3Yorum
Eylül Görmüş
Kitapkurdu
12.05.2026
Midland Oteli'nde Çay
Biraz uzun yazacağım, zira bu kitaba 10 üstünden 100 vermek istiyorum, öyle bir şey ‑ kendisini seveceğimi seziyordum ama bu kadar seveceğimi hiç düşünmemiştim. Şöyle demeli galiba; ışıl ışıl parlayan bir mücevhermiş meğerse David Constantine’in edebiyatı. Nasıl lezzetli, nasıl dokunaklı ‑ içime işledi. Her nedense yazarı Amerikalı diye kodlamışım kafamda; henüz ikinci öyküdeyken “bu kesinlikle bir Amerikalının yazabileceği bir şey değil” dedim (ırkçılık yapmak değil maksadım ama yani, Amerikan edebiyatı...), nitekim baktım ve öğrendim ki kendisi İngilizmiş tabii. Yalnızlığa, köksüzlüğe, aşka, yaşlılığa ve maalesef ölüme dair çok incelikli şeyler anlatıyor yazar. (Buradan sonrası epeyce kişisel olacak, kusura bakılmasın.) Son sayfalara doğru geldiğimde zaten içim iyice dolmuşken Yeats’in bir süredir köşe bucak kaçtığım “When You Are Old” şiirinden yaptığı alıntıyla beni epeyce ağlattı: “Kimbilir kaç kişi senin zarif hallerini sevdi / Kaç kişi güzelliğini sevdi / Belki gerçek aşkla; belki değil / Ama bir tek kişi seni sevdi / Bir tek kişi değişen yüzündeki hüznü sevdi.” Kalbimde o bir tek kişinin sesiyle duyduğum bu sözcüklere yazarın kendi cümleleriyle yanıt vereyim o halde: “Bazı geceler takımyıldızların en parlağı ve en belirgini kadar berraksın. Başka gecelerse silik soluk görünüyorsun, mesafenin rüzgarları delip geçiyor seni, suretin hâlâ iyi kötü seçilebilir durumda, ama yalnızca benim tarafımdan ve yalnızca, dağılıp parçalanırken bile bana bir şey hatırlattığı için.” İşte böyle.
Fethi Naci
21.04.2018
Başka Bir Ülkede ağır öyküler vardı. Midland Oteli'nde Çay bana daha akıcı geldi, tavsiye ederim.
agkduman
Kitapkurdu
04.04.2018
Yazarin Türkçe'de yayimlanmis ilk kitabi Başka Bir Ülkede idi. Bu kitaptaki oykuleri daha cok begendim. Çeviri başarılıydı.