İfade sanatlarımız ve edebiyatımızın içinde; hikâye, anı ve gezi yazılarının yeri ayrıdır. Bizlere kalbi bir lezzet, zihinsel bir gıda, toplumsal bir huzur sunarlar. Yaşanmış bir olay veya kurgusal bir anlatım olsa da okurlarını zamandan zamana, mekândan mekâna taşırlar.
İşte bu sanatın büyük ustalarından Mustafa Kutlu’nun eseri de böylesi bir güzergâh üzerinde yürüyen anlatımlar içeriyor. Daha önce okumuş olduğum: Tirende Bir Keman, Uzun Hikâye, Hayat Güzeldir, Rüzgarlı Pazar, Dem Bu Demdir, Nur adlı eserleri gibi, 124 sayfalık esere, 13 hikaye sığdırılmış. Hikayeleri okurken adeta bir kahramanı, gözlemcisi de siz oluyorsunuz. “Keşke” ile başlayan, “Bu kadar da olmaz” la biten cümleler kuruyorsunuz gıyaplarında. Belli bir noktadan sonra bilim, felsefe, hukuk, düşünce, deneme, makale ağırlıklı eserlere de yönelmek gerekiyor. Fakat hayatta masal da, öykü de, roman da, fıkra da gerekli elbette. Neyle neyi besleyip, nereye ulaştırdığı önemli. Şekil, imge, sembol ve metaforlara takılmadığımız sürece, tüm anlatımlar bizi maddi ve manevi geçekliğe, yaşamın özüne, hakikate ulaştıracaktır.
Kitapsız, yazısız, anısız, öyküsüz bir yaşam olmaz. Olsa da bir şey doldurmaz ve geride bir şey bırakmaz.
İyi okumalar.
80'li ve 90'lı yılların sinemasına baktığımızda özellikle sol cenahın darbe sonrası hayal kırıklığını, ideallerinin nasıl yıkıldığını, davasını terk edip sistemin göbeğine konanları görürüz. Bu kitap bahsettiğim hikâyenin muhafazakar cenahtaki izdüşümü. Din temelli ideallerle düşlenenlerin askeri darbe sonrasında nasıl terk edildiğini, siyasete nasıl bulaşıldığını ve refah uğruna fikirlerin tam tersi yönde hareket edilebildiğini anlatıyor. 80'li yıllarla birlikte değişen mütedeyyinlerin durumunu görüyoruz.
Öyküler teknik olarak birbiriyle zincirli. Sanki bir yapbozun parçalarını okuyor ve son öykülerde de bunları birleştiriyoruz. Yazarın doğal anlatıcılığını öykülerde rahatlıkla görebiliyoruz fakat söylem tarafı o kadar baskın ki kurmaca yapı neredeyse tüm öykülerde bozulmuş durumda. Özellikle italik kısımlarda sloganvari ideolojik bir söyleme geçiş yapılıyor. Muhafazakar camiada değişen insanların eleştirisini gayet iyi şekilde görüyoruz belki ama söylemin baskınlığı edebi açıdan öykülere zarar veriyor. Sanki bir öykü kitabını değil de yazarın fikirlerinin yer aldığı metin parçalarından oluşan bir eseri okuyoruz. Bu nedenle de ne yazık ki karakterlerin inandırıcılığı okurda kalmıyor.
Öykülerdeki anlatım sıçramalı olarak ilerliyor. Bu da yer yer karakterlerin ve olayların anlaşılmasını zorlaştıran bir durum. Ama tüm öyküler birbiriyle ilişkili olduğu için kitaptaki genel akışa hakim olabiliyorsunuz.
Okudukça derinleşen bir kitap. Dava inancı ile yola çıkan gençlerin nereden nereye geldiğini birbiriyle ilintili hikayeler şeklinde anlatmış yazar. İnandığı değerler uğruna sonuna kadar mücadele eden insanların yaşadığı sıkıntıları ve zamanla düzene boyun eğen, alışan insanların yollarını çizmiş Mustafa Kutlu. Tam da bu yüzden "Ya tahammül, ya sefer " demiş. İlk okumada karakterler ve olaylar karmaşa yaratsa da, okundukça taşlar yerine oturuyor bir bir. Siyasi, dini ve felsefi dokundurmalar yapan bir kitap olduğunu da söyleyebiliriz rahatlıkla.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Dünden bugüne pek de bir şey değişmemiş dedirten kitap. İdealist başlayıp, zamanın şartlarına, heva ve hevesine yenilerek davasından vazgeçen insan, yahut sahip olduğu bu değerleri ideali için değil de kendi gayesi için kullanan insan. Okudukça derinleşen bir kitap.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Dava adamı iadeali ile yetişen gençlerin eğitim, iş, evlilik ve kariyerle birlikte dünyevileşmelerini, ruhsal sıkıntılarını, değişimi reddedenlerin tahammülünü sembol ve hatıralarla teşbihi usta bir şekilde kullanarak aktaran güzel bir hikaye.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Mustafa Kutludan okuduğum bilmem kaçıncı kitap. :)
Kitabın dili akıcıydı ve Mustafa kutlu eserlerinde hep olduğu gibi yine çok güzel bi hikayeydi. Dava için atılan bir yol ve gerçekler. Tavsiye ederim.