Ne sıkıcı ne de akıcı. Yer yer ağdalı bir dili bir dili var. Paragraflar arası boşluk yok. Hoş, olsaydı da intibası aynı kalırdı.
Okurken ciddi anlamda kafanızın boş olması gerekiyor çünkü yoğun bir biçimi, anlatısı var. Kafanız doluyken okursanız sadece gözleriniz hareket etmiş olur.
Öyle bir anlatısı var ki, sanki yazar kendisi ölmüş de mezardan soğukkanlı biçimde anılarını yazıyor gibiydi.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bu kadar kısa ve muhteşem şekilde anlatılabilir; aşk, bağlanma, terkediliş, tutunamama... Kitap hakettiği değeri görmüyor.
Yakın ve uzun süredir görüşmediği dostu A. nın ölümünü haber alıp Port Sudan'dan Fransa'ya dönüp arkadaşının ölümünün gerçek sebebini arayışını anlatıyor kitap.
Akıcı bir aşk hikayesini anlatmıyor, dili sade değil. Bu yönde beklentisi olanlar hayal kırıklığına uğrar. Duyguları derinden hissettiren bir eser.
"Ölümün ne olduğunu biliyorum; bu yaşımda ölümle bir kereden fazla karşılaştığım düşünülebilir. ama şunu söylemeliyim ki, ölüm, terk ediliş kadar derinden yıkmaz insanı. ölüm, geri dönüşü olmayan şeylerin o iğrenç yumuşaklığına da sahiptir: ona isyan etmek, kararından dönmesini dilemek yararsızdır. oysa sizi terk etme kararını, bilirsiniz ki bir kişi almıştır; hem de sizin kötülüğünüzü istemeyen, dahası, sizin için iyilik dileyen, bütün iyilikleri dileyen bir kişi yani sizi seven kadın. iyi ile kötü öylesine duyulmamış bir biçimde ters yüz olur.."
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
defalarca satın aldığım, defalarca hediye ederek tükettiğim, şu anda yine iki tane satın aldığım; şu zamana kadar aşk üzerine okuduğum en doyurucu en yoğun en güzel kitap.
Yoğun bir kitap. Aşk, toplumdaki genel yozlaşma ve bunun izleri, etkileri öyle güzel anlatılmış ki. Anlatıcı ile A.'nın arasındaki bağ da çok etkileyici. İnsanın alıntılamak istediği, kafasının bir köşesine yazmak istediği bir dolu tümce oluyor. Aşk çok yoğun bir duygu. Böyle bir aşkı okumak insanda tuhaf hisler uyandırıyor. özlem, acı, hayal kırılığı, isyan, kabulleniş, hepsi bir arada.Bir yazarın aslında aşık olduğu kadında anlamlandırdığı bir sürü şeye şahit oluyorsunuz. Bu herhangi bir aşk değil. Kadın da herhangi bir kadın değil "Genç Kadın".
"Eğer bir aşkla yüce bir umudun karşılaşmasından daha büyük bi mutluluk yoksa, az önce size bedensel olarak yakın olanın terk edişi her şeyinizi, düşüncenin sarmaladığı sanılan engin ufuklara götürdüğünde, bundan daha korkuç bir mutsuzluk yoktur" etkileyici bulduğum bir alıntıydı.
Anlatıcının kendi aşkını anlattığı kısım da çok çarpıcıydı. Acı o kadar keskin hissediliyor ki, insanın en azından tahmin etmeye çalışması için böyle birşey yaşaması gerekmiyor. Güzel anlatım bu olmalı işte. Anlatıcının ihanet ve ölümü karşılaştırma kısmı da çok etkilendiğim bir kısımdı "Şimdi başımıza gelen, hep gelmiş olanın belli edilmeyenin gerçekliğidir" müthiş bir ifade...