"Bugüne dek yeryüzünde Çin kadar batıl inançları güçlü bir başka ülke daha var olmamıştır." (s. 5) Borges'in ilgisini çeken rüyalar, kabuslar ve olağanüstü varlıklar Çin'de cirit atıyor, güpegündüz ve gecenin karanlığında. Önsözde kısaca değiniyor Borges, ben daha da kısa bir biçimde aktarayım. Konfüçyüs tinsel yaratıklara saygı duyulmasını ve onlarla araya mesafe koyulmasını öğütler, iki dünyanın birliği Taoizm ve Budizm tarafından zayıflatılmışsa da inançların baskı yoluyla kaybolmayacağı malum, doğaüstünden korkuluyor ve görüldüğü üzere bu durum kolaylıkla ortadan kalkmayacak. Şaman geleneklerinin dinler tarafından asimile edilmesi tehlike ama böylece yok olmaları önlenmiş oluyor bir yandan. Bilemiyorum, farklı kültürler birbirini incelediği müddetçe hiçbir şey yok olup gitmeyecek. "Bunu bir de doğaya söyle delikanlı," dedim kendi kendime, siz zahmet etmeyin.
Çin'de doğaüstü olayların imkansız ya da gerçekdışı gibi algılanmadığını söylüyor Borges, Bir Çin Yazı Odasından Öyküler nam metni yazan P'u Sung-ling'e bakarsak bunların kurgusal olduklarını söylemek güç. Borges, cehennem tasvirini ve diğer mevzuları Poe, Hoffman ve Quevedo yazınıyla kıyasladığında paralellikler bulur ama işin ilginç yanı, yazar anlattığı harikalar karşısında büyülenmez. Cehennemin yönetiminde bürokrasinin varlığı, yöneticiler, yazıcılar, tanrılar ve başka pek çok öge günümüz dünyasına tutulan bir aynadan yansıyanlardır sanki. Devam eder Borges, Çinlilerin imgelem dünyalarının geniş olduğunu ve anlatılanlarla yaşananlar arasında pek de bir fark bulunmadığını düşündüklerini söyler. Adamların gerçeklikleriyle karşılaştığımızda uyum sağlamakta zorlanabiliriz, hatta okur olarak kültürel bir çatışma da yaşayabiliriz ve öyküler bize saçmanın saçması gelebilir, bu bizim kültürel geçişkenliğimize, aynadan yansıyanı kabullenebilmemize bağlıdır.
Çok sayıda öykü varmış, Borges birkaç öyküyü derlemiş. Cao Xueqin'in Kırmızı Köşk Düşleri nam metninden de iki fragman mevcut. Bu abimizin yazdığı metin roman kişilerinin en çok olduğu metinlerden biri olabilirmiş, tam dört yüz küsur karakter! Tamamını çevirmek zor, yayımlamak daha da zor. İki parçayla yetineceğiz.
Koruyucu Meleklik Sınavı: Çin'de her şehrin bir koruyucusu var, tanrılar tarafından seçiliyor. Olay gerçektir, anlatıcının ablasının kocasının Sung Tao adındaki dedesinin başından geçmiştir. Aynı gerçeklik oyununa Yeats'te de rastlanıyor, tanıdık birinin başından geçen mitik, doğaüstü olayların anlatımı, işi kurgunun dışına çıkarmada güzel bir yöntem.
Beyefendi mühim bir sınavdan geçer, verdiği cevap beğenilir ve ataması yapılır ama bakılması gereken bir ana vardır, Yazgı Kitabı getirilir ve tanrılar Sung Tao'nun annesinin dokuz yıl daha yaşayacağını görürler. Dokuz yıllık bir erteleme yapılır, Sung Tao evine dönerken uykudan uyanır gibi gözlerini açar. Üç gündür ölü olduğunu fark eder, tabuttan çıkar ve görevinin devredildiği diğer kişinin de öldüğünü öğrenir. Dokuz yılın ardından Bay Sung görevi için ayrılır, arkasında ölüsü kalır.
