Aşkı en güzel anlatan,en insanca romanlardan biridir Notre Dame’ın Kamburu.Çünkü aşkın yarattığı çelişkiler bir kişi üstünde değil,ayrı ayrı şahıslar üzerinde toplanmıştır ki bu yüzden sindire sindire anlayabilirsiniz olan biteni.Bütün kahramanlarla öyle güzel empati kurarsınız ki çirkini de kahramanınız olacaktır,yobazı da,safı da,narsisti de...Victor Hugo sapkınca bir aşkı yaratan nedenleri ve sonuçları,dönemin aksak yönleriyle öyle güzel değerlendirmiştir ki,belki bu yüzden bu kadar tarafsız kalırız romanın uç noktalarda gezinen karakterlerine karşı.Halbuki hayatımızda hemen yanı başımızda olan,üstelik roman kahramanlarının uçurumlarının yanından geçmeyen gerçek insanlara karşı bu kadar hümanistçe yaklaşmamışızdır çoğu zaman.Bir çoğumuza bunu fark ettirir sevgili Victor Hugo.Oysa öncelikli mesajı bu bile değildir belki.Romanın esin kaynağı kaderdir kendi deyişiyle.Kilisenin acımasız baskısını eleştirmektedir romanımız.Ortaçağdır,rönesanstır,kilise,dogmalar ve hür düşünceler çatışmaktadır.İnsanlar deliliğin eşiğine varmıştır.Ama biz inatla Claude Frollo,Quasimodo ve Esmeraldan’nın eşiğinde kalmışızdır.Hatta ağlarız bile…
Romanı Notre Dame de Paris müzikalinin Fransızca müzikleri eşliğinde okumanızı tavsiye ederim.Belki romanı bu kadar büyüleyici kılan bu müziklerdir biraz da…