Atıl duruma geleceğiz. Kaku'nun adını hatırlayamadığım bir incelemesindeki deneyi hatırlıyorum, bilgisayar programının yazdığı eser için, "İddia edildiği gibi Mozart'ın kayıp eseridir bu," demiş uzmanlar. Oysa iddianın aksine kayıp eser falan yok. Üretilen algoritmalar işe koşuluyor ve yapay zekanın yazdığı roman usta işi bir eser olarak niteleniyor, buna benzer pek çok örnek var. Halihazırda olan şeyler bunlar, olacaklar hayal gücümüzle sınırlı ama sonuç belli; makineler bizim yaptığımızdan daha iyisini yapacak. Hepsi hepsi sözcüklerden ve notalardan ibaretiz, duygulanımımızın vardığı nokta bu parçalar olduğuna göre rahatlıkla kopyalanabiliriz ve eserlerimizin çok daha iyileri yaratılabilir. Atıl duruma geleceğiz, gelişen teknolojiyle birlikte emeğimize ve zamanla hayal gücümüze ihtiyaç duyulmayacak, böyle bir dünyaya doğru ilerliyoruz. Harari de söylüyordu, günümüzün çoğu mesleği kısa ve orta vadede ortadan kalkacak. Şoförlük, avukatlık gibi mesleklere büyük çapta veda edilecek. Gerçi Kaku geleceğimizi kurtarıyor yine, Mağara Adamı Etkisi dediği nane sayesinde insani iletişim ihtiyacından ötürü tamamen makineleşmeyeceğiz gibi gözüküyor ama ne olacağını kim söyleyebilir? Yüzbaşı Richard'a eski dünyanın bir parçası olduğu söylendiği zaman bunu kendi yaşamındaki yenilgilerle birleştirip işe yaramaz bir adam olduğunu kabul etmesini, distopik bir dünyada kıvranan insanlardan biri haline gelmesini düşünüyorum, geleceğin bu şekilde acı verici değişimlere yol açacağı giderek daha bariz bir hale geliyor ama gerçekten de insanın yıkımı mı bu? Kendimizi yeniden inşa etmek zorunda kalır mıyız, söz gelişi siborglaşacak mıyız? Bu gerçekleşecek gibi gözüküyor, insanlığımızdan çok şeyi feda edeceğiz ve yeni insan olarak kendimize çok şey katacağız. Richard'ın ulaştığı gibi bir dengeye ulaşmak zorunda kalacağız, zorlanacağız ama bunu yapacağız.
Richard'ın durumu geleceğin öncülü olarak dikkat çekmeli. Süvari yüzbaşısıyken, savaşın orta yerinde genç bir askerin tüfeğinden çıkan kurşunla vuruluyor ve düşüyor, bir çağın sonu. Otomasyona bağlı araçlar karşısında şoförlerin durumunu düşünün, Richard'ın onlardan pek bir farkı yok şu durumda. Eski asker Richard yoksullukla mücadele edip eşi Theresa'ya sıkıntı yüzü göstermemek isterken pek fazla seçeneği yok, arkadaşı Twinnings'in teklifini kabul etmek zorunda. Zapparoni adlı mucit bir iş adamının yanında çalışmaktan başka bir şansı yok. Arkadaşları tarafından dışlanacağını biliyor ama ekonomik sıkıntıdan kurtulmak için adamla görüşmeyi kabul ediyor ve Zapparoni'nin malikanesine gidiyor. Metinde hepi topu iki mekan var; Twinnings'in işi bağladığı bar ve Zapparoni'nin evi. Olay ağırlıklı bir anlatı değil bu, dünyanın geçirdiği değişimin izlerini Richard'ın anlatıcılığında takip ettiğimiz, tek bir bilince sığmaya çalışan dünyanın devinimlerini izlediğimiz türden, son derece kişisel bir kaybediş. Daha doğrusu bir dengelenme çabası. Dünyayı dengeleme çabası aynı zamanda. Jaguar'ın yeni serisinden. Jaguar ne güzel bir yayınevi. Jaguar, bastığın çok az şeyi edinmedim, bilerek. Elimde olmayan bir şeylerin kalsın istiyorum, yoksa okumadığım pek bir