekçilik adına mı olduğu bilinmeyen bir biçimde zaman zaman tenasül uzuvları ile ilgili kaba anlatımlar (s. 322 ikinci paragraf gibi) turnaları ürkütebilir!!! Herhangi bir maceranın yaşanmadığı, zaman boyutu olmayan kitap, bir roman olarak yazılmasa belki mesajını çok daha iyi verebilirdi.
Üslub ve roman tekniği bakımından tenkid edilebilecek yanlarına rağmen, kitap yepyeni ufuklar açan, hayata ve gelişmelere karşı alınacak tavır konusunda çok önemli bilgilendirmelerde bulunan bir eser.