Baskı kalitesi ve yayınevini bir kenara bırakırsak, içerik olarak kesinlikle çok önemli bir eserdir. Kitap, Tasavvuf hakkında bildiğimiz çoğu şeyin aslında galat-ı meşhur olduğunu, aslını ifade etmediğini gösteriyor. Sufiliğin kökenini, İslâm inancındaki yeri gibi bir çok temel meseleye parmak basmış bir eserdir. Abdülbakî Gölpınarlı'nın dini içerikli eserlerinin, Hocanın din üzerine bir eğitim almadığı gerekçesiyle, okunmasının sakıncalı olduğu yönünde bir sürü cahilce yorumlar yapılmaktadır. Hocaya savunma yapmak haddim değildir gerçi ama meseleye açıklık getirmek gerekirse, Hoca bugün "benim" diyen ilahiyat profesörünü, amiyane tabirle "ezecek" bilgiye sahiptir. Kitaplarında kaynakları ile birlikte zikrettiği hadisleri toplasanız, ayrı bir hadis kitabı oluşur. Hoca kaynaksız yazı yazmaz. Üstelik Mevlevî geleneğinden yetişmedir. Tarikat yüzü görmüş büyük bir şarkiyatçıdır. Kendisi hakkında yazılacak çok şey varsa da burada devam etmek yersiz. Söylemek istediğim, bu kitapta olduğu gibi diğer kitaplarında da Hoca, bir şey söylüyorsa kaynağını oraya iliştirmiştir. Zaten hadis konusunda Kütüb-i Sitte hadislerini ekseriyetle zikreder... Sufizmin kökeninden bugüne geliş aşamalarını bu kitapta görebilirsiniz. Müellif bazı yerlerde kendi eleştirilerini okuyucuya sunmuştur. Okuyucunun bu eleştirileri, müellifin yukarıdaki özelliklerini dikkate alarak okuması daha doğru olacaktır diye düşünüyorum.