13Yorum
üçbaş_karaman
19.10.2021
Mehmet Zaman Saçlıoğlu son dönemin en okumaya değer öykücülerinden
zehra
23.04.2021
ödüllü kitabın bu kadar az okunmasına üzüldüm. tavsiye ederim
son kitap
25.03.2021
Akıcı bir dille yazılmış öyküler özlediğimiz, geçmişe ait zamanlarda bir yolculuğa da çıkarıyor okuyucusunu.
asdfghje
Kitapkurdu
14.02.2021
İki ödül almış çok güzel bir öykü kitabı. Dili akıcı. Diğer kitaplarını da okumaya karar verdim.
MAVİ
Kaşif
11.11.2020
Kitapta birbirinden farklı ve güzel hikayeler var. Kitapta ilginç olan hikâye de var, komik olan hikâye de var, hüzünlendiren hikâye de var. Ben, bu hikayelerden en çok “Basamaklar” adlı hikâyeyi beğendim.
ahmetan
Kaşif
23.12.2019
İyi öyküler, sıcacık..
aydınlık1980
Kaşif
30.11.2019
özgün, özgün olduğu içinde iyi öyküler. okuyun.
detlax
Kaşif
08.10.2019
Hikayeler harikaydı elinize alınca hemen bitirebileceğiniz bir kitap tavsiye ediyorum
AugusteRodin
Kitapkurdu
16.01.2019
Birbirinden farklı ve hepsi öylesine güzel öyküler ki şimdiye kadar okuduğum en güzel öykü kitabından biri olmuştur. Yazarın bu ödüllü kitabını hiç şüphe duymadan alıp okuyun. Kesinlikle aldığınıza pişman olmayacaksınız.
dont panic
Kitapkurdu
04.12.2018
unutulmaz hikayelerden oluşan bir kitap
Edebiyatkoliks
Kitapkurdu
09.10.2018
Bilinmeyenlerden bir eser daha. Ödüllü ve okunması gerekenlerden.
KY-473072
11.01.2018
Unutmaya çalışsan bile unutamayacağın hikayelerden oluşan bir kitap.
Hıfsullah Altaçlı
Kaşif
Yazarın ilk öykü kitabı. On bir öykü bir araya getirilmiş. Adana’da, üç katlı ahşap bir evin üçüncü katında oturan, kimsesiz ve yaşlı bir kadının, dış kapıyı açmak için evin iç basamaklarından inerken, geriye dönüşlerle çocukluğunu ve yaşadıklarını hatırlaması üzerine kurulan "Basamaklar" başlıklı öykü mükemmel.
“Bu son yıllarda, eski anılar daha kolay anımsanır olmuştu. Üç, beş gün önce yaptıklarını unutuyor; ama nasıl olduğunu bilmeden, küçük bir ipucuyla bir anda çocukluğuna, gençliğine dönüyor; neredeyse yaşıyormuşçasına, renkleri, sesleriyle o eski günleri anımsıyordu.
Annesi Van’ı terk etmek istememişti; ta ki, kentin öte ucunda yükselen dumanları görüp, silah seslerinin gitgide yaklaştığını anlayıncaya dek.
Enver Paşa’nın Sarıkamış’ta yenilgisinden sonra ordu bozulmuş, Ruslar Van’a inmeye başlamışlardı. O yıllarda Van, Ermenilerle Türklerin birlikte yaşadıkları küçük bir kentti. Kentin bir bölümünde Ermeniler, bir bölümünde ise Türkler yoğunluktaydı. Zaman zaman çatışırlardı; ama, iki toplum arasında yakın arkadaşlıklar kurulduğu, kız alıp verildiği de görülürdü. Yine de, uzunca bir süredir, bir şeyler olabileceği seziliyordu.
Bir an duralayıp, bir basamak daha indi yaşlı kadın.
Van, o günlerde, Ruslardan önce Ermenilerin istilasına uğradı, denebilir. Sarıkamış yenilgisinden sonra, Ruslardan güç bulan Ermeniler, sivil halka saldırmaya başlamışlardı. Birçok Türk’ü silah zoruyla bir camiye doldurmuşlar, yakmışlardı. Oğlunun erkeklik organının kesilip ağzına tıkıldığını gören bir anne aklını oynatmış, kendini öldürmüştü. Olan biten, insanı dehşete düşürecek boyuttaydı. Kentin erkeklerinin çoğu askerde olduğundan, bunların da büyük kısmı şehit düştüğünden, savunması zayıflamış olan Van’da milis kurulmuştu; ama uzun süre dayanamayacaklarını; hele Ruslar gelirse perişan olacaklarını biliyorlardı. Bu yüzden birçok evde denkler yapılıyor, göç etmeye hazırlanılıyordu.” “Basamaklar” öyküsünden. (s. 109, 110)