Bildiğimiz Dünyanın Sonu
Üçlemenin son kitabı bu sanırım, neden ikinciden devam etmediklerini bilmiyorum. İsveç ormanlarında geçen bir üç yıl var, o kısım kayıp. Doppler'in kafayı kırdığını, kent yaşamına uyum sağlayacak yetilerini iyiden iyiye yitirdiğini göreceğiz ve bunun sebebini bilemeyeceğiz, o üç yıl içinde yaşananlar çok şey anlatabilirdi ama eve dönüşten başlıyoruz direkt. Arada büyük bir kopukluk var. Hiç hoş değil. İkinci metin de çevrilmeli, adamın Bongo'yla sınırlı sosyalliğinin yaktığı balatalar ortaya çıkmalı. O zamana kadar boşluğu hayal gücümüzle doldurmak zorundayız, yoksa ilk metinde bir parça olsun mantıklı ilişkiler kurabilen Doppler'le bu metinde iyice ilkelleşmiş halde bulduğumuz Doppler'i denkleyemeyeceğiz.
Doppler dönüyor, ormanın derinliklerinden çıkıp evine geliyor ve dışarıdan baktığında her şeyi değişmiş buluyor. Dönüş yolunda Bongo'yu bıraktığı çevreci çocukla sarılıp ağlaştıkları zaman çocuğa hayatını iyi değerlendirmesi gerektiğini, tüketime saplanıp kalmamasını öğütleyip yola düşen Doppler'in unuttuğu yaşam biçimi yabancı bir ev olarak beliriyor, yabancı bir adam olarak.
Metin, bu tür değişimlerin gerçekleştiği her seferde bölümlenmiş, şimdi Mavi Evdeki Zaman var. Çocuklarıyla sağlıklı bir ilişki kurmaya çalışıyor Doppler ama zaman çok şeyi değiştirmiş ve Hegel'in çocuklarının üzerindeki etkisi silinecek gibi değil. Sanayi Devrimi'nden beri geçen, görece kısacık sürede bu kadar çok şeye sahip olmak, daha çok şeye sahip olmak istemek, elde para yokken kredilere yumulmak, sürekli tüketmek, daha iyisini istemek, daha iyisini elde edemeyince mutsuz olmak, insanları mutsuz etmek, mutluluğu elde edilebilecek nesnelere bağlamak, dünyayı sadece bu nesnelerden ibaretmiş gibi görmek, bu nesneleri elde edebilmek için yıllarca çalışmak, en değerli şey olan zamanı heba etmek, ilk metindeki hemen her şey yine yerin dibine sokuluyor. Doppler bir türlü alışamıyor.
Günümüzün dünyası delirtici, bir yerinden tutulmazsa kopuluyor. Sosyal medya hesapları olmadan bir hiçmişiz mesela, beğendiğim bir yazarın röportajını izlediğimde sırf "varlığını sürdürebilmek için" birkaç tweet attığını söylüyordu. Varlığımız birkaç gevezeliğe bağlı. Ormanda yaşamak istemeye şaşmamalı. Doppler bir yandan saygı duyulası bir adam, kente dönmesiyle ipin ucunu kaçırdığı bölümleri dışarıda bırakırsak ideal bir yaşamı var. Az insanlı. Huzurlu. En önemlisi bu, huzur.