şeyin kalmayacak. Capote'nin Soğukkanlılıkla'sını aynı sebepten okumuyorum, on yıldır bekliyor. Calvino'yu, Márquez'i, Cortázar'ı da aynı sebepten bekletiyorum. Üniversitedeyken, bu mecrada bir şeyler karalamıyorken şimdikinden daha beter okuyordum, bu saydıklarımın pek çok metnini o zaman okumuştum, şimdi de bazen burayı kapatıp, hatta ıssız bir yere tayin isteyip deli gibi okumak istiyorum. Bir şey yazmak istemiyorum, gitar çalıp bir şey okumak istiyorum. Günün birinde yapacağım bunu. Yeşim'e söyledim, Ankara civarında çok güzel ve ıssız yerler olduğunu söyledi. Puanımın Ankara civarına henüz yetmeyeceğini söyledim, bekleyebileceğimizi söyledi. Hem sonsuzluktan, hem de uzun vadeli sonluluktan konuşabilmek çok güzel bir şey, çok özlemişim bunu. Neyse, Richard'ın düşüncelerinde geziniyoruz, zaman ağır ağır akıyor. Eski askerlerin çoğu iyi işleri kapmış, Richard girdiği işlerde tutunamamış ve Twinnings'ten yardım isteyene kadar sıfırı tüketme noktasına gelmiş. Twinnings görüşmeyi ayarlama konusunda Richard'ı ikna etmeye çalışırken dünyadan fırlatılıp atılmasına akıl erdirmeye çalışıyor Richard, bir yandan da Zapparoni'nin dehasını öğreniyor. Zapparoni teknik kabiliyetiyle tekelleşme yolunda ilerliyor, buluşları dünyanın çehresini değiştirecek düzeyde. İşçilerine verdiği maaş bakanların maaşıyla yarışıyor ve çalışanlar istedikleri saatlerde mesaiye başlıyorlar, günlük işlerini bitirmeleri yeterli. Şirket sırlarını kaçıramıyorlar, Zapparoni muazzam koşullarda çalıştırıyor işçilerini. Sırların kaçırılmaması için gereken şartlar sağlanmış durumda zaten, patron her şeyi düşünmüş ve uygulamaya koymuş. Yine de bağımsız bir zihnin hizmetlerine ihtiyaç duyabiliyor, bütün sözleşmelerin ve anlaşmaların dışında, bu yüzden "kirli işlerini yürütecek bir adam" olarak Richard'ı düşünüyor, Twinnings vasıtasıyla.
Görüşme kararlaştırılırken Richard geçmişe, Twinnings'le ve diğer arkadaşlarıyla tanıştığı okul yıllarına dönüyor. Harbiyede öğrencilik zamanları, Binbaşı Monteron'dan edinilen hayat dersleri, her şey geri geliyor. Kanı kaynayan öğrenciler hafta sonu izinlerinde takıldıkları mekanlarda sayısız olay çıkarıyorlar ama bir şekilde kapanıyor mevzular, alınan büyük bir dersle. Her şeyi geride bırakmak istiyor Richard, geçmişin bataklığından kurtulmalı ki yüzünü geleceğe dönebilsin. "Artık bu fosilleşmiş yargılarımı geride bırakmanın zamanı gelmişti. Geçenlerde birisi bana, konuşurken 'eski silah arkadaşlarım' veya 'kılıcının püskülü üzerine yemin etmek' gibi artık çağdışı kalmış pek çok ifade kullandığımı söyledi. Bu ifadelerim, çoktan bayatlamış iffetiyle övünen ihtiyar bir kız kurusunun yapmacık tavırlarına benziyormuş. Bu kahrolası alışkanlığa bir an önce son vermeliydim." (s. 26) Eskilik dile sirayet etmiş durumda, Zapparoni adına çalışmaya başlar başlamaz arkadaşlarının kendisini kınayacağını biliyor ama kendini ve Theresa'yı kurtarmak zorunda, öyleyse eski günleri son bir kez hatırlayıp her şeye veda edebilir. Siciline işlenmiş suçları düşününce kapıyı kapamak daha kolay; vatan uğruna tehlikeye atılıp vatana ihanetle suçlandıktan sonra darbe alan değerlerini tamamen bırakabilir.
