İshak (Karton Kapak)
İshak (Karton Kapak)

Kitapyurdu Fiyatı: 94,88TL

49Yorum
Mehmet Utku Yıldırım
Kitapkurdu
İshak
Kül Kuşları, bence, Kutlar'ın öykü dünyasının temel izleklerini taşıyan, bu açıdan en yüklü öykü. Kendi kendine konuşan bir çocuğun halası kocaman bir anahtarı sokak kapısının kilidine yerleştiriyor, dünyayı ses dolduruyor, çocuk şahit olduğu hemen her olayın kaydını tutmak istermiş gibi sözcükleriyle biçimliyor olanları. Hala geldi, kapıyı açıyor, içeri girdi, sokaktan geliyor. Yalnızlık, bir başına çocuk, avluda. Sonra ne oluyor? "Tam o anda gürültülü bir sığırcık sürüsü doldurdu avluyu. Yüksek duvarların tepelerine; kararmış, ahşap evin geniş, çöküntüler dolu çatısına; duvarın taşları arasından fışkırmış bodur incir ağaçlarının çekirgelerden artakalan kuru dallarına kondular." (s. 67) Sığırcıklarla birlikte olaylar, nesneler, hayvanlar, ağaçlar dolduruyor uzamı, yalnızlık gürültülerle sona eriyor, kaydı tutulamayacak kadar çok sayıda olay gerçekleşiyor ve çocuk biçimlemeyi sürdürmüyor. Kapanan bir daire. İmgelerin ucu açık kalmıyor, sığırcıklara öykünün ilerleyen bölümlerinde tekrar rastlıyoruz, varlıklarını "dolduruyorlar" diyeyim, havada kalan bir izlenim, bir detay, bir dağınıklık yok, her şey toparlanıyor ve imli dünyayı bir arada, sımsıkı tutuyor bu durum. Müthiş bir yoğunluktan bahsediyorum, yer yer zıtlıklarla genişletilen ve tekrar toparlanan -bu kez daha büyük ama daha sıkı bir toplanma- bir... peklik. "Sığırcıklar korkuyla uçup gittiler. Vakitsiz uykularda sık sık görülen o derin gölde, ölü bir balık dağılarak suyu yeniden doldurdu. Yani sessizlik." (s. 71) Sessizlik, gürültü, tekrar sessizlik. Sessizliğin ölü balıklığı ve diğer benzetmeler anlatılanlara ne kadar bağlı, sanırım bir öyküyü öykü yapan hassas bir nokta bu. Dil-biçim ikilisi öykünün karakterlerini, mekanını, meselelerini açar durumda mı, kendi aralarında bir tansiyon mevcut mu, bunlara verilecek cevaplar olumluysa kurmaca dünya kusursuzlaşıyor. Kutlar'ın, yine bence, kusursuz bir dünyası var. Şeylerin imgelerce itilip çekildiği düzlemde karakterlerin ve olayların da rahatlıkla var olabildiklerini düşünüyorum ama çok ince, çok hassas bir denge bu, biri azıcık tavsasa ekşir o öykü, niteliği solar, iyi deneme olduğunu düşünüp geçeriz. Burada "başarılmış", sonucu muazzam güzellikte bir çaba var. Öyküleri okurken heyecanlandım ve çok güzel bir şeyin karşısında dururken hissedilen dehşet dolu duyguya kapıldım. Kutlar bu öyküleri yirmi üç yaşında bastırmış, Gaziantep'ten büyük şehre gelen ve yatılı okuyan bir çocuğun benzersiz dünyası her öykünün çatısını oluşturuyor. Hadi'ye bakıyorum. Bir kedi ve bir kız çocuğu -ya da orada olmayan bir kız çocuğu da denebilir, oradalığı meçhul, iki göz halinde varlığını sürdürüyor olabilir ama giysilerinden ve karmakarışık saçlarından da haberdar oluyoruz bir süre sonra, eve gelen annesiyle annesinin sevgilisi görmüyor kendisini, şahitliği kendisini görünmez kılıyor belki, bilemiyorum- odada güneşin pencere oyununu izliyorlar. Pencere odayı izliyor belki. Ya her şeyi geçtim, bu öyküdeki pencerenin karakterleşmesi öylesine doğal ki sihrin doğallığından şüphe duyamıyorum. Pencerenin dışında orman ağır gürültülerle yaklaşıyor, bir. Pencere bir bulutun önünden ağır ağır geçiyor, iki. Gün pencereye doğru alçalıyor, duvara kavuniçi bir pencere çiziyor ve duvardaki pencere ağır ağır yürüyor, rengini koyultarak. İlk iki sayfayı megafonla falan duyurmak istiyorum okurlara ve yazarlara, müthiş bir iş. Kediye geliyorum, kedinin kediliği de pencerenin penceremsi imgelemi kadar. "Hadi!" sesini duyar duymaz başladığı, aynanın önünde sonlanan koşu oyunu bir hayvanın dürtüsünü sözcükler halinde döküyor. Tekrarlar, tekrarlardaki farklar adım adım asıl olaya getiriyor bizi. Kadınla adam odaya geliyorlar, kadın tedirginliği yüzünden adamın tepesini attırıyor, kanepenin altındaki, "Hadi!" diyerek bu kez iki insanı oynatıyor adeta, kedi de merakla izliyor olanları. İki göz kim? Çocuktan çok daha fazla bir şey olması lazım. Neyse. Her bir öykü muazzam, ikisi dışında fazlasını almayacağım, onun yerine Önsöz'e geliyorum, 1977'deki ikinci baskıda Kutlar'ın söyledikleri. İlk baskıdan on yedi yıl sonra. "İshak'ı yirmi yaşlarındayken yazdım. Büyük kente yeni gelmiş bir taşralıydım o sırada. Bere'den ve kaşe kumaşlardan hoşlanır, Faulkner'ı Fransızcadan, Hafız'ı Farsçadan sökmeye çalışır, Goldberg çeşitlemelerini severdim." (s. 7) Yurtta ve Fatih'te bir kahvede yazılan öykülerin temelleri Antep'te atılmış, uzamın temeli Kutlar'ın doğup büyüdüğü yer. Bir başka Antepli olan Ülkü Tamer ısrar etmeseymiş bu öyküler tekrar basılmayacakmış, sanatçıların birbirlerini fişteklemeleri süper bir şey. Başka, yazı serüveni. Yoksul Anadolu, karanlık dünya, insanların kalınlığı, sancı verecek pek çok şeyi öykülerine kıstırmış Kutlar, kıstırdığı ölçüde de yazmış. Kimin için yazdığını bilmeden, neden yazdığını iyi bilerek. Muazzam öyküler, tez okuna.
