Kahveler Kitabı / Salah Bey Tarihi 1
Kahveler Kitabı / Salah Bey Tarihi 1

Kitapyurdu Fiyatı: 267,56TL

Ürüne Git
40Yorum
Mehmet Utku Yıldırım
Kitapkurdu
Kahveler Kitabı
Salâh Bey Tarihi I. Enis Batur, üslubunu ayrı övüyor, denemeciliğini ayrı övüyor, Birsel kahvelerin tarihiyle birkaç döneme ışık tutuyor. Keyifli üslubu daha çok kendi hatıralarını değerlendirdiği bölümlerde ortaya çıkıyor, başkalarından duydukları da bu keyfin bir ortağı. İşin magazin boyutu bir yana, birkaç asır boyunca ileri geri gidip duruyoruz; Zâtî'den Orhan Kemal'e pek çok sanatçının ilginç yaşantılarını görürken sanat ortamlarını ve sanatçıların çalışma prensiplerini de öğrenebiliyoruz. "Biz bildiklerimizi, duyduklarımızı söylüyoruz, bilmediklerimizi, duymadıklarımızı söylemiyoruz." (s. 269) Birsel bu ortamlarda sıklıkla bulunduğundan, sanırım biraz da yaşanan onca şeyin sonraki kuşaklara kalmasını istediğinden anılarını döküp saçıyor, kişisel bir mikro tarih oluşturuyor. Kahvehanelerde yaşananlar kahvehanelerde kalmıyor, racon bozuluyor, Birsel muazzam bir beşlemeyle hiçbir şeyin kaybolup gitmemesini sağlıyor. Kahvenin tarihinden İstanbul'daki kahvehanelerin tarihine geçiş, ardından bölüm başına bir kahvehanenin incelenmesi, çerçeve bu şekilde oluşuyor. Kahveleri kuranların geçmişleri, devredilen kahvelerin yeni sahiplerinin geçmişleri, yılların onca yükü başlıklarla bölünmüş durumda. Başlamaya en uygun konuyla giriş yapıyor Birsel, kahvenin tarihi. Kahve 1543'te Türkiye'ye geliyor, 1653'te Fransa'ya gidiyor. İstanbul'da ilk kahvehaneler 1555'te açılmış, "kahvefüruşluk" mekanlarıymış buralar. Birçok padişahın birçok yasaklama emri, emirlerin delinmesi, vurulan kelleler, Evliya Çelebi ve Kâtip Çelebi'nin tanıklıkları, din adamlarının kahveyi meyhaneden daha beter görmeleri, bir dünya olay. 1633'teki büyük yangında şehir kül olunca suçu kahvelere yüklemişler, padişahlar sokaklarda gezerek tütüncüleri, kahvecileri ve sair eşkıyayı öldürtmüş. Kahveye vergi getirilmiş, yabancılar verginin altından girip üstünden çıkarak haksız kazanç sağlamışlar. En son, Kızıl Sultan'ın hafiyelerinin uğrak yeri olmuş kahveler. Çok adam toplanmış buralardan. Yıldız olan adı Yaldız'a çevrilen kahve var, II. Abdülhamid işkillenmesin diye. Hikâyeler çeşit çeşit. Ozanların kahveler hakkındaki görüşleri de ayrı bir bölümde yer alıyor. Mehmet Akif'in kahveleri yermesi, Fransa'da gördüğü kahvelerden sonra övgüye dönüşmüş. Bizde daha geç oturan bir kültür kahve kültürü, sadece serserilerin takıldıkları yerler olmaktan sanatçı tayfası sayesinde kurtulmuştur denebilir. Sait Faik'e göre buralarda bakanlar kurulu kurulur, hemen dağıtılır, vatan kurtarılır ve tekrar batırılır, çeşit çeşit insan çok acayip muhabbetlere girer, gündelikçilerle yolgezerlerin bir araya gelebildikleri yegane yerdir kahve. 20. yüzyılın kahvelerine örnek olarak Lebon, Elit, Baylan verilmiş, daha pek çok örneği var. Sanatçıların anılarına baktığımız zaman buraların önemini anlayabiliyoruz, Demir Özlü'nün kendisinden pek çok anı dinlemiştim bir zaman. Neyse, Paris kahveleriyle de kıyaslamalar yapılıyor. Yahya Kemal'in Verlaine ile tanışmış olduğu söyleniyor. Fikret Adil, İbrahim Çallı gibi isimler de Paris kahvelerinin havasını almış kişiler. Sanatçı kahveleri Paris'te meşhur, Galeano bir kitabında bu kahvelerin dökümünü ve önemli sanat hareketlerinin başlangıç noktaları olarak önemini anlatıyordu ama hatırlayamam şimdi hangi kitapta olduğunu. Kahvenin kavrulması, servisi, adetleri, şusu ve busu hakkında yer yer sıkabilecek, detaylı