Kitabı okumayı biraz önce bitirdim; iyi ki okumuşum! Tarihi bir roman ve okuması pek kolay değil. Bir roman olarak belki iyi bir roman da değil! Fakat "tarihi roman" olarak çok iyi. Herhalde Hititleri konu almış ilk ve tek roman. Umarım örnekler çoğalır ve Anadolumuzun tarihiyle ilgili bilgimizi arttırmanın zevkli yolunu bir kez daha tutabiliriz. Kitap III. Hattuşili'nin krallık döneminin birinci yılını ve özellikle de bu dönemde yapılmakta olan "kapı yapısı bayramı'nın" 3 gününü kendine zaman dilimi olarak seçmiş. Gelişen olaylar oldukça polisiye denebilir. Birbiri ardına gelen cinayetler, kırala hazırlanmış bir komplo olduğu şüphelerini iyice arttırıyor. Cinayetleri çözmek kitabın baş karakteri büyük Hitit kıralı III.Hattuşili'nin yazıcısı Walvaziti'ye düşüyor. Bu arada bizde heyecanlı bir şekilde Hititlerin çevre ülkelerle ilişkilerini, ceza yasalarını, bayram kutlamalarını, yedikleri yemekleri öğreniyoruz. Evet evet! Gerçektende kitapta Hititlerden kalan yemek tarifleri bile var!
III. Hattuşili, II. Ramses'e karşı kardeşi Kıral II. Mutavalli ile Kadeş'te savaşmış ve onu yenmiş bir kumandan. II. Mutavalli'nin ölümünden sonra yerine oğlu Urhi-Teşup geçer. Ülkeyi iyi yönetemez. Bu duruma altı yıl boyunca dayanan amca III. Hattuşili, sonunda Urhi-Teşup'u devirir, yerine kendisi geçer ve ülkeye belki de en parlak denebilecek dönemini yaşatır.
Romanda bana göre belki tek eleştirilebilecek yan, yazarın karakterlerin fiziksel özelliklerini betimlerken hep mavi-yeşil göz vurgusu yapması.Bu bana yazarın "Hititler indo-avrupasal dil konuşuyorlardı, o yüzden de tipleride avrupalıydı" anlayışıyla, kendi milletine bu uygarlıktan bir parça pay çıkarmaya çalışması gibi geldi. Hititler Anadolu'nun çocuklarıydılar, aynı bizim gibi! Buradan Halikarnas Balıkçısı'na kucak dolusu sevgi ve merhaba! Kesinlikle okunması gereken bir kitap.
22 Mayıs 2007'de kitabı okumayı bitirdim.
Tarkan