İnsanın yaratılıştan sahip olduğu fıtri öz,’büyük bütün’e,kemalata doğru olan koşusunu tarih boyunca büyük katılımlarla,büyük çağlayanlarla sürdürmüştür.Her aşamada kutlu bir yolcunun sadrından feyezan etmiş,taşarak ‘büyük coşku’ya katılmıştır.Her taşıp coşması, varlığın türküsünü şakıyacak,varlığı çepeçevre sarmalayacak,varolanlara anlamlarını iade edecek,adeta varlığın ve insanlığın özü sayılabilecek ‘O Kutlu Yolcu’ya hasret içinde sürmüştür.Ve hasret dinmiştir...‘O Kutlu Yolcu’ sidreyi aşıp,varlığı kuşbaşı tarassut ederek,simasında FITRAT’ın cazibedar tebessümüyle aramızda/başımızın üzerinde yerini almıştır. Övünç kaynağımız Hz.Muhammed’dir O.Selam Onadır,muhabbet Ona;Onadır ihtiram..
Hz.Muhammed insanlığın anlamıdır. İnsanlık Onun Sünnet’ini;hayatı,fıtratı anlama ve yaşama biçimini doğru tanıyabildiği oranda anlamına kavuşacak,anlam bulacaktır.Bu nedenle Sünnet’i doğru tanımlama ve anlama önemlidir.
Sahip olduğumuz sahih düşünce mirasını iyi tanıyıp yorumlayarak,o mirasın bize sunduğu imkanlılıkları iyi değerlendirerek,gelinen noktadan ileriye doğru hareket etmek gerekiyor.’Sahih düşünce mirası’ ifadesini olmuş,muhtemel sapma,yanılma durumlarını dışta bırakıcı bir özellikle kullanıyoruz.
Sünnet’i hadisle karıştırma,zayıf hatta uydurma haberler sarmalında Sünnet’in özünü yıpratma,tarihi bir insanlık hastalığı olarak olağanüstü ögelerin aldatıcı görüntüsünün desteğine sığınma,insan oluş çabasının dayanaklarını içi boş,kuru kurallar yığınına dönüştürme,fıtrata uygun insani duruşu ‘robotik’ bir davranış silsilesi olarak algılama ve sunma vb. gibi sapma ve yanılmalar bakışımızı,anlayışımızı gölgeleyecek unsurlardır.
Bunları göz önünde bulundurarak,Hz.Peygamber’in (s.a.v) Sünnet’ini doğru tesbit etme noktasında Ona yakınlığı/erken dönemde yazılmaları sebebiyle siret/siyer kitaplarının daha sahih veriler sunduğunu söyleyebiliriz.Dolayısıyla Hz.Peygamber’in (s.a.v) hayatı üzerinde durmak ve bu anlamda çalışmalar ortaya koymak daha bir önem kazanmaktadır.Bu alanda bir-iki alternatif dışında elimizde ciddi sayılabilecek,sadre şifa bir çalışma yoktur.Kimi önceki çalışmaların bir tekrarı olmalarıyla birlikte,bu durum elimizde bulunanların kıymetini iyi bilmemizi gerektirmektedir.
M.Asım KÖKSAL’ın İSLAM TARİHİ adlı çalışması bunlardan biridir.Üzerinde konuşulacak,tartışılacak hatta reddedilecek unsurları barındırmasına rağmen M.Asım KÖKSAL’ın çalışması en derli,toplu alternatiflerden birisidir.
Hamiş: Reklamların insan dikkatini çok celbedici bir hale geldiği günümüzde,onlarda sunulacak ifadelerde bir güzelliğin taşınabileceği/yansıtılabileceği anlayışını taşıyoruz.Ancak kaş yapayım derken göz çıkartmamalı,işi mecrasından saptırmamalıdır.
M.Asım KÖKSAL’ın İSLAM TARİHİ adlı eseriyle ilgili Şule Yayınları’nın bir reklamı yayımlanıyor bu günlerde.Bir CD ile beraber sunulan bu eserin reklam sloganının bizi hayli irkilttiğini,endişelendirdiğini ifade etmeliyiz:”SEVMEK İZLEMEKTİR’.
Buradaki izleme -CD ile beraber olması sebebiyle- ‘seyir’ anlamının ötesine taşınamaz zannımızca.Konu Hz.Peygamberimiz (s.a.v) olunca böyle bir tanımlama ürperticidir.
Bu sloganın tersinden çağrıştırdığı anlamı ise düşünmek bile istemiyoruz.
Hadi biz de işi dipkucağına götürelim ve diyelim ki: ”Seyirci ölmek üzere olan bir hayvandır.”