39Yorum
Mehmet Utku Yıldırım
Kitapkurdu
Yargıç ve Celladı
Polisiye görünümlü bir kanun-güç çatışması romanıdır. Bir polis görev bölgesinin dışında, kuş uçmaz kervan geçmez bir yerdeki aracında ölü bulunur. Kafasına bir tane sıkılmıştır, temiz. Berlach nam yaşlı kurdumuz, süper hafiyemiz işin peşine düşer. Dr. Lutz'a gidip akıl danışır, ardından Tschanz'ı da yanına alarak araştırmalara girişir. Civarda Gastmann nam nüfuzlu bir dayının evi vardır, izler bu evi gösterir ve bir gece araştırmaya giderler. Klasik müzik orkestrası döktürmektedir, ev kapkaranlıktır, bizimkiler davetlilerin kendilerini müziğin dalgalarına bıraktıklarını düşünürler ki köşeden iri kıyım bir köpek Berlach'ın üzerine atlar, Tschanz biraderimiz köpeği vurur ve silah sesine gelen nüfuzlu bir albay, uzamalarını ister. Uzarlar, Berlach'ın koluna köpek ısırmalarından korunmak için bir aparat taktığını görürüz falan. Polisiyelerde işe karışmış herkese kuşkuyla yaklaşıyoruz, yazarın bıraktığı ekmek parçalarını takip ediyoruz ister istemez. Eh, öyleyse neden bu aparatı açıkça göstersin? Bir katakulli var belli ki. Dönüş yolunda bir de gerginlik yaratır Dürrenmatt; Tschanz direksiyona geçer ve Berlach'ın sessizce yanaşmasından kıllanır, öldürülen polis de böyle öldürülmüştür ve beynine girecek kurşunun korkusuyla taş kesilir Tschanz. Tabii böyle bir şey olmaz, böyle bir şey romanlarda bile olmaz yavrucuğum. Kuru sıkı gerilim. Böyle olmayanlar da var, mesela Berlach'ın evine giren ve kim olduğunu sona kadar öğrenemediğimiz yabancı ve aynı şekilde en sonda kimliği ortaya çıkan gizemli adam; Berlach'ın İstanbul'da staj yaptığı günlerden tanıdığı, kötülükle beslenen bir alengirli herif ki en sonda inceleyeceğim bunu. Tschanz'ın öldürülen polisin kız arkadaşına yürümesi de var ki aslında hiç de gerek yokmuş buna, gizemi ortadan kaldıran bir detay olmuş ama işin polisiye kısmının kasıtlı olarak zayıf bırakıldığını düşünüyorum. Berlach, Gastmann'ın sorgulanması için Dr. Lutz'un devreye girmesini ister ama karşılarına yine albay çıkar. Lutz'a o evde çok önemli beynelmilel görüşmelerin yapıldığından, dümenin açık edilmemesi gerektiğinden yoksa birilerinin canının fena yanacağından bahseder. Hukukun önünde engel, bu bir. Mevzuyla alakalı zibil gibi film, kitap var, geçiyorum. İkincisi, kinizm. Gizemli adamımızla Tophane civarında sabahlara kadar içen Berlach, onu yakalamak için ant içer ve ayrılırlar, bu cinayete kadar yıllar geçmiştir ve Berlach sözünü unutmamıştır ama herifi enseletecek bir kanıt, bir ipucu, hiçbir şey bulamaz. O zaman ne yapar, sizi kitabın adına alıyoruz. Yargıç olur, celladına iş gördürür ama kim ne yapar, söylersem olmaz. Polisiye bu. Bir tane spoiler patlatayım, tamam; Gastmann bizim gizli kötü çıkıyor sonunda. "Gastmann'da kötülük bir felsefe ya da içgüdüden kaynaklanmıyor, yalnızca özgürlüğün bir ifadesi, hiçliğin özgürlüğü." (s. 71) Diyojen'i fıçısından çıkartıp Gastmann'ın yerine koyun, aynı şey. "Yapılabiliyorsa yapılabilmeli" mantığı bu arkadaşlardan türemiştir, zaten o yüzden Antik Yunan'da kimse bu herifleri sevmez. "Delirmiş bir Sokrates," demiş Platon mesela, Diyojen için. Mutlak özgürlüğün içinde iyilik ve kötülük diye bir şey yoktur. Kiyoşi Kurosava'nın Kurîpî'sini izlerseniz orada da benzer bir herif var, başlarda. Bizim ABD'li meşhur sapık da böyle. Say say bitmez. "Meh" deme cüretini gösteriyorum, Dürrenmatt'a devam edeceğim ama büyük bir şevkle değil.
