Mavi Tarlalardan Yürü
Mavi Tarlalardan Yürü

Kitapyurdu Fiyatı: 127,68TL

24Yorum
Mehmet Utku Yıldırım
Kitapkurdu
Mavi Tarlalardan Yürü
Yazarın aldığı ödülleri bir yana koyuyorum, hiçbir zaman sıcak yaklaşamadım bu meseleye, yine de bir şeylerin göstergesi olduğuna katılmıyor değilim. Keegan serimci değil, göstermediklerinin ardında daha yüksek bir doruk var. Objelerle karakterler arasında belli belirsiz bağlantılar, çözülmeye yol yapmayan açılımlar öyküleri bir noktadan başka bir noktaya getirip orada bırakmıyor, sürerliğin bir anıyla bakışıyor ve okura bu bakış kadarından fazlası verilmiyor, kişilerin duygularını gündeliğin içinden çekip çıkarmak kalıyor geriye. Anılar acı, ona bir uğraş gerekmiyor ama bu acıyla bir şey yapmanın fazileti, o noktada öyküler ellerinizden öper. Uzun ve Istıraplı Ölüm: Kurgulanabilir yaşam ve bunun olabilirliği üzerinedir. Böll Evi diyeyim, yazarlar için tahsis edilmiş bir ev var ve kadın bu evde yazacak. Böll'ü pek bilmiyor, yazmayı iyi biliyor. Bundan şüphe duyanlar var; yaşlı bir edebiyat profesörü, Alman. Telefonda evi ziyaret etmek istediğini söylüyor. Kadın istemiyor ama adam ısrarcı. Bundan sonrası... Bir diğerini bilemeyeceğimiz, hatta kendimizi de iyi bilemeyeceğimiz gerçeğine rağmen insanın bir tek kendisinin hissettiğini düşündüğü sıkıntılar vardır, sıkıntı aynı olsa da milyarlarca muadili olduğu için aynı şekilde dile getirilemeyeceğini düşünürüm ama Keegan öyle bir yakalamış ki içimde yatan azıcık özgün olduğuma dair fikri paramparça etti. "Güzel başlamış bir gündü, gerçi hâlâ güzeldi, ama değişmişti; mademki bir saat belirlemişti, gün bir şekilde Alman'ın ziyareti doğrultusunda ilerlemeye mecburdu." (s. 13) Bu ne büyük derttir anlatamam. Bütün günüme el konmasına sonsuz lanet. Kadının ilk günü denize girerek, pasta yaparak ve oyalanarak geçer, ziyan edilmiş zaman. Adam gelir, Böll'ün anısına saygısızlık ettiğini söyleyerek kadını aşağılamaya çalışır. Adam bir şekilde sepetlenir, kadın yaşadığı günü yazmaya başlar. Su ısıtıcısını çalıştırır, yaşam alanını düzenler. Adamın uzun ve ıstıraplı ölümüne hazırlanmaktadır. Kurgunun gerçekten daha yaralayıcı bir bölümüdür bu, gücün kullanılması ve yaratılanların öldürülmesi büyük iştir, yorucudur. Ayrılık Hediyesi: Yavaş yavaş açılan bir öykü. Çiftçi bir aile, üç çocuk, en küçüğü kız. New York'a gidecek, evi ardında bırakıyor. Abi Eugene, kızla uğraşsa da onu sevdiğini okuyabiliyoruz. Nesnelerle, diyaloglarla açılan bir hikâye. Babanın küçük kızı istismar etmesi, kızın nihayet kaçabilmesi ve bu uğurda abisinin gösterdiği özveri. Anne kızını affedebilecek mi, kocasıyla bir başına bırakıldığı için? Ağaç kırılmaz, eğilir ama göğe bakmaz artık, güvensizliği diğerlerinedir, diğerleri neden eğilmemiştir? "Sen" kullanılır, Butor'nun en dolaysız anlatıcısı. "Bir yabancı el çantanı istiyor ve çantayı ona veriyorsun. Kapısı olmayan bir çerçeveden geçiyorsun, el çantan sana geri veriliyor." (s. 35) O çantanın geri verilmeme ihtimali, kendi yaşamının geri verilmemesiyle bir, gerçekleşmemesi için hiçbir sebep yok ve bunun farkına varınca tuvalete koşturuyorsun, bir kabine kapatıyorsun