Polisiye görünümlü bir kanun-güç çatışması romanıdır.
Bir polis görev bölgesinin dışında, kuş uçmaz kervan geçmez bir yerdeki aracında ölü bulunur. Kafasına bir tane sıkılmıştır, temiz.
Berlach nam yaşlı kurdumuz, süper hafiyemiz işin peşine düşer. Dr. Lutz'a gidip akıl danışır, ardından Tschanz'ı da yanına alarak araştırmalara girişir. Civarda Gastmann nam nüfuzlu bir dayının evi vardır, izler bu evi gösterir ve bir gece araştırmaya giderler. Klasik müzik orkestrası döktürmektedir, ev kapkaranlıktır, bizimkiler davetlilerin kendilerini müziğin dalgalarına bıraktıklarını düşünürler ki köşeden iri kıyım bir köpek Berlach'ın üzerine atlar, Tschanz biraderimiz köpeği vurur ve silah sesine gelen nüfuzlu bir albay, uzamalarını ister. Uzarlar, Berlach'ın koluna köpek ısırmalarından korunmak için bir aparat taktığını görürüz falan.
Polisiyelerde işe karışmış herkese kuşkuyla yaklaşıyoruz, yazarın bıraktığı ekmek parçalarını takip ediyoruz ister istemez. Eh, öyleyse neden bu aparatı açıkça göstersin? Bir katakulli var belli ki. Dönüş yolunda bir de gerginlik yaratır Dürrenmatt; Tschanz direksiyona geçer ve Berlach'ın sessizce yanaşmasından kıllanır, öldürülen polis de böyle öldürülmüştür ve beynine girecek kurşunun korkusuyla taş kesilir Tschanz. Tabii böyle bir şey olmaz, böyle bir şey romanlarda bile olmaz yavrucuğum. Kuru sıkı gerilim. Böyle olmayanlar da var, mesela Berlach'ın evine giren ve kim olduğunu sona kadar öğrenemediğimiz yabancı ve aynı şekilde en sonda kimliği ortaya çıkan gizemli adam; Berlach'ın İstanbul'da staj yaptığı günlerden tanıdığı, kötülükle beslenen bir alengirli herif ki en sonda inceleyeceğim bunu. Tschanz'ın öldürülen polisin kız arkadaşına yürümesi de var ki aslında hiç de gerek yokmuş buna, gizemi ortadan kaldıran bir detay olmuş ama işin polisiye kısmının kasıtlı olarak zayıf bırakıldığını düşünüyorum.
Berlach, Gastmann'ın sorgulanması için Dr. Lutz'un devreye girmesini ister ama karşılarına yine albay çıkar. Lutz'a o evde çok önemli beynelmilel görüşmelerin yapıldığından, dümenin açık edilmemesi gerektiğinden yoksa birilerinin canının fena yanacağından bahseder. Hukukun önünde engel, bu bir. Mevzuyla alakalı zibil gibi film, kitap var, geçiyorum.
İkincisi, kinizm. Gizemli adamımızla Tophane civarında sabahlara kadar içen Berlach, onu yakalamak için ant içer ve ayrılırlar, bu cinayete kadar yıllar geçmiştir ve Berlach sözünü unutmamıştır ama herifi enseletecek bir kanıt, bir ipucu, hiçbir şey bulamaz. O zaman ne yapar, sizi kitabın adına alıyoruz. Yargıç olur, celladına iş gördürür ama kim ne yapar, söylersem olmaz. Polisiye bu. Bir tane spoiler patlatayım, tamam; Gastmann bizim gizli kötü çıkıyor sonunda.
"Gastmann'da kötülük bir felsefe ya da içgüdüden kaynaklanmıyor, yalnızca özgürlüğün bir ifadesi, hiçliğin özgürlüğü." (s. 71)
Diyojen'i fıçısından çıkartıp Gastmann'ın yerine koyun, aynı şey. "Yapılabiliyorsa yapılabilmeli" mantığı bu arkadaşlardan türemiştir, zaten o yüzden Antik Yunan'da kimse bu herifleri sevmez. "Delirmiş bir Sokrates," demiş Platon mesela, Diyojen için. Mutlak özgürlüğün içinde iyilik ve kötülük diye bir şey yoktur. Kiyoşi Kurosava'nın Kurîpî'sini izlerseniz orada da benzer bir herif var, başlarda. Bizim ABD'li meşhur sapık da böyle. Say say bitmez.
"Meh" deme cüretini gösteriyorum, Dürrenmatt'a devam edeceğim ama büyük bir şevkle değil.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Taşra da bir araba içinde başından vurulmuş bir polis memuru bulunur. Polis öldüğü için, bu cinayet başka durumlar hakkında şüphe uyandırır ve bu dava, hem İstanbul'da hemde Almanya'da görev almış krimonolog komiser Berlach' a teslim edilir.
Bazı ipuçları diğer polis memurlarından saklanır ve komiser bu soruşturmayı kendine özgü yöntemlerle çözmeye çalışır. Bulduğu ipuçları, komiseri hiç beklemediği kişilerle karşı karşıya bırakır.
Belki kuzey ülke edebiyatı olması belki de yazarın şahsi üslubu sebebi ile polisiye okumayı sevmeme rağmen beklediğim etkiyi uyandırmadı. Özellikle İstanbul vs. görünce kurgu içinde birşeyler bekledim ama birkaç cümle dışında İstanbul ile ilgili hiçbir şey yoktu. Film tadında bir eser olduğunu söyleyebilirim muhtemelen sonu ile vurucu etki bırakmayı uman eserlerden biri.
Basit bir dille yazılmış öykü niteliğinde bir cinayet romanı..güçler arasında çatışma biraz mizahi gibi..fazla bağlayıcı bulmadım ama değişik bir yaklaşım bulmak isteyenler için okunası bir kitapçık.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İstanbul'da başlayan bir hikayenin aslında biz okurları ne kadar iyi bir şekilde ele geçirdiğini ve olayların içine dahil ettiğini, çok iyi bir şekilde deneyimleyeceksiniz..Harikulade bir kitap.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yıllar önce İstanbul'da başlayan bir intikam hikâyesi.Kitabın sonu sürpriz bir sonla bitiyor,elinize aldığınızda bitirmeden bırakamayacağınız bir roman...