Gözlemcileri Gözlemleyenin Gözlemi
Gözlemcileri Gözlemleyenin Gözlemi

Kitapyurdu Fiyatı: 104,00TL

Ürüne Git
14Yorum
Mehmet Utku Yıldırım
Kitapkurdu
Gözlemcileri Gözlemleyenin Gözlemi
Panoptikon vardır, gözlenip gözlemlenmediğinizi bilmezsiniz. Gözlemlenebilirsiniz, sizi gözleyen de panoptikonun bir parçasıdır, sizin yerinizdedir, o da gözlemlenir. Anlatıcı en dış katmandadır, o da gözler. Kurgunun en çıkmaz yerinde daha nasıl gözlemlenilebilir diye düşünebilirsiniz, ortaya çıkar. Dahası vardır. Orwell'ın toplumsal paranoyası -ironiktir; gerçeğe yakındır veya gerçektir- bireysele yansıyor, insan önce kendini gözlüyor. Epigraftaki Kierkegaard alıntısı atılan bir adımdan sonrasını imliyor. Önde boş uzam, doldurulacak ve neyle doldurulacağı bir önceki uzamdan okunabilir. Başkaları da okuyabilir, açık. Terstir aslında; bir adım öteye gidilerek bakılır ve görülür ki bir yerde bir şey var, bir şey olmuş. Nasıl anlarız, adım geriye atıldığında mı? Böyleyse önceki adımın yerinden, onun gözleriyle görürüz, bu berrak bir görüntü vermeyecektir, önceki adımın kimliği her şeyi bozar. Yine epigraftan: "Bu yaşam ters ve dehşet verici, dayanılacak gibi değil." (s. 6) Yana o zaman, daha önce hiç bulunulmamış bir yerden bakmak, orayı da kendilikle doldurup anlam yüklemeksizin. Mümkün mü? Gözlemlenen herkes bunu deniyor, anlatıcı dahil. Otto Lambert, eşi Tina'nın El-Hakim harabelerinin aşağı kesiminde öldürülmesinden sonra F.'yle temasa geçer. F., gezegenin portresini filme çekme düşüncesiyle birbirinden bağımsız parçaları kaydeder, rastlantısal sahnelerle bir sonuca varmak istemektedir. İyiymiş. Sonrasında psikiyatr olan Otto'nun bilimsel araştırma maiyetinde Tina'yı gözlemlediğini öğrenir. Ev bir laboratuvara çevrilmiştir, kadın bir vaka olarak ele alınmıştır ve bunun farkına vardığında da evi apar topar terk etmiştir. Otto, karısının rastlantısal bir biçimde öldürülmesinin izini sürmesi için F.'yi ikna eder, Tina'nın tuttuğu defteri ve kendi çalışmalarında tuttuğu notlardan bir bölümünü F.'ye verir. Bu bir. F., mantıkçı D.'ye giderek olayı anlatır ve yardım ister. D., defterleri inceledikten sonra iki tarafın da birbirini gözlemlediğini, bildikleri insanlar olmaktan çıktıklarını ve soyutlana soyutlana tek bir duyguya indirgendiklerini söyler, Tina için bu duygu nefrettir, kaçmasına yol açan budur. Sonrasında Dürrenmatt'ın ince giydirmeleri gelir; devlet toplumu gözlemleyip düzenlemeler yapar, toplum devleti gözlemler ve tepkide bulunur, herkes kuşatma altındadır, her türlü bilgi ve duygu açıktadır, insan kamuya açılmıştır ve bu şekilde yok edilmiştir. Maja Beutler'in Mahkeme öyküsünü hatırlıyorum; birey, parçaları bir aradayken anlamlı, aksinde yıkıma uğrar. Parçalar da sürekli değişmektedir, bir an diğer bir anla aynı değildir. Bellek, ardılına ve öncülüne ekmek parçaları bırakır. İnsanı gömüyoruz şu an, Dürrenmatt bombalamaya devam ediyor. Doğa da bugünkü kadar yıkıcı bir şekilde hiç gözlemlenmemiştir. Şeyler oldukları gibi değil, olması istendikleri gibi ele alınır ve faydacılığın muazzam hafifliğinde katledilir. Berger'in Görme Biçimleri nam kitabı, Nü bölümü. Benzer hadise Otto'yla Tina arasında geçer, Otto bir nefret nesnesi, Tina bir psikiyatri nesnesidir. Zamanla alışkanlığa yol açar bu durum, gözlemlenmemenin yol açacağı yalnızlık duygusu gözlemlenmeyi makul hale getirir. Sosyal medyayı ele alın mesela. Dürrenmatt bunu anlamsızlık korkusuna bağlar, evrende onca gök cisminin içinde, boşluğun tam ortasında insanı kıskıvrak yakalayan hiçlikten kurtulmanın bir yolu olarak gözlemlenme değer kazanır. D.'ye göre Tina bu yüzden kaçmıştır; farklı bir gözlemlenme çabası içine girip farklı bir anlam kazanmak istemiştir, bu yüzden fotoğrafları gazetelerde boy gösterir. O artık daha da görünürdür ve yarattığı gizem sayesinde gözlemlenmeye, bulunmaya değerdir. İş bu boyutta personaları kovalamaya dönüşür, gözlemlenen insan kendi değişkenliğinin de ötesinde farklı kimliklere bürünür, gözlemlenmesini değerli kılacak ve sürdürecek kimlikler yaratıp onlarla yaşamaya başlar. Anlatının tamamında bu kimliklerin değişmelerini, yer değiştirmelerini ve gerçekle -bu koşullarda gerçeğin nasıl bir anlamı varsa artık- kesişip ayrıldıkları noktalar yer alır. F.'nin El-Hakim'de Tina'yla ilgili araştırmalar yapması ve bir iç savaşın ortasında kalması, devletleri oluşturan yapıların birbirlerini gözlemesini, gözlemlerinden anlamlar çıkarmasını ve bu anlamların akışkanlığını inceler. F. değişir, Tina değişir. Tina gerçekten değişmiştir, spoiler olmasın diye söylemiyorum. Neyse, devletler değişir. Kemal Sunal'a bağlayayım; çok çeşitli değişmeler vardır, on beş yirmi tane bulunur. Polisiye ama kuru macera değil, Dürrenmatt'ın gözlem üzerine düşünceleri gelişen teknolojiyle birlikte güncelliğini sürdürmesine yarayacak enstrümanlar kazanıyor. Dürrenmatt'ın sevenine Julian Symons'ın Kendini Öldüren Adam'ını da tavsiye ederim.