kendini, çevreni küçültmeye çalışıyorsun, dünyanın duvarlarını üzerine örtüyorsun. Mavi Tarlalardan Yürü: Rahibin gözünden görüyoruz. Gelinin elleri imza atarken niye titrer? Damadın kardeşi ve arkadaşlarının hayvanlığı rahibi neden rahatsız eder? Kopan zincirden kurtulan incilerin sahibine verilişi neden iki gözü de titretir? Rahibin incelikli bir görüşü vardır zira hayatının en önemli düğününe katılmıştır. İçinde bir oyuk. Çok da giremiyorum, öykünün güzelliği incinir. Bir alıntı, bana çektirdiği bir ah! "Rahip dans pistinden geçiyor. Gelin orada, elleri açık bekliyor. İnci tanesini eline koyunca, gelin gözlerinin içine bakıyor. Gözlerinde yaşlar var ama bir tekinin düşmesine bile düşmesine izin vermemek için gözünü kırpmayacak kadar gururlu. Gözünü kırpsaydı elinden tutup buralardan götürürdü onu. En azından kendine söylediği bu. Bir zamanlar kızın da istediği buydu, ama iki insan hayatın herhangi bir anında bir şeyi nadiren aynı anda ister. Bazen insan olmanın en zor yanı budur." (s. 49) En zor yanı, tek zor yanı. Korucunun Kızı: Mutsuz ailelerin gizledikleriyle ilgilidir, bir de insanın ne istediğini ancak neyi istemediğini bildikten sonra anlamasının yarattığı geri dönememenin mutsuzluğu vardır. En uzun öykü bu, en zor hazmediliri de. Üç öyküyü anlatmıyorum, Üvez Ağaçlarının Gecesi'ni özellikle okumanızı isterim. Edinin, iyidir.
Açık ve net birisi
Kitapkurdu
İlk öykü neredeyse Çehov'un birebir kopyası. Fazlaca ve sanatsal betimlemeler var. Zaten öykünün içinde bol bol Çehov ismi zikredilmiş. İkinci öykü hızlıca kaleme alınmış gibi. İçerik oldukça cesurdu ama dili duygudan yoksundu. Üçüncü öyküyü okurken ilk başlarda Flaubert etkisi göze çarparken sonradan Chuck Palahniuk etkisi göze çarpıyor. Öykü yazarın kafasının karışık olduğu bir dönemde hızlıca kaleme alınmış gibi. Cümle diziliği oldukça tuhaftı. Yazar, bir oradan, bir oradan girmiş, enteresan bir üslupla gitmiş. Sonuç olarak, özellikle üçüncü öykü, içerik bakımından harika olsa da üslup, hikayeyi okumayı zorlaştırıyor. Bende öyle oldu. Enteresan, tuhaf aile ilişkilerini okumak istiyorsanız bu yazar sizin için birebir. Aksi takdirde üslup, alışageldiğiniz gibi değil.
Anonymous35
okurken çehov öyküleri okuyormuş hissi verdi. çok güzel bir kitap.
Esra Demir
Kitapkurdu
Keegan’ın okuduğum üçüncü kitabı. Böyle küçük şeyler ve emanet çocuk kitaplarındaki sade ve net üslubu ile hayranlığımı kazanan yazar bu kitabında beni büyük bir hayal kırıklığına uğrattı. Çeşitli kısa öykülerden oluşan bu kitabında birbiriyle alakasız ve birbirinden kopuk sahneleri betimlemeye çalışırken, hikayelerde bir çok ismi zikredip ve daha sonra onlardan hiç bahsetmeyip insanı yoran bir tarzı tercih etmiş. Keegan’ın sadelikle gelen anlatım hoşluğu, bir meltem rüzgârı gibi ruha hissettirdiği tarzı bu kitaba pek uğramamış. Bu kitabın yazarın ilk dönem eserlerinden biri olduğunu görünce bu kitabı biraz deneme amaçlı yazdığını düşünmeye başladım. Zira kitapta da son hikayelere gelindikçe daha sade ve diğer öykülere nispeten daha iyi bir anlatıma eriştiğini gördüm. Bu kitap benim için tam anlamıyla bir hayal kırıklığı oldu.