Teknolojiye karşı psikolojik tepkiler geliştirmiş arkadaşların intiharlarından Zapparoni'nin icatlarına bilinç akışı, çok dağıtmadan. Mağara Adamı Etkisi'nin ilk izlerini görüyoruz bir yerde; çocuklar Zapparoni'nin ürettiği filmlerin müptelası olmuş durumda ve duygusal olarak aşırı yüklenen çocukların akıl sağlıklarının bozulmasından korkuluyor ama bir yandan da çağa ayak uydurmak fikriyle bütün gelişmeler yavaş yavaş kanıksanıyor. Zapparoni'nin toplumu etkisi altına aldığı söylenebilir, elinde büyük bir güç var ve yeni buluşlarla dünyayı bambaşka bir hale getiriyor, bunun bir sonu yok gibi gözüküyor. Richard'ın uyum sağlayamadığı nokta tam da burası; askerlikle ilişiğini kesmesinin travması henüz geçmemiş, öğrencilik yıllarından savaş zamanlarına kadar pek çok anısı bu travmanın etkisiyle ortaya çıkıyor, sanırım. Bir de dünyanın tamamıyla bir değişim mücadelesine girişecek gücü yok, zaten kişisel sebepleri de bundan geri koyuyor kendisini. Babasıyla ve annesiyle olan ilişkisi de problemli, özellikle babasıyla. "Adam" olması isteniyor, Richard elinden geleni yapsa da babasına yaranamıyor bir türlü. Belki bu kez yaranabilir, bu değişim fırsatını kaçırmak istemiyor bu yüzden. Vatan kavramı da anlamını yitirmiş durumda, çok sevdiği Monteron'un ölümünden sonra vicdanının sızlamasını dindiremiyor, her şeyin boşuna yaşandığı düşüncesi var aklında.
Zapparoni'yle karşılaşma ve cam arıların ortaya çıkışı final bölümünü oluşturuyor, genişçe bir bölüm. Bir nevi sınav. Richard bir karar vermek zorunda, Zapparoni'nin manipülasyonuna kapılmadan, olabildiğince özgür iradesini kullanarak. Kuklalar, otomatlar, cam arılar, kesik kulaklar ve etik, Richard'ın yaşama dair fikirleri. Hepsi birbirine karışıyor, ortaya psikolojik bir gerilim ânı çıkıyor. Düğüm çözülüyor sonra ama kesin bir sonuca varamıyoruz, Richard'ın kararını bilsek de dünyanın daha iyi bir yer olup olmayacağına dair öngörüler dışında elimize bir şey geçmiyor ki geçmesin, gelecek henüz ortaya çıkmadı. Ufukta bile belirmedi, şimdiden başka bir şey yok elimizde. Richard biraz da bu fikre bel bağlıyor, belki de cebinde iyi niyet taşlarını biriktirmeye başlıyor.
Sıkı kurulmuş bir distopya diyeceğim, diyemiyorum. Distopik atmosfer kuşatmış metni, tamam ama yine de... Bilemiyorum. Belki benim cebimde de birkaç taş vardır.
Öncelikle Jaguar Kitap’a sahip olduğumuz için ne kadar şanslı olduğumuzu yinelemek isterim. Kendilerinin ütopya, distopya, fantastik ve bilimkurgu edebiyatın nefis örneklerini topladıkları Prospero Kitaplığı’ndan okuduğum üçüncü kitaptı Cam Arılar ve bu seriyi akıl eden (ve bu olağanüstü ismi seçen) herkesin önünde saygıyla eğilmek istiyorum. Cam Arılar oldukça asap bozucu bir kitap. Mükemmel teknolojiyi aramanın bizi mükemmel insandan nasıl uzaklaştırdığını epey huzursuz edici biçimde ortaya koymuş yazar. Kitabı ta 1957’de yazdığını düşününce, insanın günümüzü böyle öngörebilmiş olan Jünger’e duyduğu hayranlık da artıyor. (Bir de o nasıl bir entelektüel birikimdir, teknoloji anlatırken mitoloji öyküye nasıl böyle nefis yedirilir!) Sonuç olarak epey sevdiğimi söyleyebilirim. Sarsıcı, rahatsız edici, tuhaf ama işte çok güçlü; edebiyatın güzel tarafı da zaten insana bunu yapabilmesi bence. “Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki, yalnızlığımızı hayatın içinde sık sık duyumsuyor, ama yine de onu bir türlü tam anlamıyla tasvir edemiyoruz.”