Bu öykülerde kafalar kopar, yürekler çıkarılır ve ölümle münasebet kurmalık pek çok eylem gerçekleşir ama ölüm başka bir dünyanın, daha ötelerin bir gerçeği gibidir. Bu dünyaya çok yakın ve çok uzak. Kopan kafalar yerine oturunca yaşam sürer, yüreklerin yerine başkaları konur ve kişi nefes almaya devam eder, bunlar tinsel hadiselerdir, kaba gerçekle pek alakalı değildir.
Ch'ang-ch'ingli Budist Keşiş: Seksen yaşındaki keşişle otuz yaşındaki prens arasındaki ruh göçü öyküsüdür. Keşiş düşüp ölür, oralarda avlanan prens de atı tökezleyince tepetaklak düşer, o da ölür. Keşişin ruhu prensin bedenine girer, bundan sonrası çevresinin ve kendisinin inanca dört elle sarılmasıyla her şeyin düzelmesinin anlatısıdır.
Ölüler Ülkesi'nde: Akutagava'nın benzer bir öyküsü vardı, acının sonu selamet konulu, bol cehennemli, bol bürokratlı bir eziyet öyküsüdür. Babasının iblisler tarafından işkence gördüğünü düşünen hayırlı evlat, kendi dünyasından ayrılıp ölülerinkine geçtiğinde seksen çeşit eziyet görür ama davasından vazgeçmez, tanrılarla karşılaşınca muradına erer.
Bu minvalde işler. Çin kültürü zaten olabildiğince ortada, detayları ilginç. Bizdeki leb değmezin mantığına benzer bir mücadelenin varlığından haberdar oldum, sevindim, farklı kültürlerde sanatsal atışmaların nasıl yapıldığını hep merak etmişimdir. Gerçi çevirmen C. Hakan Arslan, fonetik bir yapı üzerinden yürüyen atışmanın o kültürle ilgili bilgisi olmayan okurlar tarafından pek anlaşılamayacağını söylüyor. İşin inceliği anlaşılmıyor gerçekten, Çince bilmek lazım. Hayvanların kutsallığından bahsetmeye lüzum yok. Bilgelik her öyküden çıkarılabilir, öğretici öykülerdir bunlar. Mesela şu: "Doğan yuvarlak olsun, eylemin köşeli." Düşün dur.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
#jorgeluisborges önsözde der ki;
Çin kadar batıl inançları güçlü bir başka ülke daha var olmamıştır. Edgar Allan Poe ve Hoffman'dan farklı olarak P'u Sung-ling, anlattığı harikalar karşısında büyülenmez. P'u Sung-ling'in öykülerinden oluşan bu kitaba, onlar kadar şaşırtıcı ve umutsuz iki öykü daha ekledik. Eklediğimiz iki öykü Kırmızı Köşk Düşleri kitabından alınmıştır. Kırmızı Köşk Düşleri kitabı eğer tamamen çevrilseydi, bir milyon kelimenin kullanıldığı üç bin sayfayı kaplardı.
Bir ülkeyi imgelem dünyası kadar iyi tanımlayan başka bir özellik yoktur. Fazla uzun olmayan bu kitap, dünyanın en eski kültürlerinden birinin kapılarını aralar ve aynı zamanda doğaüstü olayları işleyen yazına alışılmadık bir yaklaşım getirir.
16 öyküden oluşan kitabı çok sevdim. Hepsi kendi içinde farklı öğeler ve duygular barındırıyordu.
Mutlaka okuyun tavsiyemdir.
Borges'in Babil Kitaplığından bir başka eser... Reenkarnasyon, hayvana dönüşüm, iblis, ulu ruhlar gibi Çin mitolojik konularının yer aldığı güzel öykülerden oluşuyor. Özellikle "Pao-Yu'nun Rüyası" isimli öykü çok derin ve güzel. Bu serinin sanırım okuduğum 5. Kitabı ve gerçekten Borges haklıymış...
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Babil Kitaplığı olmasa özel olarak alıp da uzak doğu öykülerini okumazdım herhalde. Hikâyeleri kötü bulmasam da devamını alıp okuyacağımı sanmıyorum. Ama Çin edebiyatından da okunası öyküler seçilmiş doğrusu.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Uzak Doğu Edebiyatı'na dair genel körlüğümüz ve ilgisizliğimiz göz önünde bulundurulduğunda, rast geldiğimizde bu nadide çiçekleri koklamadan geçmemeli. Hele ki buket Borges tarafından hazırlanmışsa.