MELİHA KORKMAZ
Kitapkurdu
Claire Keegan öze yaklaşmak için mümkün olduğunca az şey söylüyor, rahatsız edebilecek kısım söylenmiyor ama bir şekilde ayrıntılar içinde bulanıklaşmayıp daha dikkat çekici hale geliyor. Ben çok başarılı.
seydaakasap
Kaşif
Oldukça derin etkileyici bir anlatımdı severek okudum.
dave eggers
Keegan'ın öyküleri romanlarından çok daha güzelmiş, çok beğendim.
Meltem Saglam
Kitapkurdu
Yazarın, Emanet Çocuk eserinden sonra okuduğum ikinci kitabı. Claire Keegan başarılı bir hikaye anlatıcısı. İlk eserinden çok etkilenmiştim. Bu kitabında da sekiz öykü yer alıyor. Karakterleri, kurgusu, dili, üslubu çok farklı ve çok başarılı. Bazı öyküler konusu ile de çok etkileyici, son sayfadan sonra da etkilemeye devam ediyor. Yazar; kesik kesik cümleler, uzun sessizlikler ve konuşmadan/yazılmadan ifade edilebilen duygular konusunda da çok etkili ve başarılı cümlelere sahip. Kitap ayrıca, İrlanda kültürü, gelenekleri, folkloru hakkında da bir çok bilgi içeriyor. Keyifli bir okuma.
ESRA ŞAHAN
Kitapkurdu
Mavi tarlalardan yürüyelim bakalım
Murat Acar
Kitapkurdu
Yazarın diğer kitaplarını da peş peşe okutan bir novella. Benim için geç bir keşif oldu, kırsaldan evrensele dokunaklı bir anlatı. Claire Keegan’ı, Türk okurunun keşfetmesini dilerim. Çevirisi de dört dörtlük.
TROYAS
Kaşif
Saklı kalmış bir cevher gerçekten. Öykler çok güzel. Yazarı kesinlikle takip edilmeli. Diğer kitaplarını da alışveriş listeme ekledim. Pişman olmassınız.
emel taşan
5 YILDIZI HAK ETTİ
hseyma
Yüz kitaptan yine özenle seçilmiş bir eser
ZiggyStardust
Kitapkurdu
Çok çok başarılı bir kitap. Saklı kalmış bir eser, yeni keşfediliyor.
osteoartrit
yazarın okuduğum ikinci kitabı. emanet çocuk kitabını da bir solukta okumuştum, bu da sıkılmadan okunacak sizi alıp götürecek bir kitap. Özellikle kapağındaki resim beni benden aldı. Kitap kısa ama etkisi uzun.
Anonymous35
Mükemmel bir roman yazmak neredeyse imkânsızdır. Her sesin hakkını vererek kısa ve bütünlüklü bir öykü yazmayı ise çok az yazar başarabilir. Claire Keegan Mavi Tarlalardan Yürü kitabında tam da bunu yapıyor.” Hilary Mantel
İpek
Kitapkurdu
Yazarın Emanet Çocuk isimli kitabıyla tanışmıştım. Bu kitapta da öykülerini çok keyifle okudum.
ursuk
Kitapkurdu
yazarın emanet çocuk kitabını çok beğendim bunu da merak ediyordum aldım
zeramafon
Zevkle sıkılmadan okudum. Uzun süreden sonra öykü kitabı okumak çok güzel geldi.
meryem duman
Kitapkurdu
Çevirinin kötü olduğunu düşünüyorum. Hikaye tarzı olarakta bana çok hitap etmedi. Betimlemeler çok iyi olmasına rağmen sadece okuyup geçebildim herhangi bir duygu uyandırmadı bende. Özellikle bazı hikayelerin itici olduğunu bile düşündüm. Okunacak daha güzel hikayeler olduğuna inanıyorum.
1 2