OKUMAK BİR İHTİYAÇ, LAKİN YAZMAK AYRICALIKTIR…
ELLİ KELİME
Elli kelime her kelimeye bir cümle yüklesen elli cümle eder ,her cümleyi iki kelimeden oluştursan yirmi beş cümle…..
Cuma günü başladığı mektupların sonuncusunu cumartesi yazıyordu 456 gün sonra sanki zaman durmuş ve 410 mektup yazılmamış gibi…
Kendi yazdıkları için yirmi dört saatte içimi dolduran his ve düşünceleri birkaç cümleye sığdırabilmek iğne ile kuyu kazmak gibi..derken
Berrin hanımdan gelenler için ise; Onlar sız olamam..Başka neyim var ki,siz ve mektupların.. Onlar ateş gibi hasretin,Zaman zaman üzerinde serinleten bir meltem ,Hasretin yakıcı çölünde nefes alabildiğim yegane vaha gibi..Her kelimesi bir damla ışık..Benim reçetem ilacım..Uykumda da uyanıkken de hep onlar beni meşgul etti..En büyük acılara onlar sayesinde katlanabildim..demiştir
Hiç hayatınızda tel fırça kullandınız mı ? Ne için mi diyorsunuz ne için olacak cümle kapısından girdikten sonra kaşıntılarınızı gidermek için ,narin insan Menderes kaç defa yazıyor hanımı Berrin ’e de cevabı sevabı alamıyor nitekim kıl fırça gönderiyor Berrin hanım,”Fırçalar geldi kıl fırça ben tel fırça istemiştim bunlar tesirsiz kaşıntı devam ediyor” diye ısrarlar ıztırab halini alınca naçar kalıp tel fırçayı da gönderiyor içeri...
Bu elemi size verenler aynı elemi duysunlar diyemiyorum,çok acı olduğunu biliyorum diyerek kendisine eziyet edenlere beddua edemeyecek kadar asil ruhlu insan şimdi anıt mezarında milletin gönlünde yatarken eziyet edenlerin ismi bile silinip gitmiş yad ellere ne acı…
456 günlük ayrılığı tarif ederken ,Öylesine bir hasret ki içimi çöle çevirdi,yalnız sıcak damlalarla ıslanan bir çöl..diyordu.
Tüm mektuplar 7 satır ve elli kelime tam tamına 410 mektup
Ellinin elli birincisi,o nun anısını,bir tarih malzemesi olarak değil,Menderesi kalplerinde sevgiyle yaşatanlarda sızısı dinmeyen bir yara olarak yazılamayan kelime olarak kalacak ne acı…
Ve avukatına son ricası ;Ben idamdan korkmuyorum.Tarihe hırsız başbakan olarak geçirmek istiyorlar bunu önleyiniz..oluyordu. Koltuğunun altına konulan dereceyi geri verirken bir mendille silen…nazik kibar ve asil insanın..
“Mahkemenin adaletine inanırken her şeyin üstünde Allah’ın adaleti olduğuna inanıyoruz.” Diyordu Berrin hanım kocasına seslenirken bir defasında ve cevap da aynı geliyordu yassı adanın akislerinden…Müsterih olunuz!.. Allah’a şükredeceğim.Kadere inanan insanlar daima huzur içinde olurlar…
Bu eziyetleri yapanlar kimler Orhan Okay hocanın “ Bizans’tan sonra beş asırlık Osmanlı medeniyetinin mahsulü değil bu.Peki kim bunlar bilmiyorum “dediği yığınlardır ki sahi kim bunlar….
Yakın tarih de olanlara ibret nazarı ile baktıran bir kitap…Nazardan ilham almak isteyenler
OKUMAKTAN MAKSAT ANLAMAKTIR,ANLAMAKTAN GAYE YAŞAMAKTIR