Geçtiğimiz sene okuduğum üçlemesine vurulduğum Arjantinli yazar Ernesto Sabato’nun veda kitabı niteliğindeki “Direniş”, yazarın, aslında akıl yürütmeyi sevdiğim konularda kaleme aldığı denemelerini içeriyor. Tarihin bu geldiğimiz noktasında ne durumdayız, insanlık nereye gidiyor, bundan sonra ne olacak, büyüyen sosyal adaletsizliği nasıl durduracağız, teknoloji bize ne yapıyor... Bir yandan sistemi ve sistemi var edenleri, yani aslında hepimizi eleştiriyor Sabato, bir yandan da nasıl direnebileceğimizi, niçin direnmemiz gerektiğini ve direnerek neleri değiştirebileceğimizi anlatmaya çalışıyor.
Dünyanın her yerinde radikalizmin hız kazandığı, insanların uçlara savrulduğu, bir tür “yeni orta çağ”ın içinde kendimizi bulduğumuz bu günlerde, sorduğu sorular çok yerinde şüphesiz. Ancak nasıl demeli, biraz hızlı eskimiş gibi sanki kitap. Sabato 2002’de bu eseri yazdığında, sorduğu sorular ve yaptığı uyarılar muhtemelen çok daha yerindeydi ve aslında ta o zamandan sürüklenmekte olduğumuz kabusu görebilmiş olmasına şapka çıkartmak lazım. Ancak bu kitapta yazılanların pek çoğunu son 20 senede epeyce okuduk, dinledik, hatta deneyimledik - dolayısıyla şaşırtma ve “vay canına” dedirtme yetisini yitirmiş, zamana yenik düşmüş gibi metin.
Bence bunun sebebi Sabato’nun kavramsal çerçeve çizmekle çok uğraşmayıp, biraz kişisel bir yerden, hatta yer yer sadece vahlanarak konuyu ele alması. “Ah ah, eskiden böyle değildi, insanlık çok bozdu” duygusu veriyor bazı bölümlerde, ama “niye bozdu” kısmına tarihsel bir perspektifle bakmadığı ve “şimdi sırada ne var” sorusunu kavramsal biçimde ele almadığı için, metin de gücünü yitiriyor. Okurken aklıma Amin Maalouf’un benzer denemeleri geldi (Çivisi Çıkmış Dünya, Uygarlıkların Batışı vs.), onlar örneğin, tam olarak bu dediklerimi yapabildikleri için çok daha iyi yıllanan metinler olmayı başarıyorlar.
Böyle. Şu üzerine düşünülesi -ama bir yandan da artık malumun ilamı gibi olan, kitabın derdi tam da bu işte- alıntıyla bitireyim hadi: “Bugün artık bir hikâyemiz, bir topluluk, insanlık olarak bizleri birbirimize bağlayan ve sorumlusu olduğumuz tarihin izini sürmemizi sağlayan bir anlatımız kalmadı.”