Dört Sarışın Hakkındaki Yorumlar

Manhattan'da kadın - erkek ilişkilerini irdeleyen 'Sex and City'nin ardından Candace Bushell'in bu kez de 'Dört Sarışın' adlı kitabı raflardaki yerini aldı. Kitapta hayatlarında kritik tercihlerle karşılaşan ve atacakları adımlarla kaderlerini belirleyeceklerini bildikleri halde hiçbir şey yapmayan, gazete okumak isteyen ancak bunu düşünürken bile yorulan dört kadının hikâyesi anlatılıyor. 'Dört Sarışın'da güzel bir model olan Janey erkek arkadaşlarının yazlıklarında yaz tatili geçirirken aslında istediği şeyi hiçbir zaman ele geçiremeyeceğini anlıyor. Bir dergide köşe yazarlığı yapan Winnie ise gazeteci kocasını başka bir kadınla yakalayınca bunalıma düşüyor ve kendi de bir yıldızla aşk yaşıyor.
'Dört Sarışın' aşkı, şöhreti, parayı ve gücü bir arada bulmak isteyenlere hitap ediyor!
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
cigdema 12.02.2006
'Dört Sarışın', ilk bakışta New York'lu yüksek tabakadan insanların yaşamının müstehcen ve göz alıcı portresini çizen dört hikâyeden ibaret gibi görünür. Ancak üzerine dikkatle düşünüldüğünde kitabın popüler Amerikan ahlak kuralları ve törelerinin bunaltıcı bir yansıması olduğu anlaşılır. Dört hikâyeden her biri, gençliğinde maceraperest olan ama şimdilerde kendisini ve kişiliğini para ve statü uğruna pazarlamak için yetişmiş bir sarışın kadın üzerinde odaklanır. 'Çok Kolay' başlıklı bölümde Janey, ikinci sınıf, çok tanınmayan ama güzel bir modeldir ve her yıl kendisine yaz için gözde tatil beldesi Hamptons'da bir ev tahsis edebilecek zengin bir adam avlamak için uğraşır. Janey'nin parası yoktur. Ancak bukonu zengin erkekler bulduğu ve zengin arkadaşları olduğu sürece kafasını fazla kurcalamaz. 'Yetişkinler İçin' adlı bölümünde Winnie Dieke, ünlü bir haber dergisinde 'politik / tarz köşesi'ni yazan bir gazetecidir. Dieke, kendisi gibi gazeteci olan kocası kariyer açısından kendisinden daha iyi olmadığı ve ondan beklediği New York elit tabakasında şöhretle dolu geleceği sağlayamadığı için bunalıma girer.
'Platin' adlı bölümdeyse, sonunda aradığı prensi bulmayı başarmış olan uyuşturucu bağımlısı, sosyetenin gözde bekârı 'Prenses Cecelia' paranoyaya düşer ve bütün kadınların hayalini süsleyen gerçek bir prens olan kocası beklediklerini veremeyince onunla yaşadığı gündelik hayatın kıskacında bulur kendini. 'Tek Başına' adlı bölümde bir magazin dergisinde seks hakkında yazılar yazan Manhattan'lı bekâr köşe yazarı kendi çabalarıyla koca bulamayacağını anlayınca iş için gittiği Londra'da şansını arar. Ancak ağına düşürdüğü bir İngiliz de umutlarını boşa çıkarınca, elinde kalan yine kocaman bir hiç olur.
Bushnell, bir yandan acımasız betimlemeleriyle 'altın arayıcısı' kadınları yerden yere vururken, öte yandan onları destekler görünür.
Yanıtla
2
0
Destekliyorum 
Bildir