bilgiler var. Zamanın kahve kültürüyle ilgilenenler için enfes. Gerçi adamına göre kahve yapılıyor, iyi kahve yapan kahveciler çok tutuluyor. Gençlerin, yaşlıların, esrarkeşlerin, tiryakilerin vs. kahveleri ayrı ayrı. Demlenmek isteyenlerin belli kahveleri var, nereye gitmek isterlerse. Hemen her kahvede görülebilecek olan tek kişi Ahmet Rasim belki de, kendisi acayiplik peşinde oradan oraya gittiği için uğramadığı kahve kalmazmış. Hikâyeleri komik, yaşadıkları da öyle. Kentle ilgili yazılarından nerelere gittiğini, neler yaptığını biliyoruz ama kendisi hakkında yazılıp söylenenler daha ilginç. Ahmet Rasim gibi efsane olan Pierre Loti'nin de Eyüp'e ilk gelişi ve ara ara uğradığı mekânı da güzel hikâyelerin birikmesini sağlamış. Birsel'in zamanlar arasında dolaşan bir şimdi anlatısı var, aradan yüz yıl geçmiş olsa bile oradaymış gibi anlatıyor, canlandırıyor. Üslubuna keyif katan bir özellik bu. Galata, Tophane, Kadıköy, birçok meskenin kahveleri ayrı ayrı anlatılıyor, bunun yanında yolu İstanbul'dan geçmiş, Batılı büyük sanatçıların da anılarına sıklıkla yer veriliyor. Gerçekten çok zengin, ayrıntılı bir anlatım olduğu için onca bilgiye giremiyorum, sanatçılarla ve mekânlarla ilgili bir iki ilginç detayla bitireceğim. Recaizade Mahmut Ekrem'in Araba Sevdası için malzeme topladığı, yollarını yürüdüğü yer Direklerarası. Bu tarihi yerin cıvıl cıvıl dünyasını okumaktan büyük keyif alınıyor. Birsel, Ekrem'in gözlem sırasında yaptıklarını anlatıyor ve o zamanın işaretlerini sıralıyor. Tarık Akan'ın filmlerinden biliyoruz, meğer Osmanlı zamanından geliyormuş. Saçlar dalgalandırılırken baş parmak havadaysa bir anlama, serçe parmak havadaysa başka bir anlama geliyormuş, ayakkabıların birinin öyleyken diğerinin böyle olması, manası çok derin bir olaymış. Sosyalleşmenin neredeyse yasaklandığı zamanlarda insanların bu işaretlerden başka bir çaresi yokmuş. Edebiyat kavgaları meşhur. Muallim Naci'nin yancılarıyla Ekrem'in yancılarının kapışmaları, Sait Faik'in Nurullah Ataç'ın eleştirmenliğini yerin dibine sokması, "dekadan" vakası, edebi toplulukların kuruluşları ve dağılışları, Orhan Kemal'in dönemin bütün sanatçılarını etrafında toplayıp sabahın beşinden onuna kadar kalemi elinden bırakmaması, Mehmet Akif'le Mithat Cemal arasındaki tartışma ve barışma, Nazım Hikmet'in yurt dışına gitmeden önceki ve yurt dışından döndükten sonraki halleri, konuşmaları, Suat Derviş'e yeşillenmesi ama reddedilmesi, Dergâh tayfası, Tanpınar'ın ve Yahya Kemal'in çevresi, bir dolu eğlenceli ve üzücü hikâye. Anlatamayacağım, mutlaka okunması lazım. Gerçi bu işlere merakı olmayan okuru açmaz, muhtemelen sıkar ama azıcık bir ilgi varsa dünyanın keyfi okuru bekliyor. Nedir, müthiş bir anı-deneme karışımı.
Mustafa Altuğ Yayla
Kitapkurdu
Salah Birsel'in Kahveler Kitabı, bence yazarın üslubunun doruğa ulaştığı eserlerinden biri. Bu kitapta, sadece kahve ve kahvehane kültürünü değil, dönemin insanlarını ve İstanbul’un sokaklarını da kendine has bir dille anlatıyor. Birsel’in bu üslubunda, Evliya Çelebi’den Reşad Ekrem Koçu’ya kadar uzanan bir anlatım tarzının izlerini bulmak mümkün olduğunu düşünüyorum. Özellikle, tarihî olayları ve gündelik yaşamı iç içe geçirip hafif bir mizah ve ciddiyetle harmanlaması, bu iki büyük anlatıcının üslubuyla bir paralellik gösteriyor. Bu yaklaşım, kahve etrafında şekillenen hikayelerle daha da belirgin hale geliyor. Ayrıca, Kahveler Kitabı, Birsel'in Salah Bey Tarihi serisinin bir cildi olarak, yazarın özgün bakış açısını güzelce aktarıyor.
Bahadır Cüneyt Yalçın
Üstat
Üstat, Samim Kocagöz'e yazdığı 1973 tarihli mektupta Kahveler Kitabı için düşündüğü isimleri bir bir sayıyor: Ah Kahve Vah Kahve, Hoşça Kalsın Kahveler, Sıcaktır Kanı Kahvenin, Şiir Astım Kahveme, Kahveciye Hampir, Korkunç Kahveler Korkunç Ozanlar, İstanbul Kahve Kahve, 1001 Kahve Öyküleri, Daracık Daracık Kahveler, Kahveleme, Yeni Zaman Ozanları Eski Zaman Kahveleri, Kahveler Şiir Yazar, Kahve Kahve Kahvece, Kahve Ozan Yanyana, İndir Kepenklerini Kahvecibaşı, Güle Geldim Kahvenize, Cezve Çubuk ve Ozan, Yarın Küllük’te, Yarın Beşte Nisuaz’da, Milyon Milyon, Ve Cebidelik Ozan, Yarın Altıda Cennette, Gerçek İle Düş, Tazı Tuzu, Kahveden Kahveye, Sıska Kahveci Tombul Ozan, Ah Ne Şeker Vah Ne Şeker, Sür Cezveni Kahvecibaşı… Kafeinden başım döndü. Şimdi bir sade kahve söyleyelim de olsun bitsin.
weisenbaum
Kitapkurdu
O eski İstanbul'a gidiyorsunuz okurken
hidayet özkaya
Kitapkurdu
okurken fevkalade keyif alıyorsunuz. şiddetle tavsiye ederim...
bluetear1907
Kitapkurdu
İstanbul'u sokak sokak gezdim adeta, o kahvelerde, oturdum, oynanan oyunları izledim, neyzenin neyini dinlerken boğaziçini seyre daldım. Salah Birsel keyifli, nüktedan anlatımıyla efsane..
bademşeker
Kitapkurdu
Çok keyifli bir İstanbul kitabı. Dil şahane, anlatım şahane.
Duygu Turp KAYA
Kitapkurdu
Salah Birsel ne yazsa okunur. Sohbet diliyle kaleme aldığı eserleri edebiyatseverler için bir nimet.
Onur Biçer
Kitapkurdu
Salah Bey Tarihi'nden bir kitap okumuştum daha önce. Serinin eksik kitaplarını da edindim. Merakla okuyacağım.
Tunçer Damat
Kitapkurdu
Onur Caymaz'ın önerisiyle okudum ve bayıldım. Neyzen Tevfik'in bira şişesiyle ney çalışını, Sabahattin Ali'nin Avrupa'dan döndüğünde kalacak yeri olmadığı akşamlar kıraathanenin peykesinde yattığını, Nazım'dan Sait Faik'e bir çok üstadımızın hikayelerini okumak isteyenler hiç durmasın.
serdarx57
Üstat
Kahvesever biri olarak arkadaşıma hediye edeceğim, başucu kitabı.
1ACCA1
Üstat
Bir kahve tiryakisi olarak keşfeder keşfetmez satın alıp okumaya başladığım bir kitap. Oldukça sürükleyici.
mustafa  kaya
Kitapkurdu
Salah beyin bilgi dolu ve harika uslubuyla kaleme aldığı bu eseri okumanızı şiddetle öneririm.
KY-3574078
Tekrar tekrar okumak isteyeceğiniz harika bir eser.
Hülya Deveci
Salah Birsel okuyacağım ilk eser.
KY-799852
Salah Birsel ile ilk tanışma. Öyle yalın ve güzel bir dille yazmiş ki nefis bir tadı var dilinin. Fakat anlatımda yoğun bilgiler olduğu için okuyucunun ilgisi bu yönde değilse sıkabilir. İstanbul'u iyi tanirsaniz , sokak aralarini iyi bilirseniz eminim daha zevk ve istiyakla bir okuma gerçekleşir.
elif kavak
salah birselden okuyacağım ilk kitap olacak ,umarım zavkle okuyabilirim
Canann Borza
Tasarım harika, bayılarak aldım. Okuması biraz zor çünkü roman değil ama yinede okurken çok güzel şeyler öğreniyorum ve akıcı.
sosyologserap
kahveler toplumun nabzını tutuyormuş... Şuanda da yok oluyor ve yerlerine ruhsuz kafeler açılıyor.
mualla turtayapan
Kitapkurdu
Kahve severlerin keyif alacağı bir kitap...
1 2