Turhan Yıldırım
Kitapkurdu
31.07.2025
İlk olarak 1959 yılında yayımlanan İshak, 1960 yılında TDK Öykü Ödülü'nü kazanmıştır. Onat Kutlar, daha yirmi üç yaşında üniversite öğrencisiyken yayımlanan bu kitabıyla edebiyatımızda ses getirmiştir. İçinde dokuz öykünün yer aldığı eser, büyülü gerçekçilik akımı içinde anılan edebiyatımızda ilk kitaptır. Özellikle "Hadi", "Kediler" ve "İshak" öykülerinde büyülü gerçekçi anlatımı daha baskın olarak görmekteyiz. Özellikle "Kediler" öyküsü büyülü gerçekçiliğin ne olduğunu gayet iyi tarif eden bir metindir. Salt büyülü gerçekçilik açısından değil, bir öykü kitabı olarak da çok özgün metinleri içerisinden bulunduran, harikulade bir eser İshak. Tüm öyküleri akılda kalıcı, defalarca okunabilecek bir kitaptır. Sadece tek öykü kitabıyla öykücülüğümüze damga vuran Onat Kutlar'ın, bu kitabın dışında kalan çalışmaları ve 1980 yılı sonrası yazdığı metinlerden oluşan Karameke adlı bir öykü kitabı da bulunmaktadır.
MERVE ERTEN BÜLBÜL
Kitapkurdu
Oldukca kisa hikayelerden oluşan bir kitap. Hikayekeri cok etkileyici. Hergun bir hikaye okuyabildim cunku etkisinden çıkıp diğer hikâyeye geçiş yapamadım. Gotuk bir havasi var. Mevsimler ve insana olan etkisi çok iyi anlatilmis. Üslup ve dile olan hakimiyet ise cok etkileyiciydi.
cinna24
Bilge
09.07.2023
Hikaye okumayı veya yazmayı sevenlerin uğraması gereken bir durak.
Mehmet Akif Öztürk
Kitapkurdu
Ününü çok duymuştum İshak'ın. Bu ünün hakkını verecek kadar iyi bir kitap bence. Onat Kutlar iyi bir öykücüydü. Diğer kitapları da alınabilir ama sahaflarda bulunuyor daha çok.
üçbaş_karaman
02.06.2022
onat kutların öykücülüğümüzdeki yeri bu öykülerle anlaşılır.
burakefem
21.04.2022
Kitabın tamamı çok güçlü öykülerden oluşuyor ve yer yer şiirselliğe yaklaşan etkileyici bir dil kullanılıyor.
Mutluvirüs
10.03.2022
Anlaşılması zor fakat etkileyici bir kitap
nurgül küçüktepe
Kitapkurdu
Huzurlu bir ortamda salim kafa ile okunmalı, Biraz ağır, biraz da kasvetli geldi bana..
feridemm
Kitapkurdu
28.05.2021
Öykülerde en temel unsur dil ve yazarın dili kullanma tarzıdır. Onat Kutlar' ın lk öykü kitabı İshak bu yüzden okunmaya değer bir öykü kitabı.
Hülya Kübra Gürsoy
Bilge
Kitap öykülerden oluşuyor. Öykü severler okumalı
Mehmet GÜVERCİN
Kitapkurdu
12.02.2021
Onat KUTLARDAN harika bir öykü kitabı
Abdullah  TEKİN
Kitapkurdu
07.01.2021
İçindeki bütün öyküleri beğendiğim tek öykü kitabı. Dili de çok güzel, şiirsel.
Bibliyofil
26.12.2020
Onat Kutlar'dan harika bir eser
ben şarkıya dönünce
Kitapkurdu
Bir yere bağlanan, başı sonu belli bir tarz değil Onat Kutlar'ınki. Şiirsel bir dille yazılmış durum öyküleri karşılayacak sizi. Yazarın önsöz yazısı dikkat çekiciydi. Küçük çocuklar, horozlar, kediler ve sair tasvirler etrafında gelişen beşerî tablolar...
rolandgunslinger
Bilge
01.12.2020
onat kutlar'ın öykü dünyası bambaşka
yer içer okur
Kaşif
23.11.2020
Muazzam bir dil ile yazarın ustalığı yoğrulmuş. Mutlaka okunmalı.
berkayzengiin
02.11.2020
cumhuriyet edebiyatının en iyi hikaye kitaplarından biri
aydınlık1980
Kaşif
11.10.2020
henüz yirmili yaşlarında yazdığı öyküler. başarılı öyküler.
kitapbişeyi
Kitapkurdu
22.09.2020
onat kutlar hakettiği değeri göremeyen yazarlarımızdan, okunmalı.