Maceraperest Kitapların Türkiye Polisiyeleri içinde şu an 4 eseriyle yeralan Barbara Nadel'ın ilk kitabı "Belşazzar'ın Kızı " İçyazısında belirtildiği gibi Türkiye'ye çok sık ziyaretler düzenleyen yazarın konusu İstanbul'un kozmopolit ya da turistik yerlerini (bu kitapta Balat, bir diğerinde Beyoğlu İstiklal, bir başkasında Sultanahmet) mekan olarak kullandığı ve sadece bu güzel semtlerin isimlerini geçirmekle yetindiği, tasvirlerden ya da en azından bu mekanlardan vereceği ufak detaylarla (Orhan Pamuk kadar olmasa da ) okuyuşu daha bir keyifli kılacağını düşünüyorum. Yazar aynı handikapını romanlarının karakterlerinde de göstermiş. Komiser Çetin gibi ana tarafından Arnavut, babası polis ortahalli 7 çocuklu bir baş kahramanı bile her garip hareketini annesinin Arnavut olmasına bağlaması ya da Komiser Süleyman'ın neredeyse her olayda mağdur ya da faille arasında kendi aristokrat kökeni sebebiyle (empati gibi) gelgitler yaşamasını bunlar arasında düşünebiliriz. Ki bunları artırmak da mümkündür. Güzelim İstanbul'u karton dekor gibi kullandığı kadar güzel ve yalnız ülkemin insanlarını da karton tipler haline getirmiştir. Buna tezat:ermeni ve adli tabib iki kardeş, yahudi ve doğulu birer polis, arnavut amir ve başta travesti Samsun, garip akrabaları ve gelenekleri,Son Rus Çarının kayıp kızı vb. işlenmeye değer zengin materyaller.
Lakin batıdan bir yazarın polisiye gibi bizde henüz ilgi görmeye başlayan bir konuda "otantizm-oryantalizm"den kurtulamadan yazdığı bu seri; kendi has dilini oluşturacak, eli ayağı düzgün ürünlerin müjdecisi olarak da algılanabilir.
Serinin kitaplarında göze batan bir diğer konu da dizgide ve tashihde gözden kaçan yazım ve anlatım hataları. Özellikle 3. kitap "Arabesk" bunun bariz örneği. Dikkatli bir tashihle bunun üstesinden gelmek mümkün.
Tüm bunlara rağmen polisiyeye yeni başlayanları sıkmadan peşine takacak eserler.