sayarmo_sawinto
Kitapkurdu
Taşra da bir araba içinde başından vurulmuş bir polis memuru bulunur. Polis öldüğü için, bu cinayet başka durumlar hakkında şüphe uyandırır ve bu dava, hem İstanbul'da hemde Almanya'da görev almış krimonolog komiser Berlach' a teslim edilir. Bazı ipuçları diğer polis memurlarından saklanır ve komiser bu soruşturmayı kendine özgü yöntemlerle çözmeye çalışır. Bulduğu ipuçları, komiseri hiç beklemediği kişilerle karşı karşıya bırakır. Belki kuzey ülke edebiyatı olması belki de yazarın şahsi üslubu sebebi ile polisiye okumayı sevmeme rağmen beklediğim etkiyi uyandırmadı. Özellikle İstanbul vs. görünce kurgu içinde birşeyler bekledim ama birkaç cümle dışında İstanbul ile ilgili hiçbir şey yoktu. Film tadında bir eser olduğunu söyleyebilirim muhtemelen sonu ile vurucu etki bırakmayı uman eserlerden biri.
mati47
Hezarfen
Çok akıcı bir kitap Biroturuşta bitirdim
Özlem Akkuş
Kitabın sonu muhteşemdi çok çok beğendim bence okuyun tavsiye edilir
İQRA
Kitapkurdu
110 sayfalık kitap 1000 sayfa eziyeti veriyor geriye kalanı siz düşünün yazardan mı çevirmenden mi kaynaklanıyor anlamadım
milban
Basit bir dille yazılmış öykü niteliğinde bir cinayet romanı..güçler arasında çatışma biraz mizahi gibi..fazla bağlayıcı bulmadım ama değişik bir yaklaşım bulmak isteyenler için okunası bir kitapçık.
tlishe
Kaşif
Akıcı , merak uyandırıcı ve sonu şaşırtıcı güzel bir eser.
samuelboils
Sonunda şaşırdığım nadir polisiyelerden biri. Dürrenmatt adalet sistemini irdeliyor.
Hasan Gök
Kitapkurdu
bazı güzel anektodlar harici çok da etkilemeyen bir eser olarak okudum
ayazacar
Kitapkurdu
Sürükleyici, şaşırtıcı, güzel.
tengrist
Sanırım Dürrenmatt ın edindiğim üç kitabından tek beğendiğim.
AYÇİÇ3Ğİ
Üstat
kısacık ama gerçekten şaşırtıcı bir polisiye kitap
melankolik münzevi
Sonu şaşırtıcı bir şekilde biten üzerine düşünülmesi gereken bir polisiye
MuzırZek
Sürükleyici bi kitap. Anlatımı hoşuma gitti
DİŞ Kurdu
Çook güzel bir polisiye uzun öykü kitabı. Soluksuz okuyacağınız güzel bir eser.
Hüseyin Kaplanseren
İstanbul'da başlayan bir hikayenin aslında biz okurları ne kadar iyi bir şekilde ele geçirdiğini ve olayların içine dahil ettiğini, çok iyi bir şekilde deneyimleyeceksiniz..Harikulade bir kitap.
tuuugc
Elinizden bırakmadan ve yorulmadan okuyacağınız güzel bir kitap :)
z.demir
Kitapkurdu
Güzel bir cinayet romanı ama yazarın duruşma gecesi kitabı daha güzeldi
türkan_55
İSTANBUL' DAN BAŞLAYAN BİR CİNAYET DOSYASI. ÇOK SÜRÜKLEYİCİ VE İLGİNÇ POLİSİYE VE FELSEFE KARIŞIMI GÜZEL BİR ROMAN.
Özlen Ela
Yıllar önce İstanbul'da başlayan bir intikam hikâyesi.Kitabın sonu sürpriz bir sonla bitiyor,elinize aldığınızda bitirmeden bırakamayacağınız bir roman...
1 2