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
yazıldığı 1957 yılı dikkate alındığında kitabın etkileyici bir distopya örneği olduğu söylenebilir. bir yüzbaşının, dünyanın değişimi karşısında düştüğü çaresizliğe şahit olurken bir yandan da yazarın teknolojinin geleceği üzerine varsayımlarının birçoğunun doğru çıktığını görüyoruz.
çok da severek okuduğum söylenemez ama şaşırtıcı bir kitap.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Muhteşem bir öngörü ile yazılan kitapta gizemli bir mucit ve iş adamı olan Zapparoni, bir çok alanda güç sahibidir.
Eski süvari yüzbaşısı olan Richard artık sefalet sınırındadır. Arkadaşından ona iş bulmasını ister. Onun zamanında olan atların yerini tanklar, kahraman askerlerin yerini iş adamları almıştır.
Zapparoni ile Richard malikanede görüşür. Richard burada gördüklerine şok olur. Bu görüşme teknolojinin yeni dünyası ile bir askerin eski dünyasının karşılaşmasıdır.
Distopik kurgusu, felsefi derinliği ve yeni dünya ile karşılaşması sonucu yaşadığı travmayı tasvir etme gücüyle türünün en iyileri arasında yer alan Cam Arılar, adeta bir kahinin şaşkınlığa uğratan öngörülerinin de romanı.
Muhteşem bir eser gönülden tavsiyemdir okuyun ve okutun.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitap çok ilginç. Aslında çok farklı bir beklentim vardı ama bir insanın geçmişe dönük psikolojisini okudum. Çeviri muhteşem. Kitabı sanki çevirmen kendisi yazmış kadar hikayeyi okuyucuya geçiriyor.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Cam Arılar içinde kurgu öğelerini barındırsa da felsefi yönünün daha ağır bastığını düşündüğüm "Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir" minvalinde yazılmış bir eser. Okurken altını çizdiğim, üzerinde düşündüğüm pek çok cümle oldu. Kitapla ilgili tek olumsuz eleştirim Yazarın ana konunun gidişatı içerisinde birden geçmişde yaşadığı çok farklı bir konuya geçiş yaparak anlam akışını bozması.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kitapta savaş sonrası bir insanın yeni dünyaya uyumunu okuyorsunuz..Kitap 1957 de yazilmis -o zamanın yeni teknoloji dünyası ile bir askerin eski dünyasının çatışması.. Distopik kurgu olarak degerlendirilse de edebî ve felsefi yönü ağır olan , yazarın barışçıl, aklaki karakterini ve baş kaldıran ruhunu satır satır hissettiğiniz bir metin..
Düşlerimiz ve kısacık hayatımızdaki uykulu hallerimiz.
•
Jaguar’ın, Prospero Kitaplığı adı altında yayımlayacağı serinin ilk kitabı bu. Yine Shakespeare’ın Fırtına’sında Prospero:
“Sonra da büyücü asamı kırıp
Yerin yedi kat altına göneceğim kendi ellerimle
Kitabımı da fırlatacağım
İskandilin erişmediği denizin derinliklerine.”
(Shakespeare, Fırtına, s.91)
diyordu. İşte Prospero’nun yarım bıraktığı ‘yazın’ işine geri dönüyor Jaguar bu seriyle. Ütopya, Distopya, Fantastik ve Bilimkurgu o kitaplar.
•
Arka kapağı okuduğunuzda kitapla ilgili her şeye ulaşacaksınız. Ben işin felsefi boyutunu yazayım.
•
Ernst Jünger, 1957’de yayımladığı eserinde geleceğe dair birçok senaryo sunuyor. Değişen ve gelişen teknolojiyle ‘başkalaşan’ insana dair senaryolar.
•
Güzel eser. Okuyun isterim.
Kitabın ismi dikkatimi çekti .. kitapla tanışmam bu sebeple oldu.. kitap bilimkurgu nitelikli ancak günümüz teknolojisiyle karşılaştırıldığında öyle olağanüstü şeylerden bahsetmiyor. Ancak kitabı özel kılan kitabın 1950 yazılmış olması.. 1950 de böyle bir teknolojinin öngörülmesi muhteşem.. okunabilir. Tavsiye ederim