biaben
Kaşif
Nokta bulmak için uğraşmanız lazım. Olayların bağlantısını anlayınca bence kendiniz sorular sormanız lazım.
Sibel_Ksk
Kaşif
Açıkçası yazar bir şeyler denemiş ama olmamış. Fikir güzel, ilk bölümler belirli vaatler içeriyor ancak sonuna doğru çok fazla konuyu birbirine bağlayıp kitaba dahil edeyim derken kitabın kurgusundan ve amacından sapmış. Her bölüm tek cümlelik ancak kelimelerin arasına virgül koyup yazmak onları tek cümle yapmıyor. Orijinal dilinde de mi böyledir bilemiyorum ancak türkçe çevirisinde gayet nokta konması gereken bitmiş cümleler vardı ve belirttiğim gibi virgül onları tek cümle yapmıyor. En sevdiğim kısım herhalde Mantıkçı D. ile konuşma ve en sonunda çöldeki tesis kısmı oldu. Ama kitap başlangıçta vadettiğini veremedi.
solskjaer
Kitapkurdu
Friedrich Dürrenmatt'ın "Gözlemcileri Gözlemleyenin Gözlemi" tam anlamıyla zihinsel bir labirent gibi. Bu kısa ama yoğun öyküde, polisiye kurgunun sınırları tamamen zorlanıyor. Yani, klasik bir dedektif hikayesi ya da katil kim sorusu falan bekliyorsanız, bambaşka bir şeyle karşılaşacağınızı şimdiden söyleyeyim. Dürrenmatt burada gözlem, gözlemlenme ve gözlemci olma kavramlarıyla adeta bir oyun oynuyor. Bir psikiyatrın karısının kayboluşunu çözmeye çalışan F. ile başlıyoruz, ama iş o kadar basit değil. Kadının izini sürerken fark ediyorsun ki aslında kimin kimi gözlemlediği bile karışıyor.
ceng.aver
Kitapkurdu
Hem polisiye okuyayım hem anlatım tekniği beni etkilesin derseniz okuyun. Görece daha kolay başka bir kitabından başlamanız daha iyi olacaktır yine de
sinemaperver
Kitapkurdu
Kısacık ama okunması zor bir kitap. Deneysel türe merakınız varsa ve yeniliklere açıksanız tercih edebilirsiniz. Sadece polisiye gözüyle bakarsanız türün akıcılığı yok ve yorucu bir his bırakıyor.
MERVE KUL
Agatha Christie, sherlock Holmes seviyorsanız, Dürrenmatt'ı da kesinlikle okumalısınız.
Mehmet Maverdi
Kitapkurdu
Friedrich Dürrenmatt'ın bu eseri polisiye anlatının sınırlarını zorlayan kurgusuyla dikkat çekiyor.
tengrist
Dürrenmatt la tanışma kitabım. Sabırlıyım yazara karşı.
DİŞ Kurdu
Yazarın yargıç ve celladı kitabını okuduktan sonra büyük bir merakla aldığım kitabı maalesef ilk kitabındaki zevk-i yaşatmadı
KanAkmasınBarışGelsin.
Kitapkurdu
Dürrenmatt en iyi İsviçreli yazardır.
emreutkuemir
Kitapkurdu
Önce sıkan sonra saran bir kitap
selmadogru
Kaşif
İsveç edebiyatı ustasından dev bir eser.
fuat.k
Kitapkurdu
Kitapta 24 bölüm var ve kitap 24 cümleden oluşuyor. Her bölüm bir cümle olacak diye çok zorlanmış, yorucu bir metin çıkmış ortaya.. Aslında öykü ilgi çekici..