Yazarın ilk öykü kitabı. On bir öykü bir araya getirilmiş. Adana’da, üç katlı ahşap bir evin üçüncü katında oturan, kimsesiz ve yaşlı bir kadının, dış kapıyı açmak için evin iç basamaklarından inerken, geriye dönüşlerle çocukluğunu ve yaşadıklarını hatırlaması üzerine kurulan "Basamaklar" başlıklı öykü mükemmel.
“Bu son yıllarda, eski anılar daha kolay anımsanır olmuştu. Üç, beş gün önce yaptıklarını unutuyor; ama nasıl olduğunu bilmeden, küçük bir ipucuyla bir anda çocukluğuna, gençliğine dönüyor; neredeyse yaşıyormuşçasına, renkleri, sesleriyle o eski günleri anımsıyordu.
Annesi Van’ı terk etmek istememişti; ta ki, kentin öte ucunda yükselen dumanları görüp, silah seslerinin gitgide yaklaştığını anlayıncaya dek.
Enver Paşa’nın Sarıkamış’ta yenilgisinden sonra ordu bozulmuş, Ruslar Van’a inmeye başlamışlardı. O yıllarda Van, Ermenilerle Türklerin birlikte yaşadıkları küçük bir kentti. Kentin bir bölümünde Ermeniler, bir bölümünde ise Türkler yoğunluktaydı. Zaman zaman çatışırlardı; ama, iki toplum arasında yakın arkadaşlıklar kurulduğu, kız alıp verildiği de görülürdü. Yine de, uzunca bir süredir, bir şeyler olabileceği seziliyordu.
Bir an duralayıp, bir basamak daha indi yaşlı kadın.
Van, o günlerde, Ruslardan önce Ermenilerin istilasına uğradı, denebilir. Sarıkamış yenilgisinden sonra, Ruslardan güç bulan Ermeniler, sivil halka saldırmaya başlamışlardı. Birçok Türk’ü silah zoruyla bir camiye doldurmuşlar, yakmışlardı. Oğlunun erkeklik organının kesilip ağzına tıkıldığını gören bir anne aklını oynatmış, kendini öldürmüştü. Olan biten, insanı dehşete düşürecek boyuttaydı. Kentin erkeklerinin çoğu askerde olduğundan, bunların da büyük kısmı şehit düştüğünden, savunması zayıflamış olan Van’da milis kurulmuştu; ama uzun süre dayanamayacaklarını; hele Ruslar gelirse perişan olacaklarını biliyorlardı. Bu yüzden birçok evde denkler yapılıyor, göç etmeye hazırlanılıyordu.” “Basamaklar” öyküsünden. (s. 109, 110)