'Dört Sarışın', ilk bakışta New York'lu yüksek tabakadan insanların yaşamının müstehcen ve göz alıcı portresini çizen dört hikâyeden ibaret gibi görünür. Ancak üzerine dikkatle düşünüldüğünde kitabın popüler Amerikan ahlak kuralları ve törelerinin bunaltıcı bir yansıması olduğu anlaşılır. Dört hikâyeden her biri, gençliğinde maceraperest olan ama şimdilerde kendisini ve kişiliğini para ve statü uğruna pazarlamak için yetişmiş bir sarışın kadın üzerinde odaklanır. 'Çok Kolay' başlıklı bölümde Janey, ikinci sınıf, çok tanınmayan ama güzel bir modeldir ve her yıl kendisine yaz için gözde tatil beldesi Hamptons'da bir ev tahsis edebilecek zengin bir adam avlamak için uğraşır. Janey'nin parası yoktur. Ancak bukonu zengin erkekler bulduğu ve zengin arkadaşları olduğu sürece kafasını fazla kurcalamaz. 'Yetişkinler İçin' adlı bölümünde Winnie Dieke, ünlü bir haber dergisinde 'politik / tarz köşesi'ni yazan bir gazetecidir. Dieke, kendisi gibi gazeteci olan kocası kariyer açısından kendisinden daha iyi olmadığı ve ondan beklediği New York elit tabakasında şöhretle dolu geleceği sağlayamadığı için bunalıma girer.
'Platin' adlı bölümdeyse, sonunda aradığı prensi bulmayı başarmış olan uyuşturucu bağımlısı, sosyetenin gözde bekârı 'Prenses Cecelia' paranoyaya düşer ve bütün kadınların hayalini süsleyen gerçek bir prens olan kocası beklediklerini veremeyince onunla yaşadığı gündelik hayatın kıskacında bulur kendini. 'Tek Başına' adlı bölümde bir magazin dergisinde seks hakkında yazılar yazan Manhattan'lı bekâr köşe yazarı kendi çabalarıyla koca bulamayacağını anlayınca iş için gittiği Londra'da şansını arar. Ancak ağına düşürdüğü bir İngiliz de umutlarını boşa çıkarınca, elinde kalan yine kocaman bir hiç olur.
Bushnell, bir yandan acımasız betimlemeleriyle 'altın arayıcısı' kadınları yerden yere vururken, öte yandan onları